İNOVASYON’UN ÖNEMİ VE
GEREKENLER ÜZERİNE BİR GİRİŞ YAZISI
Bu yazımızda,
günümüzde ülkelerin sosyo ekonomik gelişiminde kritik öneme sahip bir
kavram üzerinde duracağız: İnovasyon. İnovasyon İngilizce kökenli bir
kavram aslında. İngilizce’de buluş anlamına gelen “invention” adlı
terimin ticari kazanca dönüşme potansiyelinin taşınması aşaması
olarak ifade ediliyor. Tam
olarak Türkçe’de “yenilik” diye adlandırdığımızda; çok genel
bir ifadeyi çağrıştırma ihtimalimiz arttığı için, Türkçe kullanımına
saygımızı her zaman ön planda tutarak inovasyon terimini kullanmayı
tercih ettik. Yazımız
bir tercümeden oluşuyor. İnovasyon kavramına genel olarak ışık
tutabilmek açısından bu çok kapsamlı konuya yine genel bir yaklaşımı
sergileyen literatürü taradık. Bu çerçevede, Türkiye’de KOBİ’lerimizin
bu kavram hakkında yine genel bir fikir sahibi olabilmeleri için Profesör
Peter Drucker’ın Harvard Üniversitesi’nin yayınlarından Harvard
Business Review’da 1998 yılında çıkan bir yazısının önemli bulduğumuz
bölümlerini tercüme ettik. Tercümeyle
devam etmeden evvel Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı danışmanlarından
Aykut Göker’in inovasyonun önemini ifade eden ve 2000 yılında kaleme
aldığı bir notuyla başlamayı istedik: ‘…Dikkat
edilirse burada toplumun hayat standardının ve refahının (kısaca, yaşam
kalitesinin) yükseltilmesinde prodüktiviteyi yükseltebilme becerisine yaşamsal
bir önem atfedilmektedir. Bu beceride altı çizilen noktalar ise “ürün
kalitesini yükseltebilme”, “ürüne ek özellikler / ayırt edici özellikler
kazandırabilme”, “üretimde verimliliği yükseltebilme” ve “yüksek
otomasyon düzeylerine erişebilme” yetenekleridir; ayrıca, “yeni,
sofistike sanayilerde de aynı yeteneklerin kazanılması” meselesinin altı
önemle çizilmektedir. Bütün bu yetenek kategorilerini, aslında, günümüzün
terminolojisi ile, tek bir kavramla ifade etmek mümkündür: “İnovasyonda
yetkinlik kazanma” kavramıyla... Ve kısaca şu söylenebilir: Prodüktiviteyi
yükseltebilmek, inovasyonda yetkinlik kazanmaya bağlıdır.…Avrupa
Komisyonu'nun Avrupa Birliği ülkelerinde inovasyonu etkileyen faktörleri
irdelemek ve Birliğin inovasyon kapasitesini artırmaya yönelik öneriler
geliştirmek amacıyla, 1995 sonunda yayımladığı politika dokümanında
da, inovasyonun yaşamsal önemi şu cümlelerle vurgulanıyordu: "İnovasyon
bireysel ve toplumsal ihtiyaçların (sağlık, dinlenme, çalışma, ulaşım
v.b.) daha iyi bir düzeyde karşılanmasını sağlar. İnovasyon girişimcilik
ruhu için de esastır: her yeni girişim ne de olsa belli bir yenilik
getirmeye yönelik bir süreç sonunda doğar. Dahası, bütün girişimlerin
rekabet güçlerini sürdürebilmek için sürekli yenilenmeye
gereksinimleri vardır. Bu söylenenler ülkeler için de doğrudur.
Ekonomik büyümelerini, rekabet güçlerini ve istihdam olanaklarını sürdürürebilmek
için onlar da yeni fikirleri hızla teknik ve ticari başarıya dönüştürmek
zorundadırlar." Ne
demektir 'inovasyon'? ‘İnovasyon’, kavram olarak, hem bir süreci
(yenilemeyi/yenilenmeyi) hem de bir sonucu ('yenilik'i) anlatır. OECD
literatürüne göre, inovasyon, süreç olarak, “bir
fikri pazarlanabilir [altı tarafımızdan çizildi] bir
ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir imalat ya da dağıtım
yöntemine, ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürmeyi” ifade
eder’. Sayın Göker’den
yaptığımız alıntının ardından Peter Drucker’ın inovasyona ilişkin
düşünceleriyle yazımıza devam ediyoruz: Günümüzde inovasyonun ülkelerin
kalkınmalarında ne denli önemli olduğu kabul edilen bir gerçek. Bu
durumun kabul edilmesinde yoğun rekabet koşulları ve hızla değişen
piyasa koşulları ve teknolojideki gelişmelerin etken olduğunu ifade
etmek mümkün olacaktır. Bu bağlamda, inovasyonun nasıl yapılacağı
ise anahtar soru konumuna sahiptir. Bugünlerde
sıklıkla dile getirilen konulardan bir diğeri ise girişimcilik ruhudur.
Benim tecrübem şunu gösteriyor: Son 30 yılda tanıştığım girişimcilerin
çok küçük bir bölümü girişimci ruhuna sahip. Tüm başarılı girişimcilerde
gördüğüm şeyi ortak bir kişilik özelliği olarak betimlemem doğru
olmayacaktır. Ortak özellik olarak niteleyebileceğim asıl unsur
inovasyon alanında sistemli bri biçimde pratik yapabilecek, bunu tecrübe
edecek iş yapma biçimlerini benimsemiş olmalarıdır. İnovasyon
girişimciliğin belli bir fonskiyonudur. İnovasyon, girişimcinin yeni
kaynaklar yaratarak refah yaratması veya mevcut kaynakların kullanım
potansiyelini artırarak refah yaratmasıdır. Günümüzde
girişimcilik için yapılan tanımlamalarda bir miktar karışıklık olduğunu
kabul etmek gerekir. Bazılarına göre girişimciler sadece küçük işletme
kavramıyla örtüştürülürken, bazıları tüm işletmeleri girişimciler
tarafından yönetilir kabul etmektedir. Pratikte ise; girişimciliğin girişimin
boyutları, yaşı gibi kriterlerle belirlenmesinden çok, içinde bulunduğu
faaliyete göre tanımlanması gerekir. Aktivitenin odağında inovasyon
vardır. İnovasyon bir girişimin ekonomik ve sosyal potansiyelinde amaçlı
bir biçimde getirilen değişikliktir. İnovasyonun
kaynakları: İnovasyonu bir sonuç olarak değerlendirdiğimizde, bu sonuca
ulaşma yolunda sadece belirli durumlar için geçerli olabilecek bilinçli,
amaçlı bir araştırma faaliyeti ile inovasyon fırsatlarının tespit
edilmesi olarak açıklamak mümkündür. Sözünü ettiğimiz fırsatlar
girişimin kendi içinde olabileceği gibi, ilgili endüstri kolunda da
olabilir ve bu fırsatları dört başlık halinde sınıflandırmak mümkündür: Beklenmeyen
gelişmeler Uyuşmazlık
ve bağdaşmazlık diye niteleyebileceğimiz durumlar İşlem süreçlerinde
duyulan ihtiyaçlar Endüstri
ve piyasa koşullarında değişiklikler Bu fırsatların
yanında girişimin dışında ve sosyal çevresinde oluşan fırsatları
üç kategoriye ayırmak mümkündür: Demografik
değişiklikler Algılama
farklılıkları Kazanılan
yeni bilgiler İnovasyonun
kaynağı olarak belirlediğimiz bu durumların bazıları birbirleriyle örtüşebilir.
Sözü edilen fırsatlar isimlendirdiğimiz birden fazla kategoride aynı
anda bulunabilir. Bu alanla
ilgili olarak en basit inovasyon fırsatını düşünelim. 1930’lı yılların
ilk dönemlerinde IBM firması ilk modern muhasebe makinasını bankalar için
geliştirmişti. Ancak bankalar bu ürüne hiç rağbet etmediler. IBM’i
burada kurtaran beklenmedik bir gelişmeydi: New York Halk Kütüphanesinin
bu cihazlardan almak istemesi. O dönemlerde kütüphanelerin bankalara
nazaran daha fazla parasal kaynağı vardı ve IBM 200’den fazla makina
satmayı başardı. 15 yıl
sonra herkesin bilgisayarların sadece ileri düzeyde bilimsel amaçlar için
kullanıldığını düşündüğü bir dönemde iş dünyası maaş ödemeleri
için bu makinalara beklenmedik düzeyde bir ilgi göstermeye başladı.
Univac adlı firmanın ürünü bu alanda en ileri makinaya sahipti. Bu
arada IBM, bu alandaki ihtiyacı zamanında gördü ve Univac’ın makinasını
yeniden dizayn ederek yine beklenmedik düzeyde bir başarı sağayabildi.
Ve bu girişimle birlikte 5 yıl sonra IBM bilgisayar endüstrisinde lider
konuma ulaştı. Sistematik
bir inovasyon için gerekli olan ilk aşama yeni fırsat kaynaklarını değerlendirmektir.
Konuya bağlı olarak kaynakların farklı zamanlarda farklı önemleri olduğunu
söylemek mümkündür. Örneğin demografik özelliklerin çelik üretimine
ilişkin inovasyon sürecinde kritik bir önemi olmayabilir. Buna rağmen
Mergenthaler tarafından icat edilen Linotype makinasının başarılı bir
inovasyon olmasında en önemli etken demografik özelliklerdir. Çünkü
Lynotype makinası yeterli düzeyde daktilo yazmasını bilmeyen bir kitle için
ihtiyacı önemli miktarda karşılayacak özellikler içermekteydi. Fakat
kaynak ve zaman gibi alanlarda koşullar ne olursa olsun, girişimcilerin fırsat
kaynaklarını iyi analiz etmeleri gerekecektir. Başarılı
girişimcilerin beyinlerinin her iki tarafını da kullandıkları söylenmektedir.
Bu tip girişimciler hem rakamları dikkate alırlar, hem de bireylerin
fikirlerine önem verirler. Ardından dış çevreyi dikkate alarak
potansiyel kullancıların beklentilerini test eder, geliştirme yolunda
oldukları ürün veya hizmetin kullanıcıların değerlerine ve ihtiyaçlarına
yanıt verip vermediğini kontrol ederler. Etkin
olabilmesi için inovasyonun basit olması gerekir. Bir diğer önemli konu
ise inovasyonun belli bir alana odaklanmış olabilmesidir. İnovasyonun
sadece bir şeyi yapabiliyor olması gerekir. Diğer türlü karışıklığa
mahal verebilir. Etkin inovasyonlar küçük başlarlar. Sadece belirgin birşey
yaparlar. Örneğin İsveç kibrit konusunda dünyada yaklaşık 50 yıl
boyunca monopol konuma sahip olmuştur. Bunun nedeni; İsveçlilerin
kibritleri kutuya dolduracak basit bir cihazı geliştirmiş olmalarıdır.
Tam tersine, örneğin bir dalda devrim yapacak türden inovasyonların başarılı
olabilme ihtimalinin düşük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Pratik
hayatta bir inovasyonun ne denli başarılı olacağını önceden tahmin
edebilmek pek mümkün değildir. Sonuç ne olursa olsun başarılı
inovasyonların başlangıç aşamasından itibaren standartları
belirleyici, bir teknolojiye veya bir endüstriye farklı bir yön
verebilecek özelliklere sahip olması gerekir. Bir inovasyonun liderliği
hedeflememesi halinde amaca hizmet etmeyeceği söylenebilir. Herşeyin
ötesinde, inovasyon faaliyeti zekanın dışında yoğun ve özel bir çabayı
gerektirmektedir. İnovasyon bilgi birikimi gerektirmektedir. Odaklanmayı
gerektirir. İnovasyon yapabilmeye daha fazla meyilli kişiler olabilir ve
bu kişilerin yetenekleri daha çok iyi tanımlanmış belirli alanlarla sınırlıdır.
Tüm sistematik başarılarıyla birlikte Thomas Edison’un elektrik alanına
eğildiği herkesce bilinmektedir. Girişimciliğin
sahip olması gereken en temel özelliklerinden biri; sistematik inovasyon
gerçekleştirebilme yetenek ve çabasına sahip olabilmesidir.
Bu yazımıza
Aykut Göker’den alıntı yaparak inovasyon kavramının önemini
vurgulayarak başladık. Ardından kavram hakkında girişimcilikle ilgisini
de dile getirerek inovasyon kaynakları, fırsatları hakkında Peter
Drucker’ın görüşlerini tercüme ederek bitirdik. Konu hakkında daha
detaylı bilgi için www.inovasyon.org
ve www.ttgv.org.tr sitelerini ziyaret
etmenizi tavsiye ederiz. Selçuk Karaata Kaynaklar:
Göker,
A., 2000, “Prodüktivite, İnovasyon Yeteneği ve Teknoloji” MPM,
“Rekabet Gücü, Teknoloji ve Verimlilik”, Tartışmalı Toplantı, MPM,
Ankara. 25 Ekim 2000 Drucker, P., 1998, The Discipline of Innovation, by Peter Drucker, Harvard Business Review November- December 1998
|