|
SİSTEM ANALİST
VE DENEYİM ÜZERİNE (Bilgi mi?, Deneyim mi?) “Sistem analisti, sistemlerin
küçük değişiklikler yoluyla etkin hale getirilmesi veya yeniden planlanmasını
sağlamak amacıyla analiz edilmesiyle ilgilenen kişidir (1)” . “Sistem analist, insanların, metodların
ve bilgisayar teknolojisinin işleri en iyi şekilde yerine getirebilmeleri
için, organizasyonun problem ve gereksinimleri üzerinde çalışır (2)”. Bir sistem analistin, deneyimi ve
bilgisi dışındaki en önemli aracı, öncelikle sistemin bir üyesi olan
insandır. Ardından gözlem gücü ve dokümanlar gelir. En önemli aracı insan
olan bir işte ise, bu araca mümkün olduğunca özen gösterilmesi gerektiği de
doğal olarak kaçınılmazdır. Sistem analist, bir insana
başvurduğu zaman, psikolojik teknikleri, insanlar grubuna başvurduğu zaman
ise sosyal-psikolojik teknikleri bilmek zorundadır. İlle de Freud'u, Adler'i, Jung'ı, ya da Rasim Adasal'ı,
Engin Geçtan'ı, Doğan Cüceloğlu’nu
sular seller gibi bilmesi gerekmez, ama bunlardan bihaber olması da
düşünülemez. Sistem analist, analizini yaparken
sadece anlatılanları değil, anlatan üzerindeki gözlediklerini de ele
almalıdır. İnsanların beden diline dikkat ederek, arka planda söylenenleri de
anlayabilmelidir. Sistem analist, üstünde çalıştığı
sistemin alt ve üst sistemlerini de tanıyabilmelidir. Sadece teknik
bağlantıları değil, politik bağlantıları da bilmelidir. En azından öğrenmeye
çalışmalıdır. Sistem içinde ruhani gücü kuvvetli olan alt sistemleri de
(kişi, kuruluş veya departmanlar) tanıyabilmeli ve onların, çalıştığı sistem
üzerindeki etkilerini önceden görebilmelidir. Böyle davrandığı ölçüde, olması
gerekip te olmayanları izah edebilir. Sosyal yönü, teknik yönüne göre daha kuvvetli olmalıdır,
çünkü özel ve teknik bilgilere ulaşmanın bir yolu da, sosyal bir varlık olan
insandan geçer. İnsan, sistem analistin en önemli
aracıdır. O, bu aracı en verimli şekilde kullanmak zorundadır. Sistemin
dokümanlarında yazılanlar her zaman doğru ya da
güncel olmayabilir. Ya da sistemin dokümanı yoktur.
Bilgiyi insanlar verir. Bu bilgi de her zaman doğru ya
da güncel olmayabilir. O zaman gözlem gücüne başvurulur. Ancak gözlenen
durumun her zaman için geçerli olup olmadığını nasıl bilebilirsiniz? Uzun
süre gözlemeye zamanınız yoksa, yine kişilerin bilgilere sığınırsınız. Bu
durumda sistem analist, kişilerden aldığım bilgi
budur, deyip geçemez. Doğruluğunu kontrol etmek
zorundadır. Doğru olan bilgiyi de almak zorundadır. Her bilgiyi doğru almak
uğruna, yaptırım gücü olan üst mercilere sürekli olarak başvurmak, bilgi
kaynağıyla olan ilişkileri güçlendirmez, aksine zayıflatır. Dolayısıyla sistem
analist bir müddet sonra bilgi kaynağı ile tekrar
yalnız başına (bu sefer güçler dengesi aleyhine dönmüş olarak) kalmak
zorundadır. "Sistem analistinin bir
yönetici üzerindeki etkisi son derece rahatsız edici olabilir. Daha çok
bilgisayar kökenli sistem analistlerinin,
kullanıcıların, yönetimin ve kuruluşun ihtiyaçlarına pek dikkat etmedikleri
gözlenmiştir. Bu nedenle yönetimin tepkisi tamamen sebepsiz olmayabilir. Yeni
bir sistemin etkin bir şekilde işleyebilmesi için, yöneticilerin tecrübeleri
hayati değerde olabilir. Bir sistem analisti, bütün
bir gün bir yöneticiyle, yöneticinin sistem hakkındaki beklentileri konusunda
konuştuktan sonra, elde ettiği bilgilerin uzun yıllar içinde elde edilmiş
tecrübelere dayandığını anlamayabilir. Işte
yöneticiler bu tutumu üzüntüyle karşılarlar." (3) Sistem analist, yönetici (karar
verici) ya da uygulamacı kimliklerinde olmamalıdır.
Bilgi verici ve çözümleyici kimlikleri, onun işini yapması için yeterlidir.
Yönetici kimliği insanların ondan çekinmelerine, dolayısıyla bilgiyi tam
olarak vermemelerine, uygulamacı kimliği ise onun duygusal ve/veya pragmatik ilişkilere girmesine yol açar. Öte yandan bir
yöneticinin ya da uygulamacının, sistem analist tekniklerini uygulaması da, onların sistem analist olduklarını göstermez. Ancak sistem analist, insanlarla diyaloğa
girmek ve ardından bu diyaloğu sürdürebilmek için,
öncelikle kendini pazarlamayı bilmelidir. Bu, sistem analistin
uygulamacı olduğu tek özelliğidir. "Analistler insanları iş
ortamından çıkartıp bir yere oturtur ve ne yaptıklarını açıklamalarını
isterler. İnsanlar ise analistlere gerçekte ne
yaptıklarını değil; yapmaları gerektiğini düşündükleri şeyleri,
hatırladıklarını veya kendilerine anlatmalarının söylendiği şeyleri
anlatırlar. Insanların yaptıkları ile yaptıklarını
söyledikleri her zaman aynı değildir. Müşterilerin yaptıkları hakkında bilgi
toplamanın daha iyi bir yolu, onları işi yaparken seyretmektir. Bundan da iyi
bir yol ise, işi ekip üyelerinin kendilerinin yapmalarıdır. Gözlem ve
katılım, ekip üyelerini birkaç gün veya hafta içinde o işin uzmanı haline
getirmez gerçi, ama elde ettikleri deneyim onlara, neyin önemli neyin önemsiz
olduğunu analize göre daha iyi anlatacaktır." (4) Sistem analistin işinde oyuncu
değil, gözlemci olması gerektiğini söylüyoruz. Bunu bir yaşam felsefesi
olarak belirlediği zaman işinde başarılı olur, fakat bu, özel yaşamda
başarısızlığa yol açabilir. Tepki verilmesi gereken aksiyonlara karşı da
gözlemci niteliğini sürdürerek, oyuncu olmamaya devam ederse, istenmeyen
sonuçlarına da katlanmak zorunda kalabilir. Sistem analist, analizini yaptığı
sistemin bekçisi değildir, dostu değildir, düşmanı da değildir. Bunu o bilir,
fakat diğerlerinin de bilmesi çok daha önemlidir. Sistem analist,
ancak bu şekilde yönlendirmelerden uzak kalabilir. Sistem analist, konusundaki
tarihi gelişimlerden haberdar olmalıdır. Bilimsel kıstaslara göre benzer
nedenler, benzer koşullar altında benzer sonuçlara yol açarlar. Eskiden
gerçekleşmiş bir olayın, bir diğer benzerinin sonucunun ne olabileceğini
önceden görebilmek, bugüne kadar hep bir avantaj olmuştur. Burada tek
handikap, yaşamı tamamıyla geçmişe dayandırmaktır. Daha önce gerçekleşmemiş
bir olayla karşılaşıldığında analiz yapmak zorlaşabilir. Bunun giderek böyle
olma durumu da, günümüzün hızlı gelişen ortamında, çok fazladır. Her geçen
zaman, ahtapota bir kol daha eklemektedir. Sonuçta düğüm olmuş bir ahtapotla
karşılaşma olasılığı da gittikçe artmaktadır. Sistem analist, kişisel düşünme
stilinin getirdiği sorunlarla karşılaşmamak için temel felsefe kuramları
hakkında haberdar olmalıdır. Öte yandan felsefi düzlemdeki temel kuralı ise,
kuşkucu olmaktır. Öte yandan sistem analist,
bulunduğu sistem içinde nasıl algılandığını da bilmelidir. Sistem analistlere genelde sadece sorun olduğu zaman ya da sistemin çözümlenmesi için değil yürütülmesi için
(sistemi en iyi onlar tanıyor diyerek) başvurulması, insanların sistem analiste olanları değil, duyulmak istenenleri anlatması,
günümüz yönetimlerinin sonuca odaklanan (sürece değil) uygulamacı
fonksiyonlara verdikleri primler, sistem analiste
bakış açılarından sadece birkaçıdır. Sonuç olarak, bu bakış açılarını
düzeltmek görevi de, herkesten önce sistem analistlere
düşmektedir. Deneyim konusuna gelince, literatürde yazılı olan ve sistem
analistin uzun yıllara ve deneyime dayanan kariyer
basamaklarını da vermek gerekir: "1.Sistem analist 1 : %30
analiz ve dizayn, %70 programlama ve emplemantasyon. 2.Sistem analist 2: %50 analiz ve
dizayn, %50 programlama. 3.Sistem analist 3: %70 analiz ve
dizayn, %30 programlama. 4.Senior sistem analist: %30 proje yönetimi, %60 analiz ve dizayn, %10
programlama. 5.Lead analist:
%75 birden fazla proje yönetimi, %25 analiz ve dizayn." (5) "Uzun yıllar IBM'in çeşit çeşit yönetici kurslarına ve
okullarına gittim. University of Virginia Darden Graduate School of Business Administration'ın International Institute for Management Developmen'ın (IMD) en üst düzey yönetici kurslarına
katıldım. Size ilk önerim: bu tür kurslara katılın, can kulağıyla dinleyin ve
birşeyler öğrenmeye çalışın. X teorisi, Y teorisi,
Z teorisi ve alfabenin diğer harflerinin teorilerini bilmenizde yarar var.
Gereğinde ukalalık edebilirsiniz. Ancak, bütün bu teorik bilgiler sizi değil
iyi bir yönetici, bir yönetici bile yapamaz. Iş
yaşamı ormanının çalılarının arasından vahşi bir kaplan üstünüze atlarken,
ağacın dalına dolanmış boa yılanı sizi yutmak için üstünüze süzülürken, fil
sürüsü rap rap yürüyerek sizi ezecekken, 'yarım
saat bekleyin, gerekli tüm bilgileri toplayayım, durumu inceleyeyim,
uygulayacağım teoriyi bulayım, kağıdın sol tarafına olumlu, sağ tarafına
olumsuzları yazıp değerlendireyim, bekleyelim görelim' gibi laflar
edemezsiniz. Ederseniz, timsah bir bacağınızı götürür." (6) Yöneticilere
yöneltilen bu sözler aslında herkes için geçerli değil mi? Yine deneyim ve yöneticilerle ilgili son bir alıntı.
"1980'li yıllarla beraber tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de 'Genç
Yöneticiler' devri başladı. Genç, dinamik belki de yeni mezun gençler
şirketlerin başına getirilmeye başlandı. Ancak 1990'lı yıllar bu görüşlerin
aksini ispat etti. Gençlerin motivasyonuna ve işi sahiplenmesine diyecek bir
şey yoktu. Fakat tecrübeleri yetersizdi. Şirketler şunu anladı: sadece bilgi
birikimi ve yüksek motivasyon, yöneticinin temel fonksiyonlarından birkaçı
olmakla beraber iyi yönetici olmak için yeterli şartlar değildi. Işte bu noktada, iş tecrübesinin önemi bilginin ve yüksek
motivasyonun yanında ayrılmaz bir parça olarak ortaya çıktı. " (7) Yararlanılan kaynaklar: (1) Özel Ergen - Sistem Analizi ve Planlama, Ege
Üniversitesi Basımevi, 1988, Sayfa 17 (2) Whitten/Bentley/Barlow, System Analysis & Design Methods, IRWIN, İkinci Basım, Sayfa 6 (3) M.Özel Ergen, Sistem Analizi
ve Planlama, Ege Üniversitesi Basımevi, Sayfa 39 (4) Michael Hammer
ve James Champy, Değişim Mühendisliği, Sabah
Kitapları, Ikinci Basım, Sayfa 121 (5) Whitten/Bentley/Barlow,System Analysis & Design Methods, IRWIN, Ikinci Basım,
Sayfa 8 (6) Miray Tekelioğlu,
Monitör dergisi, 5 temmuz 1993, Sayfa 4 (7) Baybars Altuntaş,
Ekonomik Trend dergisi, 7 Eylül 1997, Sayfa 31 |