|
STRATEJİK PAZARLAMANIN AMACI, SATIŞ GAYRETİNİ GEREKSİZ HALE GETİRMEKTİR. Bugün, dünyada veya Türkiye’de satış ve pazarlama
üzerine geniş kapsamlı bir anket düzenlenip, ‘pazarlama ve satış
sizin için ne anlama geliyor?’ diye sorulsa, eminim ki katılımcıların
çok büyük bölümü, pazarlama ile satışın aynı anlama geldiğini söyleyeceklerdir.
Pazarlama ve satış üzerine yazılan yerli ve yabancı kaynaklı
kitaplarda dahi bu kavramlar birbiriyle aynı anlamda kullanılmaktadır. Pazarlama ve satış kavramlarının ayrımına girmeden
önce, pazarlamayı satıştan ayıran en önemli kıstas olan strateji ve
pazarlama ilişkisinden bahsetmek gerekecektir. Pazarlama kavramının
strateji kavramıyla bütünleştirilmesi, satış ve pazarlama ayırımının
oluşmasında en temel kriter olarak karşımıza çıkmaktadır. Stratejik pazarlamada üç kritik süreç vardır.
Birincisi; değerin tanımlanması, ikincisi; tanımlanan bu değerin üretilmesi,
üçüncüsü de tanımlanıp üretilen bu değerin sunulmasıdır. Bu süreçlerden
ilki tamamen stratejik pazarlama ile ilgilidir. Pazarlama gurusu Philip Kotler’e göre Stratejik
pazarlama, araştırma ile başlar. Bir pazar araştırması, değişik
gereksinmelere sahip alıcılardan oluşan değişik kesimler ortaya çıkarır.
Şirketin yalnızca üstün bir şekilde tatmin edebileceği kesimleri
hedeflemesi daha akıllıca olur. Her hedef kesim için, şirketin, hedef müşterilerin
kendisinin sunmakta olduğu ürünlerin ve hizmetlerin rakiplerinkinden ne
kadar farklı olduğunu takdir edebilecekleri şekilde ürün ve hizmet
tekliflerini konumlandırması gerekecektir. Kotler’in ‘ürün ve
hizmetlerde, rakiplerden farklı olma’ açıklamasının stratejinin
kritik tanımlarından biri olan ‘strateji, fark yaratarak başarılı
olmaktır’ tanımı ile aynı anlama geldiğini vurgulamak yerinde olacaktır.
İşte bu noktaya kadar yapılan çalışmalar, değer tanımlama
olup, tamamen stratejik pazarlama ile alakalı bir adımdır. Diğer iki adım, yani değerin üretilmesi ve sunulması,
ürün, fiyat, yer ve promosyon öğelerinin karışımını içeren taktik
pazarlama ile ilgilidir. Taktik pazarlama, daha çok klasik pazarlama anlayışına
yakın bir tanımdır. Genelde bilinen,
dillerde dolaşan, bu kavramdır. Pazarlamanın stratejik olma özelliğini açıkladıktan
sonra, bu kapsamda, pazarlama ile satış arasındaki ayırımı daha net
olarak açıklayabiliriz. TUSIAD’ın dökümanında günümüz şirketleri için
başarı göstergeleri yıllara göre sıralanmıştır. 1960’lı yıllara
kadar verimliliği arttırmak olan başarı göstergesi, 1970’lerde daha
ucuza üretmek, 1980’lerde ürün kalitesi, 1990’larda ise sürat ve
esneklik haline gelmiştir. Dikkat edilirse bu dönemlerde ağırlıklı başarı
ölçüsü talebi en uygun bir biçimde karşılamak şeklinde karşımıza
çıkıyor. Ayrıca bu dönemlerde rekabet şiddeti çok fazla olmadığı
ve arzın talebin altında olduğu için şirketler ürünlerini, satış
kanallarıyla çok rahat bir şekilde müşterilerine satıyorlardı. Satış yapanların tecrübesi ve
kabiliyetleri müşterilere satış yapmanın en önemli göstergesiydi. Satış
becerilerini bir şekilde geliştiren satıcılar, büyük komisyonlarla
ceplerini dolduruyorlardı. 21. yüzyıla girdiğimizde, her sektörde
talebin üzerinde bir üretim gerçekleşmeye başlandı. Aynı sektörde
aynı işi yapan yüzlerce firma ortaya çıktı. Kaliteli üretim yapmak
hijyen faktörü haline dönüştü. Satış elemanlarının satış üzerindeki
etkisi azalmaya başladı. Bu süreç stratejik pazarlama kavramının gündeme
hızla girmesini sağladı. Artık,
şirketlerde, stratejik pazarlama birimleri, müdürlükleri satış teşkilatından
ayrı bir katagoride değerlendiriliyor. Firmalar, satıştan önce ihtiyaç
ne ise onun üretimini yapıyorlar. İhtiyaç noktasında stratejik
pazarlama biriminin yapmış olduğu detaylı araştırmalar büyük önem
arz etmeğe başladı. Pazar araştırması kavramı her geçen gün gücünü
arttırıyor. Satış ünitesi stratejik pazarlama birimine destek veren bir
yapı haline dönüştü. Kotler’e göre pazarlamanın satış yapma ile aynı şey
olduğu görüşü yalnızca halk arasında çok yaygın olan bir görüş
değil, aynı zamanda birçok iş adamının da sahip olduğu bir görüştür.
Satış yapmak tabii ki pazarlamanın bir parçasıdır, fakat pazarlama,
satış yapmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Peter Drucker’in ileri
sürdüğüne göre ‘pazarlamanın amacı, satış gayretlerini gereksiz
hale getirmektir.’ Drucker’in bununla kastettiği şey, pazarlamanın görevinin
karşılanmamış ihtiyaçları keşfetmek ve tatmin edici çözümler hazırlamak
olduğudur. Pazarlama, gerçekten başarılı olduğu zaman, insanlar yeni
ürünleri beğenirler, bu beğeni ağızdan ağıza hızla yayılır ve satış
yapmak için çaba göstermeye çok az gerek kalır. Dolayısı
ile, pazarlama ve satış kavramlarının iki ayrı kavram olduğunu,
ilerleyen dönemlerde stratejik pazarlamadan daha çok bahsedileceğini şimdiden
söylemek yerinde olacaktır. Ufuk GERGERLİOĞLU
|