GÜVEN İÇİN ÖNCE SEN SONRA BİZHERŞEY
SIRASIYLA
Herşeyin
sırası olduğu gibi uygulayacağınız İnsan Kaynakları Sistemlerinin
ve sistemlerin yönetilmesinin de bir sırası olmalıdır. Maslow’un
ihtiyaçlar hiyerarşisini bilirsiniz, piramidin en altında yer alan
yeme-içme gibi ihtiyaçlar tatmin edilmeden sevgi-saygı görme ihtiyaçları
tatmin edilemez. Şirketlerimizde insanlarla çalıştığımız için böyle
bir sıralamayı da göz ardı etmemeliyiz. Örneğin maaşlarını zamanında
ödemeyen bir şirket çalışanlarına güven duygusunu veremez, bu
durumda kariyerlerini planlamak hatalı olacaktır. Güven duygusu iş güvencesinin
olması demek değildir, güven duygusu her adımda her faaliyette yaratılan
duygudur. Maaşları zamanında ödemeyen şirketin çalışanlarında
uyandıracağı duygu satışların geriye gidiyor oluşu, firmanın karlılığının
iyi gitmiyor olduğu ve dolayısıyla kendisi ne kadar yüksek performans
gösterse de işten çıkarılma endişesinin oluşudur. Firma, halka açık
bir şirket ya da çalışanlarına firma karlılığı hakkında bilgi
veriyorsa ve karlılık çok iyi ise, o zaman bir başka duygu ortaya çıkacaktır:
kendilerine değer verilmediği duygusu..Bu da ayrı bir güvensizlik
sebebidir. Bir
başka örnek ise firmada pozisyonlar iş analizi ile belirlenmemiş, günün
koşullarında bir kişi almanın yararlı olacağı inancıyla kişiler
alınmış ve kişinin yapabildiği kadar ve nitelikte işler verilmiş
ise, bu firma ücretlendirme yaparken kişinin yaptığı işler ile kişinin
performansı birbirinden ayrılmaz hale gelmişse, pozisyona göre ücretlendirmede
hata yapma olasılığı yükselir. İnsan Kaynakları iş değerlendirmeyi
süreç bazlı yapmalıdır ve bunun sonucunda pozisyonlar kişilerden bağımsız
netleştirilmelidir. Bu çalışmada, belki de bazı kişilerin yaptıkları
işlerin bir başkasına devredilmesi gerekecektir. Örneğin, muhasebe ve
finansmanın aynı Müdürlük bünyesinde yer aldığını düşünelim.
Yapılan iş analizinde finansmanda çalışan kişinin yetkinlikleri ile
muhasebede çalışan kişilerin yetkinliklerinin farklı olması gerektiği
belirlensin. Bu durumda, bu bölümde çalışan kişilerden birisi hem
muhasebe hem de finansman ile ilgileniyorsa ya bu kişiden biri alınmalıdır,
ya da her iki yetkinliği sağlaması da hedeflenmelidir ama her ikisini
yapanla birini yapanın aynı değerlendirilmemesi gerekir. Bazen
organizasyonel değişiklikler de gerekebilir, bu bölümün ayrılması
gibi. .Ancak şirketlerde genelde iş değerlendirme ve ücretlendirmede
kişinin performansı ile pozisyonun gereklilikleri öylesine bir
tutuluyor ve yüksek performans gösterilerek yapılan iş zaten yapılması
gereken iş düzeyine indirgeniyor ki yaptıkları zaten yapması
gerekenler oluveriyor. O zaman fazlasını yaptığını düşünen çalışan
sisteme güvenmiyor. Madem önce sen diyoruz, kişinin bu yönde soru işaretlerini
kaldırmak gerekiyor. Son
zamanlarda şirketlerde bir yetenek havuzu belirleme ve eğitme gibi bir eğilim
var . 360 derece değerlendirmeler, değerlendirme merkezleri ile
potansiyeller belirlenmeye çalışılıyor. Bu sistemler, geleceğe şimdiden
hazır olmak için yararlıdır. Ancak muhtemel yanlış değerlendirmeler
negatif sonuçlara neden olabilir. Burada özellikle dikkat edilmesi
gereken konu, potansiyel veya yetenek havuzuna dahil edilen bir kısım kişiler
(sayıları genelde toplam kişi sayısının epey küçük bir bölümü)
ve bu havuza girememiş kişiler yan yana koyulduğunda şirketin
potansiyel olamayan kişilere ilettiği mesaj şudur: Siz, üst kademelere
gelecek potansiyeli olan kişiler değilsiniz”. Aslında herkesin
potansiyeli vardır. Neye potansiyeli olduğu kişiden kişiye değişir:
kimilerinin resim yapma potansiyeli varken kimilerinin sistem yönetme
potansiyeli vardır, kimilerinin de güzel konuşma ve sunum potansiyeli
olabilir. Şirketler bu potansiyellerden yalnızca liderlik gibi terfide
önemli olan kişileri belirler ve potansiyel olarak sisteme dahil ederse,
diğer çalışanlarının potansiyellerini tanımamış olur. Bu da ayrı
bir güvensizlik nedenidir. Potansiyel havuzunu belirlemeden önce
potansiyel konularını çıkarmalıdır ve herkesin potansiyelini tanımasına
yardımcı olmalıdır. Ancak bu şekilde, resim yapabilen bir kişi
liderlik potansiyeli olan kişiyle kendisini kıyasladığında, diğer kişinin
yönetici olmasına hak verebilir. Kendi potansiyelinin Şirketçe tanınmaması
kişiyi küstürecek, iş tatminini etkileyecektir. Potansiyel olan kişilerin
kararını onaylamama, kabul etmemeye yönelimli olacak ve şirketiçi
iletişim ve ilişkileri olumsuz etkileyecektir. Bunun yanında şirket,
herkesin potansiyelinden yararlanamadığı için kaynağını etkin
kullanamıyor, israf ediyor demektir. Şirketin,
yönetici olabilecek ya da daha üst kademelere yükselecek kişileri
belirlemesi ve bununla ilgilenmesi, bu kişilere terfi durumunda ek kazançlar
sağlaması, tüm çalışanlara refah seviyesinin yükselmesi için terfi
etmesi gerektiği mesajını verir. Tüm çalışanlar bu sefer böyleymiş
gibi davranmaya çalışırlar. Şirketlerde böyle davranışlara
rastlanmışsınızdır: emir vererek lider olduğunu göstermeye çalışan,
ikna olmayarak diğerinin daha etkin olmadığı ispat etmeye çalışanlar..
Bu kişilerin sesine kulak vermek lazım. Belki liderlik potansiyeli
yoktur ama resim yapma potansiyeli vardır: o zaman bu alanda görevler üstlenebilir,
bu işinin çeşitlenmesini ve dolayısıyla iş tatminini sağlayacaktır.
Aynı zamanda, başarılı olduğu bir alanda da çalışarak ürettiği işlerden
takdir görecek, bu da Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde yer alan takdir
görme ihtiyacına denk düşecektir. Potansiyelleri
belirlemek çok zor değildir, her türlü İK Sistemlerinden bu amaç için
araç olarak yararlanılabilir. Eğitimler, iş görüşmeleri, çalışan
memnuniyeti adına yapılan piknikler, geziler,
yetkin İnsan Kaynakları çalışanları ile potansiyel ipuçları
yakalanabilir. Acelesi olanlar anketler de yapabilirler, focus toplantılar
düzenleyebilirler. Yetkinlikler
ölçümleniyor, kişilerin güçlü ve gelişmeye açık alanları
belirleniyor. İlla ki gelişmeye açık alanlarını geliştirmek istiyor
şirketler. Halbuki “önce sen-sonra biz” sırasında giden şirket,
önce kişinin güçlü yönleriyle ilgilenmeli, başarı hikayelerini
dinlemeli ve bu güçlü yönünü daha güçlü hale getirmek isteyip
istemediği öğrenmelidir. Kişinin, isteği ve ilgisi var ki bu
yetkinlikte güçlü. Aynı şekilde ilgi ve isteği yok ki bazı
yetkinlikleri gelişmeye açık. Negatif enerjiden yola çıkmak herzaman
daha zordur ve çalışanda kendini değersiz hissetme duygularını oluşturur.
Önce, kendi ilgi ve isteği sonra gelişmesi gereken noktalar sırasını
takip etmelidir. Özetlersek,
çalışanlarda güven duygusu şirketin hiçbirinizi ayırt etmeden önemsiyorum
ve hep birlikte daha iyisini başaracağız mesajıyla oluşturabilir.
Bunu sağlamada en güzel yol da insan psikolojisini iyi tanıyarak her
sistemi sırasıyla gerçekleştirmektir. Pınar
Şimşek
|