PAZARLAMACININ STRATEJİK ROLÜ
Stratejik pazarlama süreci içersinde, pazarlamacı için
genelde bilinen görev tanımı,
pazarlamacının, şirket içersinde diğer departmanlarla yakın ilişkiler
içinde olması gerektiği ve üst yönetime bilgilerin aktarılmasında önemli
bir rol oynadığıdır. Pazarlamacıların, bu fonksiyonları yerine
getirebilmeleri için bazı özelliklere sahip olması gerekmektedir. Özellikle,
iletişim, bilgi birikimi, iç ve dış çevre koşullarını analiz etme
yeteneği, kıt kaynaklarla ideal olanı yakalayabilme becerisi, hızlı değişime
ayak uydurabilme kabiliyeti, pazarlamacılarda olması gereken özelliklerdendir.
Pazarlamacıların, ancak, kurumsallaşmış şirketlerde bu özelliklerini
açığa çıkarması mümkündür. Bunun yanında, stratejik pazarlama sürecinin eksiksiz
bir şekilde hayata geçirilmesinin sorumluluğu da pazarlamacılara düşmektedir.
Pazarlama gurusu Philip Kotler’ e göre, pazarlamacının
işi yeni fırsatlar araştırmak ve pazarı dilimlere ayırmak anlamına
gelen segmentasyonu, dilimleme yaptığımız pazarda, hangi dilimi en iyi
tatmin edeceğimizi açıklayan hedeflemeyi ve kurumun kendini güçlü
hissetiği alana yerleşmek istemesi olarak tanımlanan konumlandırmayı
bir işletmeye doğru yolu göstermek için dikkatlice uygulamaktır. Sonrasında,
pazarlamacılardan ürün, fiyat, yer ve promosyon unsurlarının hem
birbirleriyle hemde segmentasyon, hedefleme, konumlandırma stratejileri ile
uyumlu olmalarını sağlayarak ayrıntılarıyla hayata geçirmeleri
beklenir. Daha sonra, onlardan, planı uygulamaları ve sonuçları
izlemeleri istenir. Sonuçlar plandan saptığı takdirde pazarlamacılar,
hatanın, uygulama zayıflığı mı, tutarsız bir pazarlama karması mı,
yanlış yönlendirilmiş segmentasyon, hedefleme ve konumlandırma
stratejileri mi yoksa yetersiz pazarlama araştırması mı olduğu
konusunda hüküm vermek zorundadır. Şirketlerdeki pazarlama uygulamasında, özellikle
stratejik pazarlamanın bu kritik kavramları gözardı edilmektedir.
Pazarlama sadece promosyon, fiyat, yer, dağıtım olarak algılanmaktadır.
Eğer pazarlamacılar bu dört kavramı sağlıklı bir şekilde
uygulamak istiyorlarsa, ilk önce segmentasyon, hedefleme ve konumlandırmayı
başarıyla uygulamaları gerekmektedir. Aksi takdirde kaynak israfı kaçınılmaz
olur. Özellikle, İçinde bulunduğumuz bu dönemde şirketlerimizin bu
hataya düşmemeleri gerekmektedir. Şirketlerimizin, rakiplerine karşı fark yaratarak başarılı
olamamaları, üç ana stratejiyi uygulamamalarından ileri gelmektedir. Günümüzde, şirketlerimiz, marka olabilmek için
seferber olmuş durumda. Ancak, şirketlerimizin çoğu, marka olmanın
yolunun başarılı bir stratejik pazarlama sürecinden geçtiğini ne yazık
ki bilmiyor. Pazarlama ve marka konularında dünyada gerçek bir uzman
olarak kabul edilen Jack Trout’un şu sözleri yazımıza güzel bir anlam
katmaktadır. “Pazarlama savaş demektir. Savaşta başta gelen ilke güç
ilkesidir. Ordun ne kadar büyükse o kadar avantajlısın, demektir. Ama şirketler,
müşterinin zihninde gerçekleşen pazarlama savaşında odaklanmayı başaramazsa,
şirketin büyük olmasının sağlayacağı avantaj büyük ölçüde
kaybolur”. Bu sözler bize, özellikle hedefleme ve konumlanma kavramlarının
ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Bu süreçlerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için
şirket yetkililerimizin zihinsel bir değişime ihtiyaçları vardır. İlk
olarak yetkililerimizin ‘pazarlama ve satış’ yapısını kafasında
kesin bir çizgi ile ayırması gerekmektedir. Sonra, yetkililerimizin,
pazarlama birimi oluşturması ve bu birimin başına yazımızın başında
belirtilen özelliklere sahip bir pazarlamacı yerleştirmesi gerekiyor.
Daha sonra da bu özelliklerde seçilen pazarlamacılara, yönetim tarafından
gerçek manada insiyatifin verilmesi şarttır. Aksi takdirde şirket
yetkililerimiz, pazarlama birimini kurayım derken, farkında olmadan kaynak
tüketme birimi kurmuş olur. Ufuk GERGERLİOĞLU
|