|
KOBİLERİMİZDE, MARKALAŞMA SÜRECİNİ
BAŞLATARAK GÜÇLÜ MARKALAR ORTAYA ÇIKARABİLİRLER. Marka konusu gündeme geldiği zaman, kobilerdeki firma
yetkililerimizin kafasında, daha çok markaların dış yüzünü ifade
eden marka ismi, logo, slogan gibi kavramlar beliriyor. Markaların iki yüzü
vardır. Markaların birinci yüzü, markaların görünen tarafı ile
ilgilidir. Markaların bu yüzü, genelde, firma yetkililerimiz tarafından
bilinmektedir. Markaların ikinci yüzüne yani görünmeyen tarafına
gelince durum biraz değişiyor. Kobilerimizin, markaların bu yönüne,
birincisi kadar eğilmediklerini söylemek yanlış olmaz. Aslında bu
noktada, marka danışmanlarına ve uzmanlarına
büyük bir sorumluluk düştüğü kanaatindeyim. Bu önemli konuya, kafalarda net bir oluşum sağlayabilmek
adına, somut bir örnekle başlamak istiyorum. İnsan vucudundaki dış görünümün,
markaların görünen yüzüne karşılık geldiğini varsayalım. İnsan için
dış görünümün ne kadar önemli olduğunu anlatmamıza gerek yok diye düşünüyorum.
Aynı şey markalar içinde geçerlidir. Bir firma için markanın görünen
yüzü anlamına gelen firma ismi, logo, sloganlar vs. elbette çok önemlidir.
Bir de insan vucudunu ayakta tutan ruh diye nitelediğimiz bir varlık vardır.
İnsan için asıl hayati öneme sahip varlıkta bu ruhtur. Ruh olmadan
insan vucudunun fazla bir anlamı yoktur. Ruha sahip olmayan vucut için,
ceset kavramını kullanırız. Aynı şey markalar içinde geçerlidir.
Markaların görünmeyen yüzünü de, insan vucudunu ayakta tutan ruh
ile ilişkilendirmek yerinde olacaktır. Markaların görünmeyen yüzü diye nitelediğimiz
kavramları başlık olarak söylemek gerekirse şu şekilde sıralayabiliriz.
Marka kişiliği, marka kimliği, marka konumlandırma, değer önerisi,
marka mimarisi, marka bilinirliği, marka imajı, vs. Bu başlıkları bir hayli uzatmak mümkün. Burada önemli
olan, kobilerimizin güçlü bir marka olabilmek için bu kavramları da dikkate alması gerekliliğidir. Burada ilk önce, güçlü bir marka olabilmenin ilk adımları
olan iki temel kavramdan bahsetmek istiyorum. Bu kavramlar ne kadar iyi anlaşılırsa
güçlü marka yaratmanın önündeki engelleri kaldırmak o kadar kolay
olacaktır. Ayrıca bu temel kavramların kobilerimiz yöneticileri tarafından
bilinmesi, diğer marka kavramlarının kolaylıkla anlaşılmasına da aracı
olacaktır. Marka kişiliği: Bu kavramı açıklayabilmek için,
insana ait olumlu veya olumsuz sıfatları bilmemiz yeterli olacaktır. Çünkü,
marka kişiliği bu sıfatları yapısında bulundurur. Bu sıfatlar vasıtası
ile marka kişiliği açıklanabilir. Örneğin, cesaret kavramı, insan
karakterini ifade ettiği için bu kavram, markaya da atfedilebilir. Bir
marka, cesaret kavramı ile bütünleşerek tüketicilerin kafasında yer
edebilir. Aklınıza gelebilecek her sıfatı marka ya atfedebilirsiniz. Örneğin bir dünya
markası olan herhangi bir şirketi ele alın. Şirkete ait dünya markasına
sıfatlar atfedin, aklınıza gelen ilk üç taneyi bir yere yazın, genel
de her marka için farklı sıfatlar kullandığınızı göreceksiniz. Nasıl
ki insanları karakterleri ile değerlendiriyorsanız markaları da aynı şekilde
değerlendirebilirsiniz. Artık markalarda, insanların bizleri etkilediği
gibi hayatımızın bir parçası olarak yerini alıyor. Marka kişiliğinin
oluşması konusunda kolilerimiz mutlaka bir marka danışman ve uzmanlarından
destek almaları gerekmektedir. Çünkü marka kişiliğin oluşması için
bir takım bilimsel çalışmalar gerekmektedir. Burada yapacağınız detay
çalışmalarının neticeleri reklamcılar için çok önemli veri olacaktır.
Aksi takdirde yapılan reklam, oluşturulmak istenen marka kişiliği ile çelişebilir.
Türkiye’de, ilk sıralarda yer alan şirketlerimizden bazıları bu
hataya düşmüşlerdir. Reklamların, mükemmel olduğu halde, ulaşılmak
istenen veya müşterinin kafasında oluşan marka kişiliğine ters olduğu
için bir süre sonra yayından kaldırıldığına hepimiz tanık olmuşuzdur. Marka konumlandırma: Bu
kavram, markalaşma sürecinde, marka kişiliğini destekleyen önemli bir
yapı taşı olarak karşımıza çıkıyor. Konumlandırmayı, çok kısa
bir şekilde, şirketinizi, güçlü hissettiğiniz alanlara yönlendirerek
uzmanlaştırmak olarak tanımlanabiliriz. Marka konumlandırmasını oluşturmak
çok kritik bir çalışmadır. Konumlandırma, kısa vadede kobilerimize
fazla bir kazanç getirmeyebilir, fakat, uzun vadede büyük fırsatları bünyesinde
barındırır. Eğer bir kobi, başarılı bir konumlandırma stratejisi
uygulayabilmişse özellikle kriz dönemlerinde mutlaka bunun faydasını görecektir.
Bu prensip, en küçük şirketlerden dünya devi büyük markalara kadar
her şirket için geçerlidir. Kobilerimizin, kendilerini konumlandırabilecekleri
bir çok alan vardır. Fiyat, ürünün özellikleri, kendilerini
rakiplerinden daha üstün görebildikleri ve müşterilerine fayda sağlayan
bir özellik, kalite, vs. Ama ne yazık ki, şirketlerimiz sürekli olarak
fiyat ve kalite üzerine odaklanıyorlar. Elbette bu faktörler müşterilerle
iletişimde önemli araçlardır. Ancak, yüksek rekabet ortamında bu araçların
önemli bir üstünlük gibi ortaya konması yanıltıcı olabilir. Çünkü,
her şirket kendini hesaplı ve kaliteli olarak sunmaya çalışıyor.
Kobilerimiz, bilhassa, ürünün özellikleri ve kendilerini rakiplerinden
daha üstün görebildikleri ve müşterilerine fayda sağlayan bir özellik
üzerine odaklanarak bir konumlandırma oluşturabilirlerse, işte o zaman güçlü
bir markalaşma sürecini başlatmış olurlar. Konumlandırma stratejisini
belirlerken mutlaka bir uzman veya danışman yardımı almak gerekecektir.
Yazımı, konumlandırma alanında dünyada çok önemli bir yer edinen Jack
Trout’un sözleriyle bitirmek istiyorum. “Markalama programı, ürününü
ya da şirketini, kendi kategorisinde rakiplerinden farklı olarak konumlandırmaktır.” Ufuk GERGERLİOĞLU www.paradigmaconsultancy.com
|