WWW.DANISMEND.COM

İŞ  DÜNYASINI  NELER  BEKLİYOR?

Günümüzün iş dünyası, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde geleceğini görmeye ihtiyaç duymaktadır.  

Gelecekteki riskleri bugünden göremeyenlerin aldıkları yaralar artık öldürücü olabilmekte, fırsatları tahmin edebilmek ise eskisine göre çok daha zorlaşmış durumdadır.

    * Hangi sektörde, hangi işlerde, hangi bölgede, hangi ekonomide neler 

       olacak?

    * Yakın gelecekte beklenenler neler?

    * Nelere hazırlanmalıyız?

    * Nelerden kaçınmalıyız?

Web sayfamızda www.danismend.com düzenli olarak yayınladığımız “İŞ  DÜNYASINI  NELER  BEKLİYOR ?“ adlı araştırmamızda, bu sorulara yanıtlar arıyoruz.

İş adamlarının, yöneticilerin, girişimcilerin, çalışanların mutlaka okuması gerektiğine inandığımız bu araştırmayı, güncel ekonomik-siyasi basın ve yayını, otoritelerin söylediklerini ve yaptıklarını, yerel ve küresel gelişmeleri detaylı bir şekilde tarayarak, ciddi kurumsal referansları baz alarak oluşturuyoruz.

Rapordaki  periyodik güncellemelerden haberdar olmak isteyen okurlarımızın uyeoldanismend@hotmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Çalışmalarınızda destek olması dileğiyle bilgilerinize sunarız…

 

 

SAYI 4 (MAYIS-HAZİRAN   2008)

 

Dünya’dan…

 

Artan enerji fiyatları nedeniyle Almanya’da yıllardır ilk kez bir şirkete Münih yakınlarında petrol arama izni verildi. İngiltere, Norveç, Romanya, Arnavutluk gibi ülkelerde de hızla petrol kuyuları açılıyor. Avrupa’da petrol arama trendi giderek yaygınlaşıyor.

 

Pamuk ve enerji fiyatlarındaki artışın Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerinde maliyetleri yükseltmesi nedeniyle, yakında Avrupa ve ABD’nin konfeksiyon ürünlerine daha fazla para harcıyacağı düşünülüyor.

 

Tarım ve madende fiyat artışlarının kalıcı olduğunu düşünen küresel şirketler, krizin dinmesini beklemek yerine birleşme ve satınalmalara yönleniyorlar. Bu durum küresel şirketlerin geçici bir durum içinde olmadığımızı, yapısal bir değişiklik yaşadığımızı düşündüklerini gösteriyor.

 

Tüm dünyayı etkileyen gıda krizinden faydalananların başında tohum, gübre ve tarım gereçleri üreticileri geliyor. Bu alanlardaki fiyat artışları, gıda üreticisi olan şirketlere, oradan da tüketiciye yansıyor.

 

Belçika KBC bankası yeni yatırım aracını piyasaya sürdü: Banka 6 tarım ürününün (Buğday, kakao, kahve, şeker, mısır ve soya) fiyatlarındaki artışa endeksli bir hayat sigortası yarattı. Sonuç: tarım ürünlerinin fiyatı arttıkça kazançlar şişecek. Kazançlar şiştikçe başka yatırım fonları da piyasaya girecek. Onlarla birlikte fiyatlar yeniden artacak.

 

Özellikle ABD ve Avrupa devletleri tarıma sağlanan destek sonucu tarımda elde ettikleri üretim fazlasını üçüncü dünya ülkelerine satıyorlar. Böylece fakir ülkeler tarıma yatırım yapmadan, başta tahıl olmak üzere temel gıda ürünlerinin önemli bir kısmını yurtdışından alıyor. Gıda üreten ülkeler ürün ihracatını kesince ya da artan gıda fiyatları nedeniyle, tamamen ithalata bağımlı yaşayan çok sayıda Asya ve Afrika’lı ülke sıkıntıya giriyor.

 

Myanmar’daki kasırganın dünya pirinç fiyatlarını yükseltmesi bekleniyor.

 

Hızla artan gıda fiyatları, yatırımcıları yeni kazanç yöntemleri aramaya yöneltiyor. Son trend ise, eski SSCB ve Asya ülkelerindeki boş tarım arazilerini ucuza kiralamak.

 

2007 yılında altın üretiminde Güney Afrika’yı geçen Çin’in, 2008 yılında da liderliğini koruyacağı bekleniyor.

 

Çin ve Hindistan pazarlarının büyüklüğüne bakıp, onları gelecekte dünyayı kurtaracak ekonomiler diye düşünmek hatalı olabilir çünkü Çin ve Hindistan’da da bugünden ciddi problemler yaşanıyor. Bunları dikkatle izlemekte fayda var.

 

ABD’deki durgunluğun artması, kredi kartlarında da bir patlamaya yol açabilir. Bu durumun mortgage’den daha ağır sonuçlara yol açması beklenmelidir.

 

Basel II kurallarınının da etkisiyle dünyada bankacılık sektörünü sermayeyi az tüketen alanlara yönelmekte bunun başında da öncelikle tüketici kredileri ve ardından KOBİ kredileri gelmektedir.

 

Küresel banka kredilerindeki bölünme dikkat çekici: İngiliz bankaları Afrika’da yoğunlaşırken, İspanyol bankaları Latin Amerika’da, İngiliz ve ABD bankaları Asya’da, Alman ve Avusturya bankaları ise Doğu Avrupa’da ön plana çıkmaktalar. 

 

OECD merkezli bankacılar gelişmekte olan ülkelerde sosyal, çevresel alanlara veya istihdama artan bir ilgi göstermeye başladılar. Kalkınma finansmanında sosyal sorumluluk faaliyetleri ön plana çıkmaya başladı (eğitim, sağlık, mikrofinans, fakirliği azaltma vd.).

 

Telekomünikasyon şirketlerinin daha ucuz işçilikle maliyetleri düşürmek ve daha yüksek karlar elde etmek amacıyla üretim tesislerini başka bölgelere taşımaya başlamaları ile Batı Avrupa’nın mobil telefon endüstrisindeki konumunun gittikçe önemini kaybettiği görülüyor.

 

Küresel ısınma ve buna bağlı olarak iklim değişikliklerinin en önemli nedenlerinden biri olarak turizm sektörü gösteriliyor. En çok turizm sektöründe kullanılan uçakların bıraktığı sera gazları küresel iklim değişikliklerine neden oluyor. Bunu diğer ulaşım araçları takip ediyor.

 

Dünyada bir zamanlar gerçekleşmiş olan “Kanlı elmas” ve “kanlı petrol”den sonra “kanlı gıda” döneminin başlaması kesin gibi görülüyor.

 

Bugüne kadar “sanayiye girdi sağlayan sektör” gözüyle bakılan tarım, doğal statüsüne dönecek : “İnsanlığı besleyen sektör”.  

Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkeler yabancı iç çamaşırı üreticilerine büyük fırsatlar sunuyorlar. Gelir artışına paralel olarak gelişen ülkelerdeki satışlar, nüfusun giderek yaşlandığı Batı’ya oranla 4 kat daha hızlı artıyor.

 

10 yıl içinde Dünya’daki demir-çelik üretiminin %50’sini 3-5 firmanın gerçekleştirmesi bekleniyor. Birleşen güçler her sene fiyatlarını yükseltiyorlar. Kartelleşme tehlikesi her sektörde kendini gösteriyor.

 

Çelik fiyatlarının 6 ayda %50 artmasına rağmen, henüz zirve yapmadığı söyleniyor. Bu durumdan çelik şirketleri de rahatsız. Bir çoğu maden şirketinden demir cevheri satın almak yerine, kendi madenlerini almaya ve işletmeye başladı.

 

Çin ve Rusya, madencilik sektöründe birleşme ve satınalmaların lideri konumundalar.

 

Türkiye’den…

 

Deutsche Bank baş ekonomistine göre son zamanlarda gıda fiyatlarında yaşanan artışlar, tarım ülkesi olan Türkiye’nin AB nezdinde önemini artırıyor.

 

Dünya Bankası Tarım ve Kalkınma Bölümü yöneticisi Cackler, gıda krizi yaşıyan dünyada, biyoçeşitliliği en yüksek ülke olan Türkiye’nin gıdada katma değerli ürünlere yönelmesi gerektiğini söyledi.

 

Mercimek’te kriz bekleniyor.

 

E&Y’a göre Türkiye’nin, batı dünyasında olmayan bir krizi, AVM (alışveriş merkezleri) krizini yaşama riski var. AVM sayılarının giderek artması, pazarın doyuma ulaşıyor olması bunun nedenleri arasında gösteriliyor. Sektörde konsolidasyon bekleniyor.

 

2008 yılında Türkiye bilişim pazarının %14 büyüme ile 27,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

 

Yeni fırsatlar genel yazılım sektöründe değil, spesifik konulu yazılı sektöründe görünüyor.

 

Kur farkı sıkıntısı devam ettikçe, ana sanayinin daha fazla yerli sanayiye yönelmesi bekleniyor.

 

Yabancı fonlar Türkiye’de finansman sektöründeki rekabet nedeniyle kârlılığın azalacağını söylemekle beraber, enerji, telekomünikasyon ve sağlık-gıda alanında yüksek beklentiler içerisindeler.

 

Türkiye’de varlık fiyatlarının ucuz olduğu alanlara yabancı yatırımlar hala bekleniyor.

 

Körfez fonları Türkiye’ye temkinli bakmaya devam ediyorlar.

 

Önümüzdeki 2-3 sene içerisinde bankacılık sektöründe yeni bir konsolidasyon dalgası beklenebilir.

 

Son 7 yılda sürekli yükselişte olan plastik hammadde fiyatlarının arz fazlalığı nedeniyle 2009-2011 arasında düşmesi bekleniyor. Bununla birlikte plastik sektörü de yeniden yapılanma içerisine girecek.

 

Türkiye’deki bankacılık sektörünün henüz büyüme aşamasında olduğu düşünülüyor, bu nedenle bankalar 2008’de 20 bin kişiyi işe almayı planlıyor, şübeleşme atağı ise sürecek.

 

Yüksek fiyatlara ulaşan altın nedeniyle kuyumcuların çalışma şekli değişiyor: siparişe göre üretim yapmaya başlıyorlar ve ayrıca hurda dönüşümü giderek artıyor.

 

Küresel ısınma ve buna bağlı olarak iklim değişikliği dünyadaki turizm akışını da terse çevirecek. Kuzeyden güneye olan turist akışı bu defa aşırı sıcaklar nedeniyle Güneyden Kuzeye doğru yönelecek. Bu durum Türkiye’nin de dikkat etmesi gereken bir konu.

 

Küresel ısınmanın bir etkisi olarak mayo sektörü olumlu etkileniyor. Isınan havalar tatil sezonunu uzatıyor, mayo ve bikini satışları da artıyor.

 

Perakendeciliğin gelişmesiyle birlikte 6 yıldan bu yana kesintisiz büyüyen reklam sektörü, bu yıl da büyümeye devam ediyor. KOBI’lerin reklamveren olarak pazara girmeleri bekleniyor.

 

Yale ve Columbia üniversitelerinin Çevre Performansı Endeksi çalışmasına göre Türkiye’nin turizmdeki en büyük rakipleri İspanya ve İtalya, yeşili en iyi koruyan ilk beş ülke arasına girmeyi başardı. Ekosistemini en kötü koruyan üç ülkeden birisi Türkiye.

 

Irak’ta sorun yaşayan, Rusya’da olimpiyatlar için fırsat kollayan çimento sektöründe yeni fabrikalar kurulması yerine, konsolidasyonlar bekleniyor.

 

 

 

SAYI 3 (EYLÜL  2007)

 

Dünya’dan…

 

AB raporlarına göre dünya genelinde güneş enerjisi ekipmanı sanayi gelirlerinin 2010’a kadar 3 kat artış yaşaması bekleniyor.

 

Meksika ekonomisinin, 2035 yılına kadar Fransa’yı geride bırakacağı düşünülüyor.

 

AB’nin yeni ülkeleri Romanya ve Bulgaristan ekonomilerinde cari açıklardan kaynaklanan  sert inişler bekleniyor.

 

1997 Asya mali krizinden en sağlam şekilde toparlanan ülkenin Güney Kore olduğu söyleniyor. Güney Kore’nin başarısına gerekçe olarak, ülkedeki aile holdinglerinin rekabetçi bir şekilde yeniden yapılandırılması gösteriliyor.

 

Brezilya, dünyanın en ucuz etanol üretimini gerçekleştirerek pazarın % 40’ını elinde bulunduruyor. Brezilya’nın, yeşil enerji sayılan biyoyakıt üretimindeki gelişmesinin devam etmesi bekleniyor.

 

AB, stratejik ortaklık ilişkisinin bulunduğu Çin, Rusya ve Hindistan’ın yanısıra, Brezilya’ya da stratejik ortaklık teklif ediyor. Hedef, biyoyakıt üretimi.

 

IMF verilerine göre Gelişmiş 8 (G8) ülkeleri 2004 yılında dünya ekonomisinin % 44,69’unu karşılıyorken, 2008 yılında bu rakamın % 41,39’a inmesi bekleniyor. Piyasaların gözdesi gelişen ülkeler.

 

Dünya genelinde hız kazanan satınalma ve birleşmelerden en çok yararlanan kesimlerden biri de bu operasyonlara aracılık eden bankalar oldu. 2007’nin ilk yarısında 2.7 trilyon dolarlık gerçekleşen satınalma ve birleşmelerin danışmanlık faturasının 11 milyar dolar olduğu söyleniyor.

 

Avrupa’ya açılmayı hedefleyen Çin, Avrupa ve Ortadoğu’ya yakın ülkelerde yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırımlar hedefliyor. Hedef sektörler: otomotiv ve enerji.

 

PwC’nin raporuna göre metal, kimya ve kağıt sektöründe faaliyet gösteren büyük sanayi elektriği tüketicisi şirketler, giderek artan bir düzeyde kendi elektriklerini üreterek, elektrik üreticisi şirketlere bağımlılıklarını azaltma arayışında.

 

Dünyada orta gelir düzeyindeki kesimin giderek artması sonucu, ucuz otomobiller önemli bir trend haline geliyor.

 

Dünyada dış kaynak (outsourcing) kullanımı, 2001 yılından bu yana en düşük seviyesine inmiş durumda. Dış kaynak kullanımı sektöründe yapısal değişimler beklenebilir.

 

Küresel ısınmanın Güney Avrupa’da tarımsal üretimi zorlarken, Kuzey Avrupa’da rekolte artışlarına yol açacağı düşünülüyor. Bu varsayım, bu ülkelere yapılacak tarımsal ihracatı yeniden şekillendirebilir.

 

Dünyanın en büyük 10 bankası arasına 2 Çin bankası da girdi: ICBC Bank of China.

 

Önümüzdeki dönemde fonksiyonel gıda pazarında en çok öne çıkacak ürün grubu, sindirime yardımcı ürünler, vücudun savunma sistemini korumaya yönelik ürünler ve kalp sağlığına yönelik ürünler olacak. Bunların yanısıra çocukların zihinsel gelişimine yönelik ve cilt güzelliği sağlayan gıda ürünleri de ön plana çıkacak. Son gruba özellikle dikkat!

 

Çin ve Rusya’da devlete ait fonların gelişmiş ülkelerdeki stratejik öneme sahip şirketlerden hisse alma isteği, AB’yi endişelendiriyor.

 

Türkiye’den…

 

YASED’in araştırmasına göre ülkemizdeki yabancı sermaye önümüzdeki altı ay, ekonomik istikrarın aynen devam edeceğini varsayıyor (daha iyi ya da daha kötü değil).

 

Arama ve işleme faaliyetleri kolaylaşınca, yabancı madencilerin ruhsat başvurularında artışlar yaşanmaya başlıyor.

 

ODTÜ’de yapılan bir araştırmaya göre AB’ye üyelik, tarımsal üretimi düşürecek, tüketim ve ithalatı artıracak. Ancak bu yüksek tüketim, daha düşük bir harcama ile gerçekleşecek.

 

DPT’ye göre 10 yıl içinde tekstilde 600.000 kişi işsiz kalacak, ihracat %20 düşecek. Tekstil %23, hazır giyim % 33 küçülecek.

 

Geleceğin mesleklerine yönelik yüksek öğretim tercihleri değişiyor: işletme gözden düşerken, e-ticaret ve lojistik gündeme geliyor.

 

Perakende sektöründe şirket evlilikleri ve satınalmaların artması bekleniyor. Satınalma aşamasında markanın değerini belirleyen kriterler olarak büyüme ve kârlılık ön plana çıkıyor.

 

Efes Pilsen’in araştırmasına göre Türk erkeği, alışverişte taksitten peşine dönmeye başladı.

 

Küresel ısınma sonucu oluşacak kuraklığın, çeltik üretimine darbe vurması bekleniyor.

 

EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu) dan enerji sektöründe “yabancı hakimiyeti” uyarısı geliyor. Yerli aktörlerden birlikte hareket etme çabası bekleniyor.

 

Sabancı Holding gelirleri, 2002-2006 döneminde iş birimlerinin sayısı sekizden altıya indiği halde iki katına çıkıyor, kârı % 50 artıyor. Sabancı Holding gelecek 3 yılda beş iş alanına, gelecek 10 yılda ise dört iş alanına inebilir.

 

OECD ve FAO’nun hazırladığı “2007-2016 Tarımsal Görünüm” raporundan çıkan sonuca göre Türkiye, büyümede 2016 yılına kadar Çin’i yakalayacak, Hindistan’ı geçecek. 2016’ya kadar nüfus artışında lider ülkeler Hindistan, Türkiye ve Brezilya olacak.

 

Otoritelere göre Avrupa, tek tek Türkiye, Yunanistan ve Romanya’ya baktığında önemli bir şey görmüyor. Ancak üçüne bir arada baktığında tek bir pazar olarak görüyor.

 

Denizcilik sektöründeki gelişmelere paralel olarak kumanya sektöründe de ciddi gelişmeler bekleniyor. Ancak bu sektör, henüz mevzuatın yeterli desteğine sahip değil.

 

Kuraklık nedeniyle şehirlerde su kullanımına getirilen yasaklar sonucu evlerde yıkanamayan halılar, halı yıkama şirketlerinin pazarını büyütüyor.

 

Türkiye’de artan genç nüfus ve refah, dünya kozmetik devlerinin giderek artan ilgisini çekiyor. Yıllık tahmini büyüme hedefi % 10-15.

 

Hazır beton dahil olmak üzere yapı endüstrisinde kullanılan ürünleri taşıyan kamyonlara  denetim geliyor.

 

İran ile Türkiye arasında yapılan doğalgaz anlaşması, Türkiye’nin yeniden enerji oyununa geri dönmesi olarak nitelendirilirken, Rusya ve ABD gibi küresel aktörlerle daha zorlu bir ilişkiyi gündeme getiriyor.

 

Posta tekelinin kalkması durumunda kargoda istihdamın 200.000 lere çıkacağı varsayılıyor.

 

 

 

 SAYI 2 (TEMMUZ 2007)

Dünya’dan…

 

Çin, ABD ve Fransa’nın ardından Afrika’nın en büyük 3. ticaret ortağı haline geliyor.

 

Çin (üretim sektörü) ve Hindistan (hizmet sektörü), dünya çapında şirketler ortaya çıkaracaklar.

 

Kyoto’ya taraf olmayan ABD ve Çin üstündeki küresel baskı artacak. BM’e göre 2100’e kadar sıcaklık 1-4 derece artacak,  denizler 18- 59 cm yükselecek.

 

Dünyada ekonomi şehirleri ortaya çıkacak ve çok büyük yatırım imkanları sunacaklar.

 

Çin ucuz ve giderek kaliteli olan sanayi ürünlerini AB’ye ihraç etmeye devam ederken, AB hizmet sektöründe Çin’e herhangi bir ihracatta bulunamadığı için dış ticaret dengeleri Çin lehine olmaya devam edecek. Bu durum, AB’nin çözüm arayışlarını artıracak.

 

10 yıl içinde enerji sektörü yeniden yapılanacak. Enerji sektöründe faaliyet gösteren firmalar, önümüzdeki 10 yılın başrol oyuncuları olacak.Enerji firmalarının yöneticileri önem kazanacak.

 

Uluslararası yatırımcının yeni gözdesi olan Afrika, hammadde talebiyle birlikte büyüyecek (şimdiden % 6 büyüme söz konusu).

 

Dünyanın en büyük altın piyasası olan Hindistan’da, altına olan talep artmaya devam edecek.

 

Global ekonomi son 30-40 yıldır görülmemiş bir performans sergiliyor. Dünya borsalarındaki standart yükselişin ardında gelişmiş ülkelerdeki şirketlerin kârlarındaki çift haneli yıllık artışlar yatıyor. Ucuz borçlanma ile, şirket birleşme ve satınalmalarında patlama yaşanacak.

 

ABD’den sonra İspanya’da da emlak balonu patladı. Çok sayıda Avrupalı’nın İspanya’da yazlık evi mevcut. Son 10 yıldır emlak balonu şişen İspanya’, dünyanın 8. büyük ekonomisi. Resesyon bekleniyor.

 

Atlantik’in iki yakasındaki ticaretin geliştirilmesi için ABD ile AB flörtü sürecek. Transatlandik Ekonomi Konseyi oluşturuldu.

 

Küresel banka birleşmeleri artacak, İngiltere ve Hollanda’da operasyon tamam , Brezilya ve İtalya hedefteki ülkeler.

 

Küresel firmaların yanısıra, küresel ekonomiler de birleşiyor. ABD, AB, Japonya, Çin, Suudi Arabistan IMF toplantılarında anlaşma yolunu arıyorlar.

 

Arap dünyasının rekabet gücü en yüksek ekonomisi, BAE olarak belirlendi.BAE, Katar ve Kuveyt dünyanın en gelişmiş 40 ülkesi arasında gösteriliyor.

 

AB, Karadeniz Sinerji Girişimi kapsamında, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na gözlemci üye olmak istiyor. AB’nin amacı  bölgedeki enerji işbirliğini, siyasi yakınlıkla desteklemek.

 

AB, kendi şirketlerine rekabetçi avantajlar sağlamak için kurumlar vergisini kademeli olarak düşürüyor (ortalama %33,9’dan %25,8’e).

 

Enerji gereksinimlerini karşılamak için Moskova 7 adet yüzen nükleer santral inşa ediyor, Çin ise nükleer santrallarına akaryakıt tedarik etmek için uranyum stoku oluştuyor.

 

Bugüne kadar enerji fiyatlarındaki artışla mücadele eden dünya bankaları, artık gıda fiyatlarındaki küresel artışla da başetmek zorunda kalacaklar.

 

Dünyadaki gıda fiyatlarında son 30 yılın en büyük artışı yaşanmaya devam edecek. Bu artışın ardında biyoyakıt sanayisinin büyümesi yatarken, küresel gıda firmalarının karlılıkları düşecek. Gıda fiyatlarındaki artış özellikle yoksul ülkelerde ciddi sorunlara yol açacak.

 

Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı OPEC’in uyarısına göre, gelişmiş ülkelerin biyoyakıta yönelmeleriyle yeni petrol yataklarının araştırılmasına yönelik yatırımlar azalacak, bu durum da petrol fiyatlarını yükseltecek.

 

Likidite bolluğu devam edecek, emek yoğun sektörlerin çoğu kapanacak, işsizlik dünya genelinde artacak, sonuç itibarıyla toplumlar sosyal patlamalara gebe kalacak.

 

Avrupa 1990’dan bu yana içine girdiği durgunluğu henüz çözemeyecek, sosyal devlet anlayışı ön planda olduğu için maliyetlerin düşürülmesi daha da zorlaşacak.

 

Küresel tahvil faizlerindeki artışın, önümüzdeki dönemlerde dünya borsaları üzerinde baskı oluşturması, dolayısı ile dünya borsalarında düşüş bekleniyor.

 

80’lerin kreditörü IMF, küresel likidite bolluğu sayesinde gelişmekte olan piyasalar karşısında işlevini yitirmeye başlayacak. IMF’in kreditörlük tacı, olası bir Asya krizinde 1.2 trilyon dolar döviz rezervi olan Çin’e geçebilir.

 

Tekstilde gelecek çok akıllı ve çok fonksiyonlu ürünlerde olacak (vitamin salgılayan, bakteri öldüren, koku gideren, haşarat kovan, kendi kendini temizleyen, sıcak-serin tutan vb. fayda ve özellikler giderek artacak).

 

Türkiye’den…

 

Türkiye’de bu yaz, mısır ve buğday başta olmak üzere bir çok üründe verim düşeceği için, enflasyon baskısı ve ithalat da söz konusu.

 

Ulaşım sektöründe küresel hesaplar yapılıyor. Ülkeler ulaşım koridorların kendi üzerlerinden geçmesi için gayret ediyor. Hindistan, İran, Rusya  bir alternatif koridor geliştiriyor. Pakistan ve İran’da limanlar yapılıyor. Türkiye’yi bypass edip, İran üzerinden rusya ve Avrupa’ya koridor oluşturuluyor.

 

Türkiye’de Telekom sektörü geliştikçe sıfırdan zengin olanların sayısı artacak. Telekom sektörü girişimcilere çok sayıda yeni fırsatlar sunuyor.

 

Kuraklığın etkisiyle stratejik sektör haline gelen su sektöründe yabancı girişimcilerin sayısı artacak. Gelecekte beklenen su savaşları, artık çok yakın gelecekte olacak.

 

AB emlak sektöründe Istanbul, en çok gelişme vaat eden şehir ancak mevcut risklerini henüz bertaraf edemiyor.

 

Dünya tarım piyasalarındaki büyüme yavaşlayacak ve Türkiye Avrupa’nın meyve-sebze deposu olacak.

 

TÜSİAD’a göre komşularımızda 700 milyar dolarlık ithalat potansiyeli var.

 

Türkiye rekabetçilik sıralamasında 55 ülke arasında 48. sırada (IMD), patent başvurusunda sondan 3. sırada (OECD-2003)

 

TGSD raporuna göre hazır giyimciler, tedarikçilikten piyasa yapıcılığına geçecekler.

 

AB ile Türkiye, tekstilde Çin’e karşı Akdeniz havzasında işbirliği yollarını aramaya devam edecekler.

 

Küresel ısınma yüzünden yok yılı aşaması gereken Körfez bölgesi zeytinlikleri var yılı yaşayacak, güney bölgelerde ise tam tersi bir durum olacak.

 

Küresel şirketlerin Türkiye pazarına ilgileri giderek artıyor, pazara direkt ya da satınalmalarla girmeye devam edecekler (Sigorta sektöründe Fransız Groupama, şekerleme sektöründe Cadbury Schweppes, ayakkabı sektöründe Deichmann, ısıtma sektöründe Vaillant…)

 

 

  SAYI 1 (MAYIS 2007)

Dünyadan…

 

Dünyada giderek artan yaşlı nüfus, 2050’de kamu sağlık harcamalarını ülke gelirlerinin yüzde 13’üne kadar çıkaracak.

 

Avrupanın Arjantin’i, İtalya olabilir. İtalya ve 1990’ların sonunda ağır bir ekonomik krize giren Arjantin arasında benzerlikler mevcut.

 

Yeni ekonomi değil, “eski” sanayiler (otomobil, makine, temel kimya, gıda ve demir – çelik) dünya ticaretinin en dinamik sektörleri olmaya devam edecek. Yeni sanayileşen ülkelerden, bu sektördeki mallara talep devam edecek.

 

“Tek çocuk” politikası ile Çin’in iş gücün 2015’e kadar düşüşe geçecek.

 

Şirketler rekabet stratejilerini enerji alanında yoğunlaştıracak. Amerika, enerji kaynaklarına güvenli ulaşım yolları aramaya devam edecek.

 

Savaşların maliyeti artmaya devam edecek. BM’nin Barış Gücü ekiplerinin maliyeti ilk kez 5 milyar doları geçti.

 

Çin küresel ağını örmeye devam edecek. Geçtiğimiz yılki dış yatırımlarının yarısından fazlasını, ABD ile başı bir şekilde derde giren ülkelerle yaptı.

 

Ar-ge yapanlar küresel rekabette öne geçecekler. Dünyadaki en büyük 1250 şirketin Ar-ge harcamaları  2005- 2006 döneminde % 7 ile  tahminlerin üzerinde artış gösterdi. En büyük artış oranları ise Asya’da kaydedildi.

 

Dünyada alt yapı sektöründe büyük bir yatırım patlaması yaşandığı ancak bunun önemli bir bölümünün “Balon” olduğu uyarısı var. Bu durum, 2000 yılındaki herkesin yatırım yapmasıyla bir anda şişen ancak daha sonra patlayarak birçok kişin zarara uğramasına neden olan Internet balonuyla benzerlik gösteriyor.

 

Japon şirketlerin kazançları ise son beş yıldır aralıksız artıyor. Ancak maaşlar sürekli aynı seviyede seyrettiği için içi piyasa da düzenli bir tüketim artışı yaşanmıyor. Tüketici harcamaları Japon ekonomisinin % 50’sini oluşturduğu için bu durum Japon ekonomi çevrelerini endişelendiriyor. Japon şirketleri, dış ülkelerden gelen talep ayakta tutuyor.

 

Kozmetik pazarı daha da gelişecek. Kozmetikte 3 binden fazla şirketi ve 65 milyar Euro’luk pazarıyla dünya lideri olan AB, firma yönetimlerinde bürokrasiyi azaltıp şirketleri rahatlatacak yeni kozmetik direktifi hazırlıyor.

 

 

Türkiye’den…

 

Sabancı ve Koç’un Türkiye’nin geleceğine bakışları farklı.  Sabancı’nın nispeten muhafazakar, Koç’un ise agresif bir strateji izlemesinin en önemli nedeni iki büyük holdingin Türkiye’nin geleceğini duydukları farklı güven seviyeleri.

 

2013 yılına kadar yurt içinde Türk kumaşı ile imal  edilmiş hazır giyim ve ev tekstili ürünü kalmayabilir. Yurt içinde satılan hazır giyim ve ev tekstili ürünlerinin tamamı ya dikilmiş olarak yada kumaş olarak ithal edilen ürünler olacak.

 

Bankalar hedef nüfusun % 55’ lik bölümüne kolaylıkla hizmet sağlayamıyor. Bu kesime, bu alanda uzmanlaşmış STK’ lar veya mikrofinans kuruluşları aracılığıyla hizmet götürülmesi hedefleniyor.

 

Konut projelerinin teslim edilmesiyle birlikte beyaz eşya ve ev tekstilinde sıçrama bekleniyor.

 

Mortgage ile birlikte fiyatlar suni olarak artabilecek.

 

İmalat sanayi sektöründeki açıklanan yüksek verimlilikler, gerçek anlamda katma değer yaratılmasından değil, çalışan sayılarının gizlenmesi ve sigortasız işçi çalıştırılması nedeniyle ortaya çıkıyor.

 

Yabancılar şu ana kadar “peşin param var, mutlaka bir yere yatıracağım” anlayışı ile hareket ettiler. Şimdi o biraz değişecek. Para bolluğu bitecek diye dikkatli analizlerle yatırım yapmaya başlayacaklar.

 

Talepteki gerileme, gelirini geçmişte tüketen insanların bugün borç ödemesinden kaynaklanacak. X bankasının kredi borcunu, Y bankasının kredi kartından para çekerek ödediğinizde, bu saadet zinciri koptuğu zaman krizler doğacak.

 

Tatlı su kaynaklarının büyük oranını kullanan tarım sektöründe verimlilik düşecek.

 

Turizmde mevsimlerde kayma yaşanacak. Özellikle Akdeniz sahillerinde yazın sıcaklığın çok yüksek olması nedeniyle turizm dönemi bahar aylarına kayacak.

 

Sıcaklığın artması, klima kullanma oranını ve elektrik tüketimini artıracak. Bu nedenle enerji sıkıntısı yaşanacak.

 

Orman yangınları artacak.

 

Giderek daha çok üretici, “daha çok soğutur”, “daha temiz yıkar” yerine, ürünlerin suyu, elektiriği ne kadar az harcadığını vurgulamayı tercih edecek. Çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesinde başlayan bu yarış, yakında küçük ev aletlerine de yaşanmaya başlayacak. Tüm sektörlerde eneri sarfiyatı düşük ürünlerin cazibesini artacak.

 

Daha az yakıt tüketen araçlar tercih edilecek. Motosiklet kullanımı artacak.

 

Kurutma makinalarına olan ihtiyaç azalacak.

 

Eldiven, kazak, palto satışları azalacak.

 

Kış turizmine bel bağlayanlar için sezonlar kısalacak.

 

Susuzluk sadece tarım için değil günlük yaşamın temel sorunlardan biri haline gelecek.

 

Yağmur suyunu depolayan, kullanılmış suları arıtan sistemler gelişecek.

 

Artan sıcaklar, sivrisinek ve haşaratın yaşam sürelerini de uzatacak,hastalıklar artacak.

 

 

Derleyenler: 

Memet Özkan  (www.danismend.com editörü memetozkan@yahoo.com )

Projenin birinci sayısına destek verenler: Neşe Akyol, Sıtkı Ersöz ve Alpay Altuntaş (Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü yeni mezun öğrencileridir. Kendilerine gencgirisimciler_03@hotmail.com  adresinden ulaşabilirsiniz. )