|
ÇİN GELİYOR ! Çin'den (olumlu ya da olumsuz anlamda) öğrenilecek çok şey var! Çin stratejik düşünüyor ve uyguluyor. Uzun vadeli hareket ediyor. Mevcut yetenek ve avantajlarını biliyor ve bunları iyi değerlendiriyor. Belli yönetim metodolojilerinde saplantı halinde takılıp kalmıyor. Global ve pragmatik oynuyor. Dünyanın en büyük nüfuslu bu ekonomik gücü, ağır ancak çok güçlü adımlarla ilerleyerek global ekonomiye son derece önemli etkilerde bulunuyor. Türkiye'de de bir çok sektörün zor duruma düşmesine, bir çok firma ya da fabrikanın kapanmasına, diğerlerinin de ciddi bir şekilde tedirgin olmasına yol açan bu gücü daha yakından tanımak ve hakkında daha çok düşünmek zorundayız. Sanayicisinden, endüstri mühendisi üniversite öğrencisine kadar toplum olarak Çin'deki büyük resmi okumak zorundayız. Bunu yapabilmek için de onun hareketlerini uzun vadede izlemek, belli bir iki reçete peşinde koşmadan tüm olasılıkları değerlendirerek düşünmek zorundayız. Aşağıda verdiğimiz, 2004 yılının ilk beş ayında Çin hakkında basında çıkan değerlendirmelerdeki satır aralarını bir araya getirdiğimizde ciddi ipuçları elde edebiliyoruz. Örneğin giderek klişe olmaya başlayan "marka olun" ya da "kaliteli üretin" söylemlerinin Çin kabusundan kurtulmaya yetmeyeceğini anlıyoruz. Örneğin Çin'in de hiç beklenmedik sorunlarla karşı karşıya olduğunu öğreniyoruz. Alternatif yöntemler aramaya devam etmemiz gerektiğini öğreniyoruz. WWW.DANISMEND.COM un "Çin Geliyor" projesi, bu tür derlemelerle devam edecek. Bu projeden herkesin, her konuda öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyoruz.
OCAK - MAYIS 2004 Çin
Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Yu Hong Yang, tekstil konusunda Çin
ile Türkiye'nin birbirine tehdit olmadığını belirterek, Çin'li
ailelerin evlerine daha çok Türk ürünü girmesini umduklarını söyledi.
Türkiye'nin geçen yıl 4.34 milyar dolarlık tekstil ithalatı yaptığını
hatırlatan Yang, Çin'in buradaki payının sadece yüzde 8 olduğuna
dikkat çekti. Çin'in Türkiye'nin 10. ticari partneri olduğunu kaydeden
Yang, şunları kaydetti: " Türkiye ile Çin arasındaki ticari açığı
kapatmak için 8 yıl boyunca Türkiye'ye alım heyeti gönderdik. Mayıs ayı
ortasında Türkiye'ye gelen alım heyetimiz 200 milyon dolarlık anlaşma
imzaladı. Bu ticari açığı kapatmak için çok önemli bir anlaşmadır.
Karşılıklı olarak her alanda işbirliği yapmalıyız. Tekstil konusunda
Çin, Türkiye için tehdit değildir. 2 ülke karşılıklı olarak
birbirini tamamlayabilir. Türkiye'nin tekstil markaları Çin pazarına
girebilir. Aramızda büyük işbirliği potansiyelleri var." (Dünya
Gazetesi 25 Mayıs 2004) Cevher
Döküm, Cevher Jant ve Cevher Makina şirketlerini bünyesinde barındıran
Cevher Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özyavuz, müşterilerinin
talebi doğrultusunda Çin'de yatırım olanaklarını araştıracaklarını,
bu amaçla önümüzdeki günlerde bu ülkeye gideceklerini söyledi. (Dünya
Gazetesi 25 Mayıs 2004) Çin'de
iş yapmak istiyorsanız bir kere bir adresiniz olmalı. Avrupa'ya veya
ABD'ye benzemez. İnsanların duygusallığı ön plandadır. Bu frekansı
yakalamak önemli. (Yavuz Onay, Türk-Çin İş Konseyi Başkanı,
Milliyet Pazar Gazetesi 23 Mayıs 2004) Bazı
şirketlerde, çalışanları önce leğenle aşağı inerken, sonra ıslak
saçlarla yukarı çıkarken görürsünüz. Birçok insan ofiste banyo
yapar. Bürolarda terlik ve leğenleri görmek olağan bir görüntüdür. (Noyan
Rona Garanti Bankası Şangay Baştemsilcisi, Milliyet Pazar Gazetesi 23 Mayıs
2004) Çin'deki
gelişmelerin tüm sektörleri olduğu gibi kimyasal madde sektörünü de
etkilediğini söyleyen Aksay Denizcilik A.Ş Kiralama Müdürü Ufuk Çetiner,
"Çin'e doğru uzun sefer ile kimyasal madde akışı kısa hatlarda
gemi sayısını azalttı" dedi. Örnek olarak Singapur çevresindeki
üretimlerde maliyet artışlarının ve nakliye problemlerinin yerinde üretmeyi
getirdiğini ve bu sektörlerde olan üreticilerin fabrikalarını söküp
Çin'e taşımaya başladığını aktardı. (Dünya Gazetesi, Perşembe
Rotası, 20 Mayıs 2004) Çin'in
ekonomiyi soğutma stratejisi sonuç veriyor. Çin Başbakan Yardımcısı
Huang Ju tarafından yapılan açıklamada, banka kredileri sınırlandırılması
ve inşaat sektöründeki yatırımların azaltılmasını içeren önlemlerin,
2004'ün ilk çeyreğinde yüzde 9.8 olan yıllık büyüme oranını
frenlemeye başladığını söyledi. (Dünya Gazetesi 20 Mayıs 2004) Shaanxi
Daily Gazetesi'nin Editörü Du Yao Jeng, Çin ürünlerinin Türkiye'de
ticari çevrelerce "tehlike" olarak görülmesi konusunda
"Bizim burada bazı ürünlerimiz fazla olabilir. Ancak Çin pazarında
da başta zeytinyağı olmak üzere birçok Türk ürünü var"
ifadesini kullandı. (Dünya Gazetesi 20 Mayıs 2004) Prof.
Dr. Kenan Mortan, Çin'in 1981 yılından itibaren yılda ortalama yüzde
8-8.5 büyüdüğünü, son 15 yıldır bunu
yüzde 9'a çıktığını ve geçen yıl 50 milyar dolar yabancı
sermaye çektiğini belirterek, Çin'in yeniden dünya devi olmak istediğini
söyledi. Mortan şöyle devam etti: "O rakamlar gerçektir ve Türkiye
Ortadoğu'da Çin'le stratejik işbirliği yapmayı bilmezse hazır giyim başta
olmak üzere bir dizi sektörde çalkalanma başlayacaktır. Ama Türk
sanayii çalkalanmalarla büyüyor. O darbeleri yemeyen Türk sanayii gerçekten
ıslah olmuyor. Son üç yıldır kriz sonrası verimlilikte ciddi bir artış
var. Sanıyorum uluslararası stratejik işbirliğini de Çin darbeleri ile
öğreneceğiz." (Dünya Gazetesi 5 Mayıs 2004) Pek
çok hammaddeye devasa bir alıcı olarak ortaya çıkan Çin, arzın
yeterli olmadığı veya talebin gerisinde kaldığı mallarda fiyatların yükselmesine
neden oluyor. ... Sorun,
yapılan tahminlere göre Çin'in petrol ihtiyacının önümüzdeki yıllarda
da artarak süreceği ve bu nedenle dünya piyasalarında petrol arzını
zorlayacak olmasından kaynaklanıyor. (Dünya Gazetesi 4 Mayıs 2004) Hükümet,
Çin mallarına karşı denetimleri arttırırken, önlemleri de uygulamaya
koydu. Mevzuata uygun hareket etmeyen 435 firma hakkında soruşturma açıldı,
6 trilyon lira para cezası kesildi. (Ebsohaber Nisan 2004) Tekstil
ve konfeksiyoncularımızdaki “Çin paniğini” biraz hayret ve biraz da
şaşkınlıkla izliyoruz. 2005 yılından itibaren yürürlüğe girecek
olan ve tekstil kotalarını kaldıran anlaşma “sanki daha dün ortaya çıkmış
gibi” davranılmasına da bir anlam veremediğimizi de hemen eklemeliyim.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Türkiye’nin de imza koyduğu ve 2005 yılında
kotaların kaldırılmasını öngören GATT Anlaşması, 1994 tarihlidir.
Dolayısıyla 2005’e ve sonrasına hazırlanmak için yaklaşık 9 yıllık
bir süremiz bulunmaktaydı. Ancak ortadaki panik havasını görünce, ne
devletin ne de firmalarımızın geçen sürede gerekli hazırlıkları
yapmadığını çok daha iyi anlıyoruz. (İzmir Ticaret Borsası Yönetim
Kurulu Başkanı Tuğrul Yemişçi, İzmir Ticaret Borsası Dergisi Nisan
2004) OECD
Uluslararası Yatırım Küresel Forumu ve OECD Dışı Ülkelerle İşbirliği
Programı Başkanı Mehmet Öğütçü; "Çin gerçeğini kafalarımıza
yerleştirip fotoğrafın bütününü dikkate alan, ayakları yere basan
orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirilmeli, karşılaşılan tehditleri
nasıl iki taraf için de "win-win" (kazan-kazan) fırsatlarına dönüştürebileceğimize
kafa yormalıyız. Dahası, "tehdit paranoyasının ötesine geçip bu
ülke ile ilişkilerimizin aynı ölçüde önemli yatırım, teknoloji,
finansman, jeopolitik ve kültürel boyutlarını da mutlaka değerlendirmelerimizin
çerçevesi içine almalıyız. ... Türkiye'nin
ilk defa Çin'li turistlerin gidebileceği ülkeler listesine katılması önemli
bir başlangıç. Şayet beklentileri ve tatil anlayışı farklı olan Çin'li
turiste hitap edecek altyapı ve hizmetler vakit geçirilmeksizin
sunulabilirse, önümüzdeki on yıl zarfında "Orta Krallık" tan
gelir düzeyi yüksek turistleri çekmek pek zor olmayabilir. (Finansal
Forum 26 Nisan 2004) Ülkede
eritilemeyen tasarruflar, sabit döviz kuru rejimi altında, cari işlemler
hesabı yoluyla yurtdışına çıkmış ve bu da deflasyonist bir etki doğurmuştur.
Çin bu gidişi tersine çevirebilir mi? Ne kadar başarılı politikalar
uygulanırsa uygulansın, Çin’de varolan bazı sorunların çözümü
imkansızdır. İlk olarak Çin kendi demografik yapısıyla mücadele
edemez. İkincisi, reformlara bağlı olarak yapılan ihtiyati tasarrufları
eritmek mümkün görülmemektedir. (Yrd. Doç. Dr. Zübeyir Turan,
Standart (TSE) Nisan 2004) 2005'te
kotaların kaldırılmasıyla birlikte Çin otomotiv sektöründe kriz yaşanma
ihtimaline dikkat çeken Çin'in Ankara Büyükelçisi Song Aiguo, şunları
söyledi: "Kotaların kalkmasıyla birlikte yabancı arabalar Çin
pazarına girecek. Biz yılda 2.5 milyon araç üretiyoruz. Ama talebi karşılamıyor.
Yabancı arabalar girerse bu sektör ve çalışanlarımız ne olacak diye düşünüyoruz.
Ama biz bu dezavantajımızı avantaja nasıl dönüştürebileceğimiz üzerinde
çalışıyoruz." (Milliyet Gazetesi 25 Nisan 2004) TOBB
Tekstil Grubu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu "Çin'den korkmuyorum.
Çin'e gömlek giymesini öğretelim. " (Serpil Yılmaz, Milliyet
Gazetesi 25 Nisan 2004) ABD
olsun, AB olsun, Çin'e yabancı yatırım anlamında aşırı destek
vererek Çin ekonomisini bir anlamda güçlendiriyorlar. Evet hedefleri bir
anlamda Çin'e daha çok mal satmak ama, yatırım ve üretimlerle ekonomik
anlamda güçlendirdikleri Çin çok ileride güçlendiğinde siyasi anlamda
bir tehlike yaratmayacak mı? ... Bugün
her şey daha çok istihdam üzerine oluşturulmuş. Sadece pamuk tarımından
100 milyon kişinin, kırsal kesimdeki tekstil üretiminden 13.5 milyon kişinin,
şehir nüfusundan 5 milyon kişinin ekmek yediği düşünülürse yapılan
yatırımların tam kapasiteye ulaşamaması, bu kapasitelerin doldurulmaması
hali, 2005 sonrasının getireceği acımasız rekabet koşulları
paralelinde tekstil çalışan gücünü korumak ve hatta büyümek ihtiyacını
beraberinde getiriyor. Elbette tüm bu olumsuzluklar bir korku romanı gibi
yöneticilerin önünde duruyor. (Şevket Sürek, Dünya Gazetesi 22
Nisan 2004) Çin
yöneticileri adlarının ucuz ve kalitesiz mal satıcısına çıktığı
konusundan hayli rahatsızlar ve her fırsatta bu sorunu aşmaları
gerekliliğini vurguluyorlar ve yardım talep ediyorlar ama taklit mal
konusunda hiç sesleri çıkmıyor. (Dünya Gazetesi 21 Nisan 2004) Çin'de
çok sayıda nükleer santral var...Büyük şehirler civarında kömür
rezervleri tükenmiş...Devasa ölçeklerde yapılan fabrikalar bir çok
sorunu da beraberinde getirecek. Bu fabrikaları tam kapasiteye çıkaramazlarsa
maliyetleri yükselecek, devamlı yüksek maliyet rekabet güçlerini her geçen
gün zorlaştıracak. Bugün için istihdam daha önemli ancak zarar söz
konusu değil. Peki bu saadet nereye kadar sürebilir?...Petrol konusunda
giderek dışa bağımlı hale geliyorlar...Şu anda "kritik eşik"
diye adlandırdıkları 100 milyon tona çok yaklaşmışlar. (Dünya
Gazetesi 21 Nisan 2004) Çinli’lerin
yüksek kalite ve yüksek fiyat konusunda yaptıkları ilk iş Türk
tekstilcisinin yıllardır ıskaladığı ve gereken önemi vermediği
"modayı takip et marka ol" gerçeğini görmeleri...25 adet çeşitli
kategorilerde ve üniversite düzeyinde aktif eğitim yanı sıra 20'nin üzerinde
moda okulunda tasarımcı yetiştiriliyor, yurtdışında eğitime gönderiliyorlar.
Çin'deki moda okullarının yöneticileri ülkelerinde isim olmaya yaklaşmış
birçok İtalyan ve Fransız modacılar...(Dünya Gazetesi, 21 Nisan
2004) Çin'de
şehir içine ve hemen yakınlarına yapılan binalar ve şehir dışına
yapılan devasa boyuttaki fabrika binaları dünyadaki demir-çelik fiyatlarının
neden patlama yaptığına çok açık bir cevap veriyor ama sanayi işletmelerindeki
boş alanlar ve mevcut kapasitenin de tam kullanılamaması bir çok soruyu
da cevapsız bırakıyor. ... Her
yerde daha çok kapitalizmin varlığını gözlemlediğiniz bu ülkede komünizm
anlamında görünen bir şey yoktu ama ilan edilen 3 ana amaç vardı. Yatırımı
ve paralelinde istihdamı arttırmak, yabancı sermayeyi çekmek ve mümkün
olduğunca fazla döviz girdisi sağlamak. Hal böyle olunca maliyet hesabına
sadece hammadde ve aksesuar dahil ediliyor, diğer yükler dikkate alınmıyor
ve zarar dert edilmiyor. (Şevket Sürek, Dünya Gazetesi 20 Nisan 2004) Son
olarak 4 sene önce ziyaret ettiğim bu ülkede şaşırtıcı değişiklikler
olmuş. Bu değişiklik sadece beni değil, Çin'i bilen diğer kişileri de
"şok" anlamında dağıttı. İnanılmaz uzun vadeli bir
planlamanın devlet, vatandaş, sanayici, ve ihracatçı işbirliğinde nasıl
adım adım ve sabırla yerine getirildiğini görmemek mümkün değil... ... Bir
de "cin fikirler" var...Türkiye'de yaşıyorlar ve biz onlara
"ne alırsan bir milyon"cular diyoruz. Bu kişiler Çin'li üreticilere
olabildiğince kalitesiz ve ucuz sipariş veriyorlar. Çin'de dahi satılamayacak
kalitede olan bu malları, sınırlardan kaçak veya gümrük oyunları ile
ülkeye sokuyorlar. örneğin bir elektronik alet siparişi verip
"bir-iki düğmesini birkaç devresini eksik koy, görüntüde cihaz
olsun ama ucuz olsun" tarifiyle Çin'li satıcılar üzerinde baskı
kuruyorlar. (Şevket Sürek, Dünya Gazetesi 15 Nisan 2004) 12
derece sıcaklıktaki Paris gününde nerede ise tüm Parisliler
sokaklarda ve alışveriş merkezlerinde Çin alıyorlar. Bırakın sıradan
mağazaları, marka olmuş ürünlerde dahi "Made in China" hakim. ... Hani
"Marka olun Çin'den etkilenmeyin" diyenler var ya, markaların bu
halini dikkatlerine sunarım. ... New
York'ta 5. cadde tüm markaların bulunduğu ünlü bir cadde. Marka mağazaların
nerede ise tamamında satılan ürünlerdeki etiketler Paris mağazalarındaki
gibi Çinleşmiş. ... Satış
fiyatları Paris mağazaları gibi uçuk anlamında yüksek. ... Hala
"Marka olun yırtın" diyenler varsa bir kez daha düşünmeliler. ... ABD'li
büyük kapasiteli bir iplik üreticisi 2008 beklentisi için "Çin'de
yatırım yapmış çok sayıdaki ABD'li ve AB'li yatırımcının
milyarlarca dolar yatırımları var. 2005'in 2008'e uzatılması karşısında
onlar da DTÖ'ye karşı baskı yapıyor." (Şevket Sürek, Dünya
Gazetesi 8 Nisan 2004) Çin,
çelik üretimi için gereksinim duyacağı hammadde teminini güvenceye
almak üzere uzun vadeli bir atılım başlattı. Çin'li çelik üreticileri
hammadde olarak kullandıkları demir cevheri, kok kömürü ve paslanmaz çelik
üretimi için vazgeçilmez bir katkı maddesi olan nikel tedariki için dünyanın
dört bir yanında tedarikçi firmalarla önemli bağlantılar kuruyorlar.
Bunun ötesinde, Çin'li üreticiler Brezilya, Avustralya ve Amerika Birleşik
Devletleri'nde demir-çelik haddehaneleri kurup buralarda üretecekleri çeliği
Çin'e göndermeyi planlıyorlar. (Dünya Gazetesi 8 Nisan 2004) Çin'de
çok sayıda fabrika gezdiklerini ve fabrikaların yöneticileri ile konuştuklarını
belirten İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB)
Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, "Bunlarla mücadele etmek,
savaşmak çok zor. Bu nedenle bugüne kadar tamamen koruma üzerine olan
stratejimizi değiştirmemiz gerektiğini gördük. Çünkü Çin'i gördükten
sonra Türkiye'ye yapılan ihracatın toplam ticareti içinde hiç önemli
olmadığını gördük. Yani bu büyük tehdidin daha büyük bir bölümünü
görmedik." görüşlerini savundu. Çin'li yetkililere ortaklıklar
kurmayı, işbirliği yapmayı önerdiklerini ifade eden Gülle, "Onlar
bize özellikle Uzakdoğu ve Çin pazarı için, biz de onlara Türkiye'nin
çevresindeki ülkeler için işbirliği yapabileceğimizi söyledik." (Dünya
Gazetesi 7 Nisan 2004) Türkiye'nin
endüstriyel mutfak ekipmanları ve cihazları konusunda önemli üretici
firmalarından birisi olan Öztiryakiler Madeni Eşya Sanayi ve Ticaret A.Ş,
Çin tehdidine karşı çözümü, ürün çeşidini artırmakta ve Çin'in
girmediği Rusya pazarında yatırım
yapmakta buldu. Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki, Çin
ile baş edebilmek için üretim konseptlerini değiştirdiklerini ve
Rusya'da var olan yatırımlarını artırma yoluna gideceklerini söyledi. (Dünya
Gazetesi 5 Nisan 2004) Çin
mallarının tamamı kalitesiz değildir. Kaliteli ve kalitesiz malın ayrımı
da TSE tarafından yapılan laboratuar testlerinde ortaya çıkmaktadır. … Çin’den
ayrıca soğutma ve ısıtma cihazlarında kullanılan vana, termostat,
valf, seviye şalteri gibi kompenentler ithal edildiğini duyuyoruz. Bunların
yerli sanayi ürünlerinde kullanılmaya başlanması halinde neler
olabileceğini henüz bilmiyoruz. ( Soğutma Isıtma ve Klima Sanayi
Meslek Komitesi Başkanı Erol Ertaş, Ebsohaber Mart 2004) Şişecam
Cam Ev Eşyası Grup Başkanı Gülsüm Azeri, "Çin kendisi çok cazip
bir pazar. Çin'deki züccaciye kullanımının gelir artışına paralel
olarak çok hızlı arttığını görüyoruz. Bu nedenle satışlarımızın
belli bir orana geldiğini düşündüğümüz noktada herhalde Çin'de de
yatırım yapmamız gündeme gelecektir. (Dünya Gazetesi 3 Mart 2004) Seri
makine imalatı sanayinin en büyük hammaddesi pik demirdir. Türkiye üretiminin
önemli bir bölümünü bugün Çin’e ihraç ediyor ve bizler hammadde
bulmakta sıkıntı çekiyoruz. (Seri Makine İmalatı Sanayi Meslek
Komitesi Başkanı Gürcan Ekler, Ebsohaber Mart 2004) Döküm
sanayi, dünya hurda piyasalarındaki fiyatların sürekli şekilde artması
nedeniyle durma noktasındadır. Bunun en büyük nedeni ise Çin’in bu
piyasada son yıllarda en büyük alıcı konumuna gelmesidir. (Döküm
Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Metin Deyirmenci, Ebsohaber Mart 2004) Çin’den
gelen her gemi iki fabrikanın kapanması demektir. Ucuz ve dampingli mallar
geliyor. Bunları ülkemizde satış fiyatına bile mal etmek mümkün değil. … İtalya’da
olduğu gibi sadece marka olan 8-10 firmanın ayakta kalmasının doğruluğu
da tartışılır. Türkiye’yi ayakta tutan emek yoğun sektörleridir.
Avrupa bizi Bangladeş, Fas, Tunus ve Çin ile mukayese ediyor. Halbuki bu
ülkelerle aramızda en az yüzde 50 fark var. (Pamuk İpliği Dokuma ve
Kombine Tesisler Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Hüseyin Arıcı,
Ebsohaber Mart 2004) Bazı
ana sektörler ve bunlara çalışan alt sektörler Çin’in rekabetine karşı
koymakta zorlanıyor. Bunların başında emek yoğun yapısıyla dikkat çeken
tekstil, oyuncak ve hediyelik eşya geliyor. Avrupa’nın büyük ithalatçılarının
siparişlerini Çin’e kaydırdığı belirtiliyor. … Ege
Bölge Sanayi Odası meslek komiteleri başkanlarının ortak görüşü; Hükümet
sanayiciyi haksız rekabetten koruyacak düzenlemeleri yapmalı ve kalitesiz
Çin mallarının girişini engellemeli. Yine sektör temsilcilerine göre
üreten sektörlere ucuz hammadde ve enerji temini konusunda teşvikler en kısa
sürede devreye sokulmalı.(Ebsohaber Mart 2004) Dünya
ekonomisini titreten Çin, ilk defa sağlıksız büyüme sıkıntısını
yaşadığını kabul etti. Çin Başbakanı Wen Jiabao, yıllardır sürdürülen
agresif büyüme politikalarının gün geçtikçe dengesiz para politikalarına
dönüştüğünü itiraf edip, büyüme oranlarını düşüreceklerini
bildirdi. Geçen yıl yüzde 9.1’lik büyüme hızına ulaşan Çin
ekonomisinde sosyal eşitsizliğin gün geçtikçe ciddi bir sorun teşkil
ettiğini ifade eden Jiabao, bu nedenle büyüme rakamını yüzde 7’ye
indireceklerini bildirdi. (Ebsohaber Mart 2004) TOBB
Sanayi Odaları Konsey Başkanı Çolakoğlu, Çin ile mücadele için bu ülkenin
ekonomi politikalarının iyi tanınması ve her bakanlıkta Çin masası
kurulması gerektiğini söyledi. (Ebsohaber Mart 2004) Giderek
artan açığın Çin’in Türkiye’yi de turizm mecraları arasına
katması sonucu elde edilecek turizm gelirlerinden kısmen kapatılabileceği
umuluyor. Çok sayıda tesisin kapanmasına yol açan ucuz Çin malı girişine
karşı devletin daha sıkı denetim uygulaması istenirken, tekstilcilerin
Çin rekabetine karşı koyabilmek için daha kontrollü yatırım ve küresel
düzeyde marka satın almaya yönelmeleri öneriliyor. … Türkiye’nin
10 yıllık toplam ihracatı Çin’den geçen yıl 11 ayda yapılan ithalatın
oldukça altında kaldı. Türkiye’nin Çin ile ticaretindeki açık 8
milyar 145.6 milyon dolara ulaştı. … Türk
firmalarının ise Çin’de ağırlıklı olarak tekstil alanında toplam
değeri 15 milyon dolar olan 6 adet kayıtlı girişimi bulunuyor. Doğrudan
yatırım olmamakla birlikte özellikle elektronik, gıda ve tekstil sektörlerinde
pek çok Türk firması üretimlerinin önemli bir bölümünü Çin’de
gerçekleştiriyor. … Türk
firmalarınca muhabir bankacılık ilişkilerindeki eksiklikler, taşımacılık
sorunları, standartlar ve telif haklarında yaşanan sıkıntılar, Türk
firmalarının ekonomik sıkıntıların yaşanmadığı dönemlerde yeni
Pazar arayışı konusunda istekli davranmayıp Çin’i uzak bir Pazar
olarak değerlendirmesi, pazara yönelik bilgi eksikliği gibi sorunlar da
dile getiriliyor. … Çin’e
yönelik olarak Türk firmaları tarafından dile getirilen en büyük sorun
Çin bankalarının teyitli akreditif açmaması olarak gösteriliyor. … Pazar
koşullarındaki değişiklikler söz konusu olduğunda Çin’li firmaların
daha önce üzerinde anlaşılmış alım satım koşullarında değişiklik
yapmak istemesi, Türk firmalarını ürünlerini gümrüklerden çekemeyecekleri
baskısı ile yeni koşullar üzerinden anlaşmaya zorlamaları da zaman
zaman karşılaşılan durumlar arasında yer alıyor. … Yaklaşık
1.3 milyara ulaşan nüfusun konut ihtiyacı ve 2008 olimpiyat oyunlarına
Çin’in başkenti Pekin’in ev sahipliği yapacak olması inşaat, müteahhitlik
ve inşaat malzemeleri firmaları için önemli bir potansiyel teşkil
ediyor. Fakat özellikle adeta bir inşaat şantiyesine dönen Şanghay başta
olmak üzere Çin pazarındaki büyük potansiyele Türk firmalarının
ilgisiz kaldığına dikkat çekiliyor.(Ebsohaber Mart 2004) Türkiye
Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Umut Oran, Çin’i sadece
rakip olarak görmenin son derece yanlış olduğunu belirterek, “Çin’in
büyük bir Pazar olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Çin’e öcü diye
bakarsak yanlış olur, onlara gelin Türkiye’de yatırım yapalım diyeceğiz”
dedi. (Konfeksiyon Teknoloji Panorama) Çin’in
etik, eşit ve adil ticaret kurallarını hiçe sayan tutumuna karşı ortak
tavır oluşturmak amacıyla Türk ve Amerikan tekstil ve konfeksiyon
sanayinin önde gelen kurumlarının oluşturduğu İstanbul Deklarasyonu bütün
dünyada geniş yankı buluyor. (Konfeksiyon Teknoloji Gündem) Çin’in
yükselen bir tempoyla ithal ettiği ürünler demir cevheri, petrol, kömür,
nikel, çelik, bakır, alüminyum, tahıl ve pamuk olarak sıralanıyor.
2003 yılı içerisinde Çin’in hampetrol talebi yüzde 30, petrol ürünleri
talebi yüzde 54 arttı. Çin’in talebine bağlı olarak 2003 yılı Ekim
ayından bu yana petrol fiyatlarında yüzde 12 artış yaşandı. Çin’in
dünya metal tüketiminde 1998 yılında yüzde 4 olan payı da bugün yüzde
13’e çıktı. ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley’in araştırmasına
göre Çin aynı hızda tüketmeye devam ederse gelecek 5 yılda alüminyumun
yüzde 25’i, bakırın yüzde 27’si, nikelin de yüzde 9’u bu ülkeye
gidecek. … Çin’de
özel sektörde haftanın 7 günü çalışılıyor. Birçok işletme
bayramlar dahil hergün hizmet veriyor. Ücretler 70-80 dolar düzeyinde. Nüfus
çokluğuna bağlı olarak oluşan işgücü ucuzluğunun 20 yıl daha bu özelliğini
koruması bekleniyor. Halen uygulanan vergi sisteminde akaryakıt üzerindeki
vergi yükünün çok az olması dikkat çekiyor. (Ebsohaber Şubat 2004) Çin’in
farklı metodlar geliştirmeye başladığını vurgulayan Tüzmen, “ Çin
malları başka bir yerden, başka bir ülke üzerinden geliyor. Bugün
sadece Çin’den gelen mallar değil tehlike. Bugün Avrupa Birliği’nden
Çin malları gelmeye başladı.” (Kürşat Tüzmen, Ebsohaber Şubat
2004) Sektörler
Zorda… Tekstil:
2003 yılında Çin’in agresif fiyat indirimleri karşısında Türkiye
ilk kez ABD pazarında kotalarını dolduramadı. Oyuncak:
Son dönemde sektördeki daralma nedeni ile 3 bine yakın imalatçı işyerine
kilit vurdu. Halı:
Çin’in Türk el halılarını taklit ederek yaptığı üretim hem Türkiye’deki
üretime hem de Türkiye’nin ihracatını olumsuz yönde etkiledi. Gözlük:
Çin malı gözlüklerin piyasaya girişi ile birlikte imalatçı sayısı
160 tan 20 ye düştü. Armatür:
Toplam armatür ithalatının içerisindeki Çin’in payı yüzde 3’ten yüzde
76’ya çıktı. Lastik:
2001 yılında Çin’den toplam 132 bin 322 lastik ithal edilirken bu rakam
2002 yılında 442 bin 338’e, 2003 yılının yedi ayında ise 755 bin
334’e çıktı. Kilit:
Çin menşeli ürünler yüzünden irili ufaklı 20 firma kapandı. ... 17
Kasım’ın hemen öncesinde ABD’nin altı kategoride kota koymaya hazırlandığı
sıralarda bir Çin heyetinin ABD’ye giderek 6,5 milyar dolarlık kargo uçağı
bağlantısı yapması sonrasında kota kategorilerinin 6’dan 3’e
indirildiği ileri sürülüyor. (Ebsohaber Şubat 2004) Çin’den
gelecek malların kalitesi olması gerekir. Türkiye’ye Çin’den gelecek
mallardan ülke ekonomisini koruyacak vergilerin alınması gerekir. Çin
malları ülkeye girdikten sonra çok sayıda sanayicimiz etkilendi. İşyerlerini
kapatanlar oldu. İşlerine devam edenlerin de işlerinin azaldığını görüyoruz.
(S. Nafiz Acarbay, Ekonomik Forum Şubat 2004) Samsun
TSO Başkanı Adnan Sakoğlu, “Türkiye’nin en önemli sorunlarından
birisi Çin pazarıdır. Çin mallarının, Türkiye’ye illegal yollardan
girdiği biliniyor. Gerekli tedbirler alınarak bu ithalat ortamından Türkiye’nin
kurtarılması gerekir” dedi. (Ekonomik Forum Şubat 2004) Yapılan
çalışmalara dayanan öngörüler, önümüzdeki 20-25 yılda 700 milyon
Çinli’nin işgücü piyasasına katılacağını bize işaretliyor. ABD nüfusunun
2 yada 3 katı büyüklüğünde bir insan gücü, mevcutlara eklenecek.
Bunlarla erişilecek üretim gücünü düşündüğünüzde uzun dönemde dünyanın
nasıl şekilleneceğini hayal etmek bile zorlaşıyor. Böyle bir gücün
parçası niteliğindeki yuanın da güçlü ve güvenilir bir para olması
kaçınılmaz. Bunun da olmasa olmaz koşulu, devalüe edilmeden uzun süre
dünya para sisteminde görevini yapabilmek. Bunu gerçekleşmesi ve güçlü
bir yuanın sistemde işlev görmesi Türkiye’nin lehine. Zira zaten yüksek
bir verimlilik ve düşük bir işgücü maliyeti ile üretim yapan Çin ile
rekabet etmek güç. Bizim açımızdan, güçlü ve Japon Yeni’nin yerini
uzun dönemde alacak Çin parası her bakımdan avantajlı. (Gazi Erçel,
Ekonomik Forum Ocak 2004) Uluslar arası para piyasalarında tedirgin bekleyiş sürüyor. Avrupa, Amerika ve Çin arasındaki ekonomik mücadele, Euro, Amerika Doları ve Yuan arasında yaşanan “para savaşı” na dönüştü. Ve bu “savaş” ın nasıl sonuçlanacağı konusunda uzmanlar görüş ayrılığı içerisinde. Çin’in 11 Eylül 2001’den bu yana emtia fiyatlarını yüzde 40 yukarı çeken ve piyasaları altüst eden hammadde talebinin bu ölçüde devam etmesi halinde, bloklar arasındaki para savaşının şiddetleneceği öne sürülüyor. … Çin’in
1 dolar 8.28 yuan sabit kurunu uygulaması nedeniyle dolar değer kaybettikçe
yuan da değer kaybediyor. Kaynakların Çin’e transferi giderek hızlanıyor.
Yatırımlar Çin’de yoğunlaşıyor. (Ekonomik Forum Ocak 2004) İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle “Aynı segmentte üretim yapıldığı sürece Çin’le başa çıkmanın mümkün olamayacağını belirtiyor ve “(Nasıl farklı bir şey yaparız da Çin ile baş ederiz?) sorusuna yanıt bulmalıyız. Üretim ve kalite düzeyinde Dünya’nın en büyük ve en rafine üreticilerinden biri olan Türkiye, 2005 e hazırlanma sürecinde meseleyi erken idrak etmiş olmasına rağmen gerçek çözümler üretmek ve ilerlemek konusunda yavaş davranıyor. Biz asıl olarak 2005 ve Çin’den değil, değişim konusundaki yavaşlığımızdan korkmak durumundayız” diyor. (İTHİB Başkanı İsmail Gülle, Haberfokus Globus Ocak 2004) Çin’e
yalnızca “üretici rakip” gözlüğü ile bakmak da yanıltıcı.Çünkü
bu büyük üretici aynı zamanda bir büyük tüketici de… (Haberfokus
Globus Ocak 2004)
"ÇİN GELİYOR" proje ekibi Memet Özkan Özgür Yıldız
|