|
SORUMLULUK
ÜZERİNE… İş
ilanlarında oldukça sık rastlarız : “…. Sorumlusu” aranıyor
diye… Arkadaşlarımızdan duyarız : “Mehmet mi?... Sorumsuz herifin
tekidir…” Ya da bir işe girdiğimizde önümüze uzatılan kağıtta
hemen şu ibareleri görüveririz : “Görev ve sorumlulukları…”
Bazen de yaptığımız işin sonrasında ortaya çıkan bir olumsuzluktan
dolayı işaret parmaklarının ucunda oluveririz : “Evet, bu işi
Mehmet yaptı, sorumlusu odur…” Görüldüğü
üzere “sorumluluk” kavramı gündelik yaşamımızda pek çok farklı
şekilde karşımıza çıkıyor. Yine
hepimiz bu kavramı kendi kavrayış düzlemimizde bir şekilde tanımlıyoruz
ama, gerçekten nedir bu “sorumluluk”? Sorumluluk
kavramı üzerindeki görüşlerimi belirtmeden, öncelikle bu kavramın sözlük
anlamlarını ortaya koymakta yarar var. Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisinde “sorumluluk” :
olarak
tanımlanıyor (1). Görüldüğü
üzere sorumluluk dendiğinde, bir kişinin genellikle hukuk çerçevesi içerinde
üstlendiği yükümlülükler anlaşılmaktadır. Nitekim belirli bir
makama hesap verme, davranışların sonuçlarına katlanma tarzındaki
ifadeler, bu tür bir yaklaşımın sonucudur. Çalışma
yaşamında sorumluluk dendiğinde, hem işverenin, hem de çalışanın
genel sorumlulukları yasalarla düzenlenmiştir. Ayrıca çalışanlara
ilişkin ek sorumluluklar, iş sözleşmelerine de konulabilmektedir. Bu
bağlamda tüm çalışanlar, çalışma konusu ile ilgili eylem ve işlemlerin
sonuçlarından, işverene karşı sorumludurlar. Dolayısı ile gazete
ilanlarında yer alan “… sorumlusu”
şeklindeki bir pozisyon tanımının anlamsızlığı da kendiliğinden
ortaya çıkıyor. Sanki belirtilen alanda sorumlu olduğu pozisyon tanımında
belirtilmese, yaptığı işlemlerden sorumlu olmayacak!... Üstelik böyle
bir tanımlama, sanki sırf “sorumlu” ünvanı taşıyanların yaptıkları
işlerden sorumlu oldukları, diğerlerinin ise herhangi bir sorumluluklarının
bulunmadığı gibi anlamsız sonuçlara da yol açabiliyor. Aslında
bu yazıda üzerinde durmak istediğim konu, genel tanımlarda anlaşıldığının
ötesinde, sorumluluğun sadece hukuk çerçevesinde değil, bir yetkinlik
olarak ele alınması gerektiğidir. Sonuçta her çalışan yasa ve sözleşmeler
gereği işle ilgili davranışlarından, eylem ve işlemlerinden dolayı
işverene karşı hesap verme yükümlülüğündedir ve bunların sonuçlarına
katlanmak durumundadır. Buna rağmen yine de “sorumluluk”, işverenlerin
çalışanlarında aradığı en önemli niteliklerden biridir. Bu
noktada sorumluluğa, hukuki anlamından öte, özellikle kişinin bu
konudaki yaklaşım ve tutumlarına bağlı olarak farklı bir anlam yüklemek
gerekecektir. Bu da kişilerin yaptıkları işlerden sadece hukuk çerçevesinde
değil, etik olarak da sorumluluğa sahip olmalarını, sorumluluk duymayı
kişilik özelliklerinin bir parçası haline getirmeyi ifade etmektedir. Bu
açıdan bakıldığında sorumluluğa sahip olma, hukuki yükümlülüklerin
ötesinde çalışanların ;
gerektirmektedir.
Tüm bu davranış biçimleri, ancak “sorumluluk duygusu”na sahip
bireyler tarafından gösterilebilir. Dolayısıyla, bir kişiden
“sorumsuz” olarak bahsetmek, o kişinin hukuki anlamda sorumsuz
olmamasından değil, o kişinin böyle bir duyguya, ya da tutuma sahip
olmamasından kaynaklanmaktadır. Hukuki
anlamdaki sorumluluk ile bir tutum yada kişilik özelliği olan
sorumluluk arasındaki farkı daha iyi ortaya koymak için Cumhurbaşkanı’nın
sorumluluğu örnek olarak verilebilir. 1982 Anayasasının 105.
maddesinin başlığı “sorumluluk ve sorumsuzluk hali” olup, Cumhurbaşkanı’nı
tek başına imzalamaya yetkili olduğu konulardaki “sorumsuzluk”
durumunu ortaya koymaktadır. Kuşkusuz buradaki sorumsuzluk, hukuki
anlamda olup, Cumhurbaşkanı’nın bu gibi durumlarda, yukarıda tanımladığımız
tutumun aksine “sorumsuzca” hareket etme hakkına sahip olduğu şeklinde
yorumlanamaz. Görüldüğü
üzere hukuki anlamda “sorumluluk” ile
bir kişilik özelliği olan “sorumluluk sahibi olma” arasında
çok önemli farklar vardır. Hukuken her çalışan “sorumluluk
sahibi”dir ama, bunu kişiliğinin bir parçası haline getiren
“sorumluluk sahibi” çalışanların sayısı çok azdır. Bu yüzdendir
ki işverenlerin çalışanlarında aradığı en önemli özelliklerden
biri, “sorumluluk sahibi” olmaktır. Yukarıda
tanımladığımız, sorumluluk sahibi bir kişiden beklenen tutum ve
davranışlar, aslında bir profesyonelden beklenen özelliklerle büyük
ölçüde örtüşmektedir. Dolayısı ile “sorumluluk sahibi”
olunmadan, “profesyonel” de olunmayacağını iddia etmek, yanlış
olmayacaktır. Diğer bir deyişle, her profesyonelin aynı zamanda
sorumluluk sahibi bir çalışan olması gerekecektir. İster kendi adına
çalışsın, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın, sorumluluk
duygusuna sahip olmayan bir bireyin, “profesyonel” olarak
nitelendirilmesi çok zordur. Sorumluluk
yük değil, çalışma etiğidir. Sorumluluğu üstlendiğimizde ilk başta
bize yük gibi gelebilir, ancak biz “sorumluluk sahibi” oldukça, bir
de bakarız ki biz onun üstüne çıkmış, önüne geçivermişizdir.
Sadece
çalışma yaşamınızda değil, tüm yaşamınız boyunca “sorumluluk
sahibi” olmanız dileğiyle… Sevgi
ve saygılarımla, Mehmet
Cemil Özden (1)
Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi,
Milliyet Gazetecilik A.Ş., İstanbul, s.10687.
|