|
ŞİRKETLER NEDEN İÇ
MARKA YARATMA STRATEJİLERİNİ MARKALAŞTIRMALIDIRLAR[1] Bir
organizasyon içerisinde marka yaratma kavramı için iki temel yaklaşım
tarif edilebilir. Bu makalede “iç marka” için iki adet yaklaşımın
bileşimi incelenecektir. Bunlar; 1.
İçerideki dış yüz:
bu kavram aynı zamanda markayı çalışanların taşıması olarak da anılabilir.
Çalışanlar üzerinde oluşan marka etkisi organizasyona yönelik bir
duygusal bağ yaratır. Bu bağ, markanın sahip olduğu değerlerin içselleştirilmesi
ile gerçekleşir. Benzer bir etkinin müşteriler üzerinde gözlemlenmesi
de mümkündür. 2.
Dışarıdaki iç yüz:
Buna işverenin[2]
markası demek mümkündür. Sözkonusu marka anlayışı, mevcut ve
potansiyel çalışanlara yönelik bir çekim alanı yaratma ve onları
motive etme adına; değerler, sistemler, politikalar ve davranış şekilleri
üzerinde kurum kimliğini yaratmayı hedefler. Bir
kurumun taşıdığı markayı tam anlamıyla değerlendirebilmek için çalışanların
markası ve işverenin markasının aynı kişiliğin aynı özelliklerini
aynı zamanda taşıyabilmesi gerekir. İşletmeler arasında bir inceleme
yapıldığında çok sayıda kurumda bu iki yüzün birbirinden farklı
olduğunu ve bunun da çok sayıda soruna neden olduğunu görmek zor değildir.
Aşağıdaki bölümde bu iki kavrama ilişkin daha detaylı bir inceleme
yapılmaktadır. Çalışan Markası: Müşterilerin
marka hakkındaki düşüncesi büyük oranda çalışanların davranışlarından
etkilenir. Genel olarak sadece satış takımlarının markayı
etkileyebildiği düşünülse de, bu düşünce tam anlamıyla doğru değildir.
Satış takımlarının yanında tüm
çalışanların markanın potansiyelinin ortaya konması ve dolayısıyla
kurumun prestiji üzerinde etkisi olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Çalışan
markasının önemi üzerinde genel bir mutabakat sağlanmasına rağmen
az sayıda organizasyonun bu yaklaşımı “pazarlama”yı başardığını
belirtmek gerekir. Çalışan markasının pazarlanmasına niyet edildiğinde
dikkat edilmesi gereken önemli noktalar mevcuttur. Bu takdirde soruyu
“pekiyi nereden başlanmalıdır?” seklinde oluşturmak gerekir. Bu
soruya verilecek yanıtı; doğru zamanı belirleme, iç ve dış
pazarlama stratejisinde uyum ve çalışanlara markayı canlı hale
getirmek olarak özetlemek mümkündür. Bir
marka için aslolan tutarlılıktır. Bir kurumun paydaşları zaman zaman
farklı roller üstlendiği için, örneğin kurum çalışanları aynı
kurumun müşterileri olabilir, hissedarlar aynı zamanda sosyal sorumluluğumuzu
denetleyen kamuoyu olarak kurumu izleyebilir. Bu takdirde bu mesajların tutarlılığı
önemini daha da artırmaktadır. Bilginin hızla ulaşması ve herkesin
kolaylıkla bilgiye ulaşabilmesi nedeniyle mesajlardaki tutarsızlıklar
hızla farkedilmekte ve güven sarsıcı bir ortam yaratabilmektedir. İçsel
tutarlılığı olmayan mesajların çalışanlar üzerinde motivasyon
kaybına sebep olduğu, kamuoyu gözünde de kurumun itibarını
zedeleyebildiği görülmektedir. Çalışanların
kurumla entegre olmalarını inceleyen, Price Waterhouse and Coopers (PwC)
adlı danışmanlık firmasının yaptığı bir araştırma sonucuna göre;
araştırmaya katılanların yüzde 94 gibi bir çoğunluğu
tüm paydaşların aynı hedefe ulaşmak yönünde çabaları paylaşmaları
durumunda kurum performansının artacağına inandıkları ifade edilmiştir.
Yine aynı araştırmanın bulgularına göre; mesajlar ne denli kendi içinde
istikrarlı ve sürekli olursa kurumsal değerlerin de güçlenme ihtimali
o kadar artırılabilecektir. Bu durum çalışanları kurumsal markayla bütünleştirebilme
konusunda temel prensiptir. Ayrıca, bu süreçte kurumsal markanın
pazarlama, iletişim, mali işler, insan kaynakları ve bazı diğer iş
ünitelerinin de dahil olduğu çapraz fonksiyonlu (cross-functional) bir
yaklaşımla belirlenmesine ihtiyaç duyulduğu gözlenmektedir. Markayı
yaşayabilme: PwC tarafından yapılan aynı araştırmanın sonuçlarına
göre; katılımcıların yüzde 70’i markanın değerini tarif edebilmiş,
ancak sadece üçte birinin bu değerleri anlayabildiği ve destekleme
durumunda oldukları tespit edilmiştir. Bu sonuç, değerlerin kolaylıkla
desteklenebileceğini ancak pratik uygulamaya koymanın da zorluğunu
ortaya çıkarmaktadır. İç marka yaratmada insan
kaynakları yönetiminin rolü:
Örgütsel performansı artırmada insan kaynakları stratejisi ve genel iş
stratejisinin yakın bir uyum içinde olması gerekmektedir. Takip eden
sayfadaki şekil, bir organizasyonun çalışanlarına ve müşterilerine
yaklaşım alternatiflerini göstermektedir. Koyu mavi kutudan hareket
etmenin dışında diğer alternatiflerin uygulamaya geçirilmesi mümkündür.
Açık mavi kutu çalışanları bir meta olarak görmektedir. Bu tarz bir
yaklaşım müşteri ilişki yönetiminin önem arzetmediği durumlar için
geçerli olabilir. Koyu kırmızı kutu ise performans için müşteri ilişkisinin
önemli olduğu bir iş stratejisi için uygundur. Çalışanların bir
varlık olarak addedildiği organizasyonlarda ilişkinin başarılabilmesi
mümkündür. Açık kırmızı renkli kutu hem müşteri hem de çalışanların
sadakatini artırmaktadır. Ancak bu stratejinin uzun vadede sürdürülebilmesi
bir soru işareti olarak değerlendirilebilir.[3]
Bu
model insan kaynaklarının diğer iş birimleri ile stratejik bir ortak
gibi çalıştığını varsayar. Ancak bu yaklaşımı benimseyen kurum
sayısı çok değildir. Yaklaşımı gerçek hayata dönüştürme
konusunda “çalışanlara yönelik marka yöneticisi – employment
brand manager” gibi bir pozisyona ihtiyaç duyulmaktadır. Oracle[4]
insan kaynakları yöneticileri tarafından ilk kez bir konferansta önerilen
bu pozisyonun gereğini yerine getirebilecek kişinin, ticari fonksiyonlar
ve pazarlama etkinlikleri hakkında bilgi sahibi olması ve iletişim yöntemlerini
iyi algılayabilmesi gerekmektedir.
Bu
tarife uyan felsefeyi başarmış şirketlerden biri Orange’dır[5].
Orange’ın insan kaynakları, pazarlama ve iletişimi kendi içinde
entegre eden bir iç marka fonksiyonu oluşturduğu bilinmektedir. Örgütsel
yapının şekli ne olursa olsun, insan kaynaklarının marka
stratejisinin içinde olması bu stratejinin mevcut kurum kültürü üzerine
oturtulması için gereklidir. İçsel
markanın nüfuz edebilmesinde fiziksel mekanlar da önemlidir. BP’nin
Londra’daki merkezinde binanın ortasında renkleri değişen teknolojik
bir ışık oyunu, çalışanlar ve ziyaretçiler üzerinde kurumun
dinamizmini ve markanın doğasını yansıtacak şekilde kurgulanmıştır.
Ayrıca, markanın gücünü hissettirmekte çeşitli yöntemler kullanılmakta
bunlara örnek olarak da siber kafeler, boş zamanların değerlendirilebileceği
faaliyetler, sanat faaliyetleri yaratabilecek ve sürdürebilecek ortamlar
oluşturulmuştur. Bu ortamda markanın özelliklerini yansıtacak biçimde
dizayn edilmiştir. Sonuç:
Bir organizasyonun markasının potansiyelini sonuna kadar kullanmak ve bu
süreçte tüm paydaşlara verilen mesajlarda tutarlılık iç marka
yaratabilmekte anahtar stratejidir. Çalışanların mesajları doğuran
ve bu mesajları kurum içine ve müşterilere taşıyan mekanizmalar
olarak görülebilir. Bu nedenle, çalışanlarla ilişkide marka
stratejisiyle bir yakınlaşma sağlanmalıdır. İç marka
stratejisininde yakınlaşmayı insan kaynağı politikasıyla bütünleştirmek
yapılan yatırımın ençoklanmasında kritik bir öneme sahiptir. Selçuk
Karaata [1]
Yazar: Angela Mohtashemi, Yayın: European Business Forum, Yayın no
9, Bahar 2002 sayısı, sayfa 65-71 [2]
Burada kullanılan İşveren kavramını ticari işletme olarak tanımlamak
da mümkündür (ÇN) [3]
Metinde bu ifade açıklıkla belirtilmemiştir. Önemli bir konu
olması nedeniyle İngilizcesini de doğrundan ifade etmek faydalı
olacaktır: The light red box promotes customers and employee loyalty,
but may challenge long term sustainability. [4]
Oracle, özellikle kurumsal kaynak planlama alanında yazılım üreten
bir şirkettir. [5]
Orange, çok uluslu bir telekom şirketidir.
|