|
TEKNOLOJİ YÖNETİMİNİN
ÖNEMİ Bir şirketin teknolojik
yapısı ,uygulama başarısının temel kaynağı olmasının yanısıra, kar ve
şirketin büyümesinde de büyük bir önem taşır. Firmaların sahip olduğu
ortalama sektörel teknoloji yapısı, ülkenin rekabet gücünü belirleyen bir
faktör haline gelir. Şirketlerin teknoloji stratejilerinin uluslararası
piyasalara entegre olabilmesi, ülkelerin teknoloji yaratabilme veya teknoloji
transfer gücüne bağlıdır. Teknoloji yaratmak, ülkenin kamu ve özel sektör -üniversiteler
dahil- beyin sermayesinin niteliğine bağlı iken, teknoloji transferi ülke
şirketlerinin ve kamunun finansal öz kaynakları ve uluslararası piyasalardaki
kredibilitesi ile orantılıdır. Şirketlerin teknolojisinin gelişmesi ar-ge
departmanın buluş yeteneği yanında , üretim yeterliliğine, finansal ve
pazarlama desteği ile insan kaynaklarının yaratıcılığa önem veren
politikalarında yatar. SORU: ŞİRKETLERİMİZ
NİÇİN YENİ TEKNOLOJİ BULMAK, GELİŞTİRMEK VEYA EN SON ÇARE SATIN ALMAK
ZORUNDADIR? Rekabet gücünü
artırmak, maliyetleri düşürmek, teslimat süresini kısaltmak, ürün kalitesini
uluslar arası-ISO- standartlara uyumlu hale getirmek, esnek üretim sistemleri
kurmak, uluslararası pazarlara entegre olmak, dünya çapında marka
olabilmektir. SORU: TEKNOLOJİ YÖNETİMİNİN
ÜRÜN VE YÖNTEM AÇISINDAN NE ÖNEMİ VARDIR. ? Teknoloji yönetimi,
ürün ve proses teknolojileri olmak üzere iki gruba ayrılır. Ürün teknolojisi
yeni ürün geliştirme ve ar-ge yeteneğini belirleyen şirketin temel
karakterini belirler. Proses teknolojisi ise üretimde kullandığımız yöntem ve
ekipmanların niteliğini gösterir. Proses teknolojisinin kalite seviyesi
kontrol teknikleri ve sürekli gelişme çalışmaları ile yükseltilebilir. Ayrıca
yapılan metod geliştirme ve iş analizi çalışmaları standart zamanları
düşürerek firmanın teslimat hızını artırırken, maliyet avantajı da sağlar.
Kalite standardının yükseltilmesi, maliyet avantajı ve teslimat sürelerinde
iyileşmeler, proses teknolojisi şirketin rekabet gücünü artıran parametreler
haline getirir. Fakat bu parametrelerdeki gelişmeler başlangıç da büyük
adımlar şeklinde gerçekleştirilirken ,daha sonra küçük adımlar halinde devam
eder. İşte bu son noktalar sizin ürün teknolojisinin kullanım ömrünün
tamamlandığı ve ciddi teknolojik yatırımlar veya modernizasyon projeleri
geliştirmek gereğini işaret eder. Teknolojik değişimler
her endüstri dalında yapılan buluşlar ve sistem gelişmeleri ile kendine özgü
teknolojiler yaratmaktadır. Bazı tezgah ve makine sistemleri geniş bir
uygulama alanı bulmaktadır. Örneğin metal sanayisinin üretim teknolojilerine
şöyle kısa bir bakış yapalım. NC-nümerik kontrollü tezgahların 1960 lı
yıllarda önce uçak sanayisinde kullanılmaya başlarken, ilerideki yıllarda
ülkemizde ve dünyada beyaz eşya imalatçılarından otomotiv sanayisine kadar
kullanılarak yaygınlaşmıştır. NC tezgahlarının gelişerek, işleme merkezleri
ve CNC tezgahları ile bilgisayar desteğinde üretim yapabilmesi işleme
toleranslarında hassaslık sağlarken, üretim süreçlerinde büyük iyileşmeler
görülmüştür. Bu süreç insana bağlı hataları minimize ederek aynı standart ve
kalitede, herhangi bir ülkede makine, otomotiv, beyaz eşya parçalarının
üretilmesine olanak sağlamıştır. Bir başka bir deyişle herhangi bir otomotiv
parçasını tüm dünyaya ihraç etme şansınız kullandığınız ürün ve proses
teknolojisinin seviyesine bağlıdır. Üniversal, klasik
tezgahlarınız ile dünyanın en yetenekli ustasına sahip olsanız bile ihracat
şansınız oldukça azdır. Sanayi ye robotların girme süreci işçilik
maliyetlerini düşürürken, size dünya çapında bir üretim hızı kazandırmakta ve
24 saat kesintisiz üretim yapma imkanı tanımaktadır. Örneğin kaynak robotları
kullanan otomotiv sanayisinde , kaynak emniyeti uluslararası standartlarda
yapılırken, robot yatırımının geri dönüş süresi kapasiteyi tam kullanabilme
miktarlarına göre oldukça kısalmaktadır. Bildiğiniz gibi ülkemizde işçilik
ücretleri artık tek başına rekabet sağlayıcı faktörlerden biri değildir. CAD bilgisayar destekli
tasarım, CAE bilgisayar destekli mühendislik, CAPP bilgisayar destekli proses
planlama teknikleri yeni ürün geliştirme, test etme, modifikasyon süreçlerini
oldukça hızlandırmıştır. Hücre imalat sistemleri malzeme hareketlerini
kısaltırken , esnek üretim sistemleri firmaların ürün çeşidini değiştirirken
set-up sürelerinde avantajlar sağlamaktadır. Üretim sistemlerinin otomasyonu,
hidropnömatik tekniklerin yardımıyla planlama ve kontrolü kolaylaştırırken,
CIM bilgisayar entegrasyonlu üretim, geleceğin fabrikalarını bize
göstermektedir. Hizmet teknolojisi, ofis otomasyonu ve internet sayesinde
yeni ekonomi tanımlarına gereksinim duyarken, elektronik ticaret bilgi
çağının en popüler konusu olmaktadır. Web sitesi olmayan şirketlerin ve
e-mail adresi olmayan iş adamı ve yöneticilerin bilgi çağını anlayabilmesi
oldukça zor olacaktır. SORU: TEKNOLOJİ
GELİŞİMİ BU KADAR HIZLIYKEN, TEKNOLOJİ YATIRIMLARINI NASIL DEĞERLENDİRECEĞİZ? Esnek üretim sistemleri
, otomasyon yatırımları veya bilgi işlem sistemlerinin kurulması gibi modern
teknoloji yatırımları oldukça büyük miktarlarda sermaye gerektirir. Yatırımınız
için ideal şartlarda kredi kaynağı bulduğunuzu varsaysak bile teknolojiyi
satın almadan önce finansal ve stratejik açıdan dikkatlice incelemenizde
büyük fayda vardır. Japonların bir yatırıma 5 yıl önce karar verip, aynı
süreç de tüm varsayım ve parametreleri test ederek çok zor karar verdikleri
ama karar verdikleri zaman 5 ay içinde o fabrika veya sistemi kurdukları
anlatılır. Yatırımın değerlendirilmesinde , özellikle yeni bir ürün için
teknoloji seçiminde işçilik maliyetlerin düşmesi, üretim kalitesinin
yükseltilmesi, üretim sürelerinin kısaltılması ve üretim operasyonlarında
esnekliğin artırılması gibi parametreleri iyi hesaplamak gerekir. Seçilen
teknolojide yapılan buluş ve gelişmelerin hızının , yatırım yapıldığı
dönemdeki teknik ve ekonomik avantajları, sağlayacağı katma değere göre
analiz edilmelidir. Örneğin bilgi teknolojisi alanında seçilen bir BT sistemi
teknolojik ömrü 16 ay seviyelerindedir. Metal sanayisinde seçilen CAD, CAM
gibi bilgisayar destekli tasarım ve üretim sistemleri tüm teknik
spesifikasyonları karşılarken , yeterli sipariş alamama durumunda ciddi bir
kapasite fazlalılığı ve yatırımın geri dönüş süresinde büyük yanılgılar ile
baş başa kalabilirsiniz. Teknoloji seçim etmenleri: işçilik maliyetinde
azalma, malzeme maliyeti, demirbaş maliyeti, dağıtım ve lojistik
alanlarındaki maliyetlerin değişimi , kalite maliyeti, bakım, enerji
maliyeti, üretim sürelerindeki azalma nedeniyle malzeme devir hızındaki artış
miktarları ve sanayi dalına bağlı özel faktörler olarak sıralanabilir. Ancak
yeni teknolojiyi kullanırken bazı riskleri de dikkate almak gerekir. Bu
riskler ; teknolojinin yenilenme süreci tahminlerinizden önce olabilir.
Teknolojiyi uygularken gerek tesisatta , gerek üretim kalitesinde sorunlar
yaşanabilir. Yeni teknoloji sistemleri organizasyonu değiştirdiğinden ,
çalışanlardan ciddi direnç alabilir. Kullanılan teknoloji çevre sorunları
yaratabilir. Müşteri tercihi pazar payı artış beklentilerinizi
karşılayamayabilir. Sonuç olarak teknoloji
yönetim başarısı ülkelerin rekabet gücünü OECD ülkeleri seviyesine
taşımaktadır. Küreselleşen dünyada ülkeler, teknoloji yaratan ve teknoloji
kullanan olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Batı hızla teknoloji yoğun
sektörlere kayarken , emek yoğun sektörlerin katma değeri hızla düşmektedir. Geleceğin
sektörleri olarak bilgi teknolojisi, elektronik , iletişim, biyoteknoloji,
süper iletkenler, yeni malzemeler, yazılım, robot-otomasyon teknolojisi
gösterilmektedir. Gelişmiş ülkelerde hizmet sektöründeki istihdam sanayide
çalışan kesime göre hızla artarken, beyin gücü artık bir entellektüel sermaye
olarak algılanmakta ve dünya beyinler arası rekabet yarışı pistine
dönüşmektedir. Sektörel bazda teknoloji transferi yaparken uluslar arası
ortaklar ile yeni pazarlara erişme stratejisi ile teknoloji yönetiminde
uzmanlaşmak gerekmektedir. Herkesin bildiği gibi en iyi yol teknoparklar
teknik geliştirme merkezleri TUBITAK, TTGV vb. kurumların desteği ile
teknoloji üretmek ve know-how ihraç etmektir. Çünkü bilgi çağının rekabet
gücü, sistem tasarımın anafikri; ülkenin yaratıcı insanlarını bulan,
destekleyen, ekonomik değeri olan projeler ile bilim atmosferi yaratacak
teknoloji yönetim stratejilerini geliştirebilmektir. Not: Yazarla yapılan bu
söyleşi, Dünya Gazetesi –Girişim Dergisi’nde, 01.12.2000’de yayınlanmıştır. Cahit Günaydın TBYB proje lideri (Yazar hakkında : İTÜ makina fakültesi mezunu olup , 15 yıl otomotiv sanayisinde orta ve üst kademe yöneticisi olarak çalışmıştır. Halen TTGV teknoloji destek hizmet danışmanı ve TOSYÖV mütevelli heyet üyesi olarak, KOBİ kalite ve yönetim geliştirme projelerinde çalışmaktadır.) |
http://www.danismend.com/konular/bilgiveteknoyon/Teknoloji_yonetiminin_onemi.htm
12.11.2002 (Erişim)