KRİZ YÖNETİMİ-2
9.Kriz
Yönetimi ve İletişim Kriz dönemleri,
iyi yönetilebilirse ve değerlendirilebilirse şirketlerin güven
tazeledikleri ve itibarlarını toplumun her kesimine etkili bir şekilde
yansıttıkları dönemler de olabilir. İletişimcilerin
gözlüğü ile baktığımız zaman, "krizlerin üstesinden
gelebilmek için krizi yönetmek, krizi yönetmek için de kriz yönetimini
bilmek ve bunu iletişim süreçlerine taşımak gerekir". Şirketler,
kriz dönemi nedeniyle, özellikle yoğun belirsizlik ortamında
"zor" kararlar alacaklardır. Belki yıllardır eğitim ve gelişimleri
için çok emek verilen, yatırım yapılan bir kısım insan kaynaklarının
işine son verilecektir.Belki de, belirsiz bir süre üretim duracak,
stoklar büyük bir sorun haline dönüşecektir. Tedarikçiler
"gelecek" kaygısı içine gireceklerdir. Finans bölümü ise
belki ödemeleri durduracak, alışılagelmiş ödeme politikaları askıya
alınacak, hatta çalışanlar belli bir dönem maaşlarını bile
alamayacaklardır. Adı üstünde "kriz" olan bu dönemde en
fazla gereksinim duyulan şey ise "güven"dir. Kararlar ne kadar
zor, acımasız hatta yanlış olursa olsun "güvenin
yitirilmemesi" gerekmektedir. Çünkü, iş hayatında bir de
"krizden sonraki dönem" vardır ki, şirket itibarı asıl bu dönemde
kendisi ile hesaplaşır. Aşağıda yer alan hususlar,kriz yönetimi ve iletişimi için genel bir yaklaşım olup her şirketin kendi kültürüne göre uyarlayabileceği bazı faaliyetleri belirtmektedir; 1.
Kriz Komitesinin Kurulması: Şirketin hiyerarşik yapılanmasındaki farklılıkları da dikkate alarak bir kriz komitesi kurulabilir.Komite ne çok kalabalık olmalı ne de krizi yönetmek için gerekli insan gücünden yoksun olmalıdır. Kriz komitesi tam yetki ile donatılmalı, başta para harcamak olmak üzere şirketin kriz dönemini aşmasına yönelik tüm kararları başkalarına danışmadan verebilmelidir. Şirketin iç ve dış iletişimine yönelik koordinasyon mutlaka kriz komitesinden yönlendirilmeli, dedikodu üretilmesine olanak tanıyacak iletişim ortamları köreltilmelidir. 2. Çalışanlara
kriz komitesinin kurulduğunun duyurulması: Öncelikle
çalışanlara bir kriz komitesinin kurulduğu duyurulmalıdır. Bu duyuru
önce yazılı olarak yapılmalı ve en kısa zamanda kriz komitesi üyeleri
ile ortak bir toplantı yapılacağı bu duyuru içinde belirtilmelidir.
Bu duyuruda ayrıca; kriz komitesinin kimlerden oluştuğunu, şirketin
hangi bölümünde faaliyet göstereceğini, mesai saatlerini, hangi yetki
ve sorumluluklar ile donatıldığını, komite üyelerine nasıl ulaşılabileceğini
belirtmekte yerinde olur. 3.
Kriz komitesi bilgi üretmelidir: Kriz
komitesine seçilen üyeler olağanüstü dönemin kendine özgü koşullarını
benimseyerek toplantı yapmalıdırlar. Toplantılar öncelikleri
belirlenmiş gündemlerle olmalıdır. Hiç bir toplantının gündemi
üç maddeden fazla olmamalıdır. Komitenin öncelikle üretmesi gereken bilgiler şu
başlıklardan oluşabilir: a.mevcut
durumun analizi ve şirketin bu analiz kapsamında konumlanması b.şirket
yönetiminin ve kriz komitesinin bu analiz çerçevesinde belirleyeceği kısa
ve orta vadeli politikalar c.
belirlenecek bu politikaların şirketin vizyon, misyonu ile ne kadar örtüştüğü d.şirket
kültürü de dikkate alınarak bu kararların nasıl günlük yaşama geçirileceği
Dolayısıyla bir temel yaklaşım ortaya çıkacaktır. Şirket kriz dönemini nasıl yorumluyor, kendisini ve çalışanlarını korumak için geliştirmiş olduğu A ve B senaryoları nelerdir, kısa ve orta vadeye yönelik politikalar neleri kapsamaktadır, acı da olsa yazılmış bir takım reçeteler var mıdır, bu reçetelerin içeriği neyi kapsamaktadır, işten çıkarılmalar, üretimin durması, ödemelerin askıya alınması söz konusu mudur, bu dönemde rakiplerin atacağı adımlara karşı neler yapılması planlanmıştır. 4.
Kriz dönemi sözcüleri ve sosyal paydaşlar: Durum
analizi kapsamında şirket öncelikle aldığı kararları kimlerle paylaşmalıdır
? Doğal olarak çalışanlarından başlayan bir dizi kesimle bu kararlar
paylaşılacaktır ancak kriz komitesi adına kimler bu paylaşımda sözcülük
yapacaktır? Çalışanlar, aileleri, tedarikçiler, bayiler, satış
noktaları, müşteriler, yerel yönetimler, kamu bürokrasisi, medya,
akademik çevreler, sivil toplum örgütleri... şirketi, kriz komitesi adına,
bu kesimlerin lisanına yabancı olmayan kişilerin temsil etmesi
gerekmektedir. 5.
Bilginin arşivlenmesi ve ön araştırma: Kriz
komitesince üretilen bilgiler mutlaka yazılı olmalı ve taslak çalışmalar
da dahil her şey sistematik olarak arşivlenmelidir. Kriz komitesinin
sekreteryasına özellikle sıcak dönemde çok iş düşmektedir.
Bilgisayarlarla da yapılsa tüm çalışmalar yedeklenmelidir. Kriz
komitesinin ilk toplantısını takiben yapması gereken bir diğer önemli
çalışma ön araştırmadır.Geliştirilmiş olan kriz planına paralel
en fazla öncelik taşıyan 3-4 sosyal paydaşımız ne düşünmektedir?Bir
telefon araştırması ile,örneğin, çalışanlarımız, tedarikçilerimiz
ve bayilerimiz nezdinde, kriz komitesinin aldığı kararların gerçekçiliği,
inandırıcılığı, yönetimin krizin üstesinden gelebileceğine ilişkin
yeterli/yetersiz bir kanaatin elde edilmesi, kriz komitesinin bilgi üretimine
yön verebileceğinden büyük önem taşımaktadır. 6.
7/24 iletişim: Kriz
komitesi,iletişim hatlarını günün her saati ve haftanın her günü,
yakın çevreden gelebilecek her türlü iletişime açık tutmalıdır.
Özel bir telefon numarası, web adresi, elektronik postanın yanı sıra,
işe geliş ve gidişler sırasında ana kapıya yerleştirilecek iletişim
kutuları komite üyelerine çok değerli bilgiler taşıyabilir. 7. Gerçek
bilgilerin önemi: Şirketin,
kriz dönemini sosyal paydaşları nezdindeki güvenini tazelemesi ve
itibarına katkı sağlaması amacına yönelik yönetebilmesi için tüm
iletişimini -ne kadar kötü, olumsuz olursa olsun- gerçek bilgi ve
bulgular üzerine inşâ etmesi gerekmektedir. Adı üstünde, krizler olağanüstü
dönemlerdir ve alınacak kararlar hiç de hoş olmayabilir. Ancak,
dedikodu ve aslı astarı olmayan söylentiler ile şirkete ve şirket yönetimine
yönelik itimadın yok olmasındansa gerçeklere ortak olmak özellikle
kriz sonrası dönemler için gereklidir. Kriz
komitesi elindeki tüm bilgi ve bulguyu yalın çıplaklık ile paylaşmalıdır.
Aldığı kararların arkasında durmalı, fedakarlık yapılıyorsa bunu
herkesin gözünde net olarak ortaya koymalıdır. 8.
Kriz komitesinin iletişim araçları: Kriz komitesi her sosyal paydaşı için ayrı ayrı iletişim araçları geliştirebileceği gibi bazı araçları ortak bir iletişim platformu olarak da kullanabilir. Ancak
kriz döneminde iletişim araçlarının etkin kullanımı için bazı
hususlara normal zamanlardan daha fazla dikkat edilmesi gerekebilir. a.Web ortamından azami ölçüde yararlanılmalıdır.Başta
çalışanlar olmak üzere, tedarikçiler, bayiler, medya mensupları gibi
"olmazsa olmaz" olan tüm sosyal paydaşların elektronik posta
adreslerinin kriz komitesinin elinin altında olması gerekir. Bu arada,
şirketin bir web sayfası yoksa 24 saat içinde açılmalı, varsa, ana
sayfaya kriz yönetimi ile ilgili alınan kararların asılacağı ve bakıldığında
hemen görülebilecek bir ekleme yapılmalıdır. Web sayfasından kriz
komitesine elektronik posta atılabilecek bir düzenek kurulmalıdır.
Kriz komitesi, kriz süresince yoğun iletişim içinde olacağı belli
bir kesim için "extranet" sistemini de devreye sokabilir. b.Çalışanlarla iletişim için toplantıların yapılması
kaçınılmazdır. Kriz döneminde , kriz komitesinin kararlarının açıklanması
hiç bir şekilde komite üyelerinin dışındaki kişilere bırakılmamalıdır.
Şirketin birden fazla şehirde merkezi bulunsa bile, çalışanlara
kararlar yine de komite üyelerinin ağzından aktarılmalıdır. Öte
yandan duyuru tahtaları, şirketin süreli yayınının kriz sayısı,
afiş, bez pankart vb. araçlardan da maksimum oranda yararlanılmalıdır.
Şirketin interneti kullanım oranının yükseltilmesi açısından
duyurular öncelikle bu ortamda yapılmalıdır. c. Medya mensupları ile ilişkiler kriz komitesinde
tek elden yürütülmelidir. Yerel medya da dahil olmak üzere gelen tüm
sorular hiç bir engelle karşılaşmadan komiteye gelebilmeli ve en geç
12 saat içinde bir bilgiyle medyaya geri dönülmelidir. Yine medya
mensupları için süratli haberleşmeye yönelik
"extrapressnet" servisinden yararlanılabilir. d. İletişimin sürekliliğini sağlayacak bir temel
araç olmalıdır. Duyuru panosuna asılabilecek sıradan bir A4 kağıdı
bile olsa, kriz süresince böyle bir iletişim aracının sürekliliğine
gereksinim vardır. Her yeni bilgi, her yeni karar hangi sürelerde olacağı
daha önce duyurulmuş bir iletişim aracı ile aynı yer ve zamanlama
duyarlılığında sahipleri ile paylaşılmalıdır. Böylece, duyarlı
olanlar yeni bilgiyi sürekli olarak belli bir kaynaktan izleme olanağına
sahip olurlar. 9. Araştırmalara
duyarlı olunmalı: Kriz
komitesi, başlangıçta hangi konuda, nasıl bir karar alırsa alsın şu
yaklaşımı sergilemelidir: -Kriz döneminin kısa (24 saat/3 gün/ Bir hafta),
orta (1-2 ay) ve uzun vadeli politikalarla yönetileceği -Şirketin vizyon, misyon, strateji ve kültürünün
bu politikalarla uyumu sözkonusudur. Bu
yaklaşıma paralel her bir dönem için gerek alınan kararlara verilen
desteğin tespiti, gerekse de ne kadar yol alındığının göstergesi
olması amacıyla ilgili sosyal paydaşlar nezdinde küçük araştırmalar
yapılması ve sonuçlarının yine ilgili kesimlerle paylaşılması
bilgi üretimi açısından sonsuz yararlar getirmektedir. 10.
Kriz yönetilirken: Kriz yönetimi
sırasında Kriz Komitesi şirket dışı kaynaklarla çalışmalarını
genişletebilir ve bir sinerji arayışı içine girebilir. Örneğin, bir
araştırma şirketi, stratejik iletişim şirketi, reklam ajansı,
akademisyenler, meslek odaları, şirketten daha önce emekli olmuş çalışanlar,
çalışanların aileleri, yurt dışı bağlantılar vb. 11. Liderlik: Kriz yönetimindeki
başarı kriterlerinin başında liderlik gelmektedir. Şirketlerin üst düzey
yöneticilerinin kendilerini gerçek anlamda gösterdikleri dönemlerdir
krizler. Kendisini üstün bir liderlik için koşullandırmış yöneticilerin
ele aldığı ve yönettiği krizlerden korkmamak gerekir. Çünkü onların
arkasında çalışanlarıyla, bayileriyle, tedarikçileri ve yatırımcıları
ile koca bir şirket vardır. 12.Krizler
iyi yönetilirse aslında fırsattır: "Her
kriz kendi içinde fırsat barındırır. Yönetimlerin bunu bulup ortaya
çıkarması gerekir". Başta çalışanlar olmak üzere, müşteriler,
medya, tedarikçiler, bayiler gibi sosyal paydaşların çok uzun yıllar
sürecek sadakatını elde edebilecek kurumsal itibar birebir iş sonuçlarına
yansıyacak ve bir rekabet avantajı yaratacaktır. Söz konusu fırsatlar,
güven tazeleme ve şirketin kurumsal değerleri ile toplumsal değerleri
buluşturduğu yönetim refleksidir. Kriz sonrası dönemde dimdik ayakta
kalabilmek, müşterileri, insan kaynaklarını, borsada işlem gören
hisse senetlerindeki istikrarı korumak bu fırsatları iyi değerlendiren
yönetimler için geçerlidir. 10.Krizlerde
Kariyer ve İnsan Kaynakları Stratejileri Kriz Yönetimi’yle
ilgili yönetim danışmanı Erkunt Tamer’in söylediği basit bir kural
vardır: 'Kriz Yönetimi, krize girmeyecek bir yapı kurmaktır.' Diğer
bir deyişle, hasta olduğunda hastalığı hafif atlatabilecek sağlıklı
bir bünyeyi oluşturacak bir program uygulamaktır.İşletme açısından
bakarsak insan kaynakları bölümü, kurumun zindeliğinden sorumludur.
Bireyin zindeliğinden sorumlu olan kişiyse bireyin kendisidir. Fırtınalar
ve krizler için İnsan Kaynakları bölümlerinin geleceklerini ve
bireylerin kariyerlerinin krizden korunma konusunda sağlıklı bir bünye
geliştirmek için stratejileri neler olabilir: -Maliyetlerin yeniden yapılandırılması Kriz,
nakit akışının durmasıyla, işletmeleri ve bireyleri vuruyorsa, en az
nakit akışı gerektirecek bir yapı oluşturmak gereklidir. En az nakit
akışı gerektirecek yapı kurmakla tasarruf yapmak farklı kavramlardır.
Çok para harcayan kuruluşlar, tasarruf yapabilirler. En düşük maliyet
yapısına sahip olanlar ise tasarruf yapmazlar; çünkü kaçınabilecekleri
maliyet kalemi yok gibidir. -İşin yeniden süreçlendirilmesi İşletmelerin
iş süreçleri, neredeyse söz konusu olan işler oluşturulduğundan
beri aynı yapıdadır ve bu süreçler maliyet etkili bir yapıya kavuşturabilir.
Örneğin, eğer bir ağaç dikme işi üç kişi tarafından yapılıyorsa,
(biri çukur kazıyor, biri fidanı dikiyor, biri de fidanın kökünün
üstünü toprakla kapıyorsa) aynı iş tek bir kişi tarafından yapılabilir.
Bir işin yeniden süreçlendirilmesi, pek çok örnekte işin maliyetinin
düşürülmesi anlamına gelir. - İş bulabilir çalışan yaratılması Kriz
öncesinde yapılması gereken faaliyetlerden bir tanesi de, çalışanlara
yetenek ve özellik kazandırmaktır. Kriz dolayısıyla işletme, çalışanları
işten çıkarmak zorunda kalabilir. Bu noktada onların başka yerlerde iş
bulabilmelerini (outplacement) sağlamak üzere, onların önceden
yeteneklerini geliştirmiş olmalıdır. - Eğitime devam etmek Kriz
zamanında işlerin azaldığını varsayarsak, krizler kuruluşlar için
eğitim faaliyetlerine devam etmek için çok iyi fırsatlardır. Kuruluşlar
pek çok örnekte, kriz başladığında ilk önce eğitim bütçelerini
keserler. Bu aynı anda hizmet endüstrisini de durdurur. Kriz zamanında
eğitime devamın iki yolu vardır: Bunlardan bir tanesi, kurum için
uzmanların kendi dallarında teknik konuların yanı sıra kalite, sağlık
ve iş güvenliği konularında eğitim yapmasıdır. Dışarıdan alınacak
eğitimler de çok uygun şartlarla devam edebilir. Eğitim ve danışmanlık
kuruluşları da, kriz sırasında işleri kalmadığından onlarda sıkıntıya
girerler. Bu kuruluşların birçoğu, kriz döneminde standart eğitimlerini
yarı fiyata ve bir yıl vadeli ödemeyle yapmayı kabul edebilirler.
-Yan işlere yönelme Hem işletmelerin,
hem de bireylerin ihtiyaç duyduğu konulardan bir tanesi düzenli gelir
akışıdır. Hem işletmelerin, hem de bireylerin bir sigorta gibi, kendi
yaşamlarını sürdürecek yan işlere ihtiyacı vardır. Bu yaklaşım,
kişi ya da kuruluşun belirli bir işe odaklanmasının başarı üretmesi
anlayışına aykırı gelebilir ve aykırıdır da. Seçilecek yan iş, mümkünse
ana işle ilgili olan bir alandan seçilirse bu ikilem bir ölçüde
giderilebilir. - Değişime uyum Krizler
insanların canlarını yakarlar. İşletmeler kapanır, genel müdürler
görevden alınır, insanlar işten çıkarılır. Bütün bunlar gerçekten
insanı üzer ve tepkisel yapar. Ancak geride kalanlar, yeni oluşan düzenle
savaşmak yerine, onunla birlikte yaşamayı öğrenmek durumundadır. Bugün
yeni insanlarla uyumlu çalışmayı öğrenme yeteneği, işletmedeki en
kritik yeteneklerden biri olmuştur. Bu yeteneği geliştirmek, bireysel
anlamda zihinsel bir dönüşüm işidir. İnsan kaynakları bölümleri
de, mevcut personelin kriz sırasında eş zamanlı yaşanan değişime gösterdikleri
direnci, uyumlu çalışmaya dönüştürmekle görevlidir. -Yeni stratejiler 2000 yılı,
geçtiğimiz yirmi yılda zihinsel bir eşiğin temsilcisiydi. Kimileri
basit bir rakamsal ilerleme dedi, kimileri Bilgi Çağı’na girişin gerçek
sembolü dedi. 2000 yılı, basit bir rakam değişikliği olmaktan çıkmış,
Bilgi Çağı kıyametinin başlangıcı olmuştur. Bilgi Çağı, büyük
değişimlerin çok daha sık yaşanacağı, durmanın hemen yok olmak,
yavaşlamanın gecikmeli yok olmak anlamına geldiği
bir çağdır. Bu çağda, bireye ve insan kaynaklarına düşen
yeni stratejiler geliştirmektir. Bu noktada,şimdiye kadar yapmış olduğumuz açıklamalardan hareket ederek,kriz yönetimi konusunun teorik içeriği ile işletmelerde uygulanması arasındaki bağlantının kurulmasına yönelik olarak yapılmış bir araştırmaya yer verelim: 11.İşletmelerde
Kriz Yönetimi Sorunlarının Çözümlenmesi Üzerine Bir Araştırma[1] İşletmelerde
kriz yönetiminde karşılaşılan sorunların çözümü ile ilgili yapılan
bir araştırmada Türkiye’de faaliyette bulunan 75 özel sanayi kuruluşu
araştırma kapsamına alınmıştır.Anket gönderilen işletmelerden
33’ünden olumlu cevap alınmıştır. Şimdi,bu
ankette yer alan sorulara işletmelerin verdiği cevapları göz önünde
bulundurarak,işletmelerin kriz dönemleriyle ilgili genel görüşlerini
çerçevelemeye çalışalım; -Yaşanan
Krizlerin Nedenleri,İşletmelerin yaşadığı krizlerin nedenleri
ile ilgili soruyu cevaplandıran yöneticilerin en fazla kriz nedeni
olarak değerlendirdikleri etmen %34.1 oranla “ekonomik çevre”dir.Ayrıca
kriz nedeni olarak en fazla işletme dışı nedenler gösterilmiştir.Bu
sonuç çok doğaldır.Çünkü,dış çevrenin işletme üzerindeki
etkileri daha zor kontrol edilmekte ve yöneticiler bunlara karşı hazırlık
yapmakta daha fazla zorlanmaktadırlar.Anketin bu sorusunu cevaplandıran
yöneticilerin tamamı ekonomik krizi en temel etmen olarak göstermişlerdir.İkinci
sırada ise “hukuki ve politik çevre” ile “uluslararası gelişmeler”
yer almaktadır(%12.2 oranla).Örgüt içi nedenleri ise bu soruyu
cevaplayanların %7.3’ü yönetim olarak,%4.9’da örgütün yapısal
özellikleri olarak göstermişlerdir. -İşletmelerin
Kriz Dönemi Politikaları,Soruyu cevaplandıran yöneticilerin
en fazla kriz dönemi politikası olarak “ihracat imkanları araştırma”
seçeneğini tercih ettikleri görülmektedir.(%25.6 oranla)Bunu,ikinci sırada
“maliyetleri düşürme politikası” izlemektedir.(%23.1 oranla).”İşçi
çıkarma politikası” ise üçüncü sırada(%17.9 oranla) tercih
edilmiştir. -İşletmelerin
Kriz Yönetimi Planlarına Sahipliği,Yöneticilerin
25 tanesi(%75.75 oranla) kriz yönetimi planlarının olmadığını
belirtmişlerdir.Bu sonuç,işletmelerin,bu konuya karşı fazla duyarlı
olmadıklarını göstermektedir.Ayrıca böyle durumlarda durumu kurtarma
yolunu seçtikleri ve krizle karşılaştıklarında krizi çözme yaklaşımını
tercih ettikleri anlaşılmaktadır. -İşletmelerin
Kriz Dönemi Planları Tercihleri,İşletmelerin
kriz yönetimi planı olanların hangi planları tercih ettiklerini ortaya
çıkarmaya yönelik bu soruya,3 kişi “acil durum planı”(%33.3
oranla),3 kişi “kriz masası”(%33.3 oranla),2 kişi ise “etkili
haberleşme planı” cevabını vermişlerdir.Diğer tercihini yapan yönetici
ise,aylık rasyoları kullandıklarını belirtmiştir. Gerçekten
acil durum planına sahip olan işletmeler krizleri daha rahat atlatmaktadırlar.Ayrıca,kriz
masası olan işletmelerde kriz dönemlerinde bu masayı hemen oluşturup,paniğe
kapılmadan sorunun uzmanlar yardımı ile çözümlenmesi yoluna
gitmektedirler. Araştırma
sonuçlarına göre,işletmelerin daha önce bir kriz dönemi yaşayıp yaşamadıkları
ile bir kriz yönetimi planına sahip olup olmadıkları arasında ilgi
olmadığı ortaya çıkmıştır. -İşletmelerin
Kriz Yönetimi Stratejilerinin Belirlendiği Örgüt Seviyesi,Tepe yönetimi kriz yönetimi stratejilerinin
belirlenmesinde 27 kişi(%81.81 oranla) ile en fazla orana sahiptir.Bu
da,işletme için önemli kararların tepe yönetimi tarafından verildiği
görüşünü desteklemektedir. Gerçekten, özellikle işletme için
hayati olan konularda çalışanların ve diğer yöneticilerin görüşleri
alınmakta,ama son kararı tepe yönetimi vermektedir. -Yöneticilerin
Kriz Dönemlerini Algılama Şekilleri, Yöneticilerin
kriz dönemlerini işletmenin küçültülmesinin gerektiği bir dönem
olarak algılayanların oranı %22.9 ile en fazladır.İkinci sırada en
fazla tercih edilen ise,profesyonel yöneticilerin yardımının gerektiği
bir dönem seçeneği olmuştur(%20.8 oranla).Üçüncü sırada ise işçi
çıkarma ile devlet desteğinin gerektiği bir dönem seçenekleri yer
almıştır(%16.7 oranla).Kriz dönemlerini fırsat olarak değerlendirenler
ise %10.4 oranla en az tercih edilen seçenektir.Diğer seçeneğini seçen
6 kişi ise bu dönemleri şu şekilde belirtmişlerdir: 1)Maliyetlerin düşürülüp,verimliliğin ve kalitenin artırıldığı bir dönem, 2)İşletmedeki hataların,eksikliklerin ve iyi
tarafların göründüğü bir dönem, 3)İşletmenin daha dikkatli davranmasının gerektiği
bir dönem, 4)İşletmeye bir çeki düzen verme fırsatı dönemi, 5)İletişimin yüksek derecede olmasının gerektiği
bir dönem, 6)Yeniden yapılanmanın gerektiği bir dönem -İşletmelerin
Kullandıkları Kriz Çözme Yaklaşımları,Bunlar,erken
uyarı sistemi,dinamik ve esnek planlama,esnek ve organik örgüt yapısı,etken
iletişim,işletme değerleme,örgüt geliştirme,sürekli iç ve dış çevre,tutum
araştırmaları ve diğer yaklaşımlardır. En fazla tercih
edilen %22.23 oranla iç ve dış çevre analizidir.Ayrıca,erken uyarı
sisteminin krizi çözme konusunda kullanılabilecek ve kullanılan bir
sistem olduğu de ortaya çıkmıştır. -Kriz
Sonrasında Karşılaşılan Sonuçlar, Bunlar; -Kararların merkezileşme eğilimi -Örgütün zayıf yönlerinin ortaya çıkması -Hızlı karar alma zorunluluğu -Etkin stratejilerin geliştirilmesi -Örgütte gerilimin artması -Takım ruhu oluşturma -Değişikliklere uyumun zayıflaması -Gelecekteki krizlere hazırlıklı olma -Çalışanlar arasında karşılıklı güvenin
sarsılması olarak sıralanabilir. Olumlu sonuçlar olan stratejilerin geliştirilmesi ile gelecekteki krizlere hazırlıklı olma,14’er kişi(%19.44 oranla) tarafından tercih edilmiştir.Bunun dışında 10 kişi(%13.89 oranla) de olumsuz bir sonuç olan kararların merkezileşmesi eğilimini seçmiştir.Örgütün zayıf yönlerinin ortaya çıkması %11.19 oranla tercih edilmiştir. -Fırsat
Dönemi Yargısının Analizi,Yöneticiler, “Kriz dönemleri
işletmelerin kayıplarını en aza indirdiği,kazançlarını ise en yüksek
noktaya çıkardığı bir fırsat dönemidir” yargısına katılmamaktadırlar.Çünkü
kriz dönemleri gerçekten işletmeler için çok riskli dönemlerdir ve
dikkatli olmadıkları taktirde işletme tasfiye olabilmektedir. -Kriz
Yönetimi Eğitiminin Nasıl ve Nereden Alınacağı,Yöneticilerden 28 tanesi(%41.18 oranla) eğitim çalışmalarının
hizmet içi eğitim şeklinde yapılmasını tercih etmişlerdir.Semineri
tercih edenlerin oranı ise %38.24’dür.Konferansı %13.24 ile üçüncü
sırada tercih etmişlerdir.Panel seçeneği ise %7.35 ile en az tercih
edilmiştir.Buradan hareketle yöneticilerin,çalışanların konu hakkındaki
eğitimlerinin hizmet içinde alınması eğiliminde oldukları sonucu çıkarılabilir.Öte
yandan birçok işletme tarafından bu çalışmaların yapılmadığı
bilinmektedir.yapılacak bu tür çalışmalarla çalışanlar ve hatta yöneticilerde
konuyu daha iyi anlayabilecekler ve gereğine inanacaklardır. Son
olarak,işletme yöneticilerinin kriz yönetimi konusundaki önerilerini
öğrenme amacıyla sorulan soruya verilen cevapları genel olarak
belirtelim; 1-Kriz dönemlerinin artık bir yaşam tarzı olarak
değerlendirilmesi gerektiği, 2-Yönetim konusunun öncelikle firma yöneticilerine
anlatılmasının gerektiği, 3-Kriz yönetiminden çok krize hazırlıklı olmanın
gerektiği, 4-Devletin ekonomik istikrarı sağlayıcı
politikalar geliştirmesi gerektiğidir.
12.Kriz
Dönemlerinde İşletmelerin Uyguladıkları Stratejiler Kriz dönemlerinde şirketler farklı stratejiler
uygulamaktadırlar.Bazı şirketler istihdamlarını,üretimi azaltırlar,piyasaya
kısıtlı mal verirler.Bu yöntem günü kurtarmaya yönelik bir yaklaşım
olarak değerlendirilir ve uzun vadede şirkete zarar verir,şirkete
duyulan güvenin azalmasına sebep olur.Bu nedenle geleceği gören kriz yönetim
anlayışları uygulanmalıdır. Türkiye’de
yaşanan ekonomik kriz nedeniyle bazı şirketlerin uyguladıkları kriz dönemi
stratejilerini ele alalım; -Borusan ,kriz döneminde, günün
koşullarını aşmaya yardımcı olacak yol ve yöntemleri kazandıracak
iç ve dış eğitimlere, çalışma gruplarına, proje çalışmalarına
ağırlık verdi. İşlerin
gerektirdiği özellikleri taşıyan kadrolarla bu yolculuğu yapmak için
performans değerlendirme ve geliştirme aksiyonları üretti.
Ana
paydaşları olan müşterilerini, çalışanlarını, tedarikçilerini,
kamu oyu ile stratejik iletişim kanallarını ve enstrümanlarını şeffaf
ve sürekli canlı tutmayı amaçladı. İş
zenginleştirici, çok yönlü sorumluluk taşıyıcı iş süreçleri ve
içerikleri yapmaya devam etti. Ve
en önemlisi görünür bir karşılıklı güven unsurunu başarının
vazgeçilmez önkoşulu görüp buna odaklı bir yönetim stilini hayata
geçirdi.
-Hewlett-Packard,uluslararası bir firma olduğu için genellikle
çok kontrollü gidiyor ve gereksiz riskler almıyor. Bunun sonucunda
finansal anlamda çok ciddi krizler yaşamıyor. Tabii ki genel
etkilenmeye paralel olarak küçülebiliyor ve daha içe dönebiliyor.Fakat,HP
kriz döneminin belli ölçüde fırsatlara dönüştürülebileceğine
inanıyor. Birinci
adım olarak, mümkün olduğunca mali riskleri azaltmaya çalışıyor. İkinci
adım olarak ise insan gücünü korumaya özen gösteriyor. Eleman
kaybetmenin de yeni bir eleman kazanmanın da firmaya maliyeti yüksek,bu
nedenle her krizde uygulanacak en son nokta insan gücünü azaltmak
oluyor. Tıkandığında ise farklı
çözüm yollarını uygulamaya alıyor. Çok zorlandığı dönemlerde
yurtdışına üç veya beş aylık gibi dönemlerle iş gücü
transferi yapıyor. -Tefal,2001
yılının mayıs ve haziran ayında küçük çaplı bir kriz
beklentisiyle bütçesini hazırladı ve yıl içinde %15 küçülmeyi
hedefleyerek hareket etti.Ancak ekonomik kriz beklenenden önce gerçekleşti.Tefal,krize
karşı mevcut bayilerini korumak yönünde ilk önlemleri aldı.Çalışanların
moralini yükseltmek için en çok satış yapan mağaza ve elemanını seçip,ödüllendirme
yoluna gitti. -Arçelik,kriz döneminde yatırımlarına devam etti.Öncelikle stoklarını eritmeye yönelik çalışma yürüten Arçelik,bunun için esnek üretim politikası uyguladı,ayrıca iç pazardaki talep daralmasının olumsuz etkilerini ihracat ile aşmaya çalıştı.
Sonuç Krizler örgütlerin ve toplumların yaşamında karşılaşılabilecek kaotik durumlardır ve karmaşa yaratırlar. İş dünyasında sık görülmeye başlayan kriz dönemleri,işletmeleri doğrudan etkide bulunamadıkları olaylarla karşı karşıya bırakmaktadır.Bu nedenle,işletmeler her geçen gün daha yoğun olarak kriz yönetimi tekniklerine başvurur hale gelmişlerdir.Örgütlerin istenmeyen bir durumla karşılaşmaları halinde yürürlüğe girmesi beklenen uygulama olarak bilinen kriz yönetimi;örgütlerin zarar gören imajlarının düzeltilmesi,örgütün kendi doğasından dolayı karşılaşılması muhtemel olumsuzlukların önlenmesi ya da en az zararla atlatılabilmesini sağlama amacını taşımaktadır. Yapılması gereken krize ve onun yaratacağı sonuçlara önceden hazır olmak, gerekli önlemleri almak, erken uyarı sistemleri geliştirmek ve krizin yarattığı kaotik durumu başarıyla yönetmek, krizi en az hasarla atlatmaktır.İşletmeler daha kriz sözkonusu olmadan gerekli çalışmaları "kriz yönetimi" çerçevesinde planlamalıdırlar.Özellikle de,bugünü kurtarma endişesi içinde gelecek tümüyle tehlikeye düşürülmemelidir. Öncelikle mevcut durum (gerek dış, gerekse şirket içi faktörler) iyi analiz edilerek şu an neredeyiz sorusu net bir şekilde cevaplanmalıdır. Burada ekonomik faktörler, sektörün durumu, mevcut pazar ve diğer dış faktörler iyi analiz edilmelidir. Ayrıca şirket içi analiz yapılarak şirketin mevcut durum karşısındaki güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmalıdır. Bununla birlikte şirket için fırsat ve tehditler ortaya konmalı ve krizi fırsata dönüştürecek tedbirler uygulamaya alınmalıdır. Kısacası, stratejiler ve planlar gözden geçirilmeli ve gereken revizyonlar yapılmalıdır. Artan rekabet ortamında "operasyonel verimlilik" çok önemli bir unsur olmakla birlikte, kriz zamanlarında olmazsa olmaz bir koşul haline gelmektedir. Verimliliği artırıp, tasarruf sağlayacak önemler derhal uygulamaya alınmalıdır. Tasarruf deyince sadece eleman çıkarmak akla gelmemelidir. İş süreçleri verimli hale getirilmeli ve teknolojinin daha etkin kullanımı gündeme alınmalıdır. Stok yönetiminde yapılacak iyileşmelerin bile önemli tasarruflar sağladığını gözardı etmemek gerekir. Kriz ortamında nakit yönetimi daha kritik hale gelecektir. Nakit yönetimi çok daha yakından takip edilip, etkinliğini artırma yoluna gidilmelidir. Kriz Yönetimi sürecinde yöneticiler belirli yeteneklere sahip olmalıdırlar.Başarı için insan unsuru ve özellikle ekip çalışması çok önemlidir. İnsanlar işimi kaybeder miyim endişesinde değil, şirkete nasıl değer katarım konusuna odaklanmalıdır. Motivasyon üst düzeyde tutulmalı, ekip çalışması ve başarı için herkesin efor sarfetmesi gerektiği özellikle vurgulanmalıdır. Fedakarlık gerekirse de bu eşit ve adilane paylaşılmalıdır. Sonuç olarak,günümüz koşullarında çağdaş işletmeler,amaçlarını gerçekleştirirken karşılaşabilecekleri krizlere karşı ayakta kalabilmek için kriz yönetimini mutlaka uygulamalıdırlar.
KAYNAKLAR * Yönetim Dergisi,Yıl:7,Sayı:23,Ocak 1996,s.19-31,Türkiye'deki Sanayi İşletmelerinde Kriz Yönetimi Sorunlarının Çözümlenmesi Üzerine Bir Araştırma * Filiz Peltekoğlu,Kriz Yönetiminde Halkla İlişkilerin İşlevi,Verimlilik Dergisi,1993/2 * Ömer Bozkurt, Turgay Ergun, Seriye Sezen, 1998 Kamu Yönetimi Sözlüğü, Ankara,TODAİE Yayın No: 283. * Halil Can,Organizasyon ve Yönetim,1997 * Peter F. Drucker,Yönetim Görevleri,Sorumlulukları,Uygulamaları,Çeviri: * Fatoş Dilber,Ankara,ODTÜ Basım İşliği,1994 * Hüseyin Özgen,İşletmelerde Organizasyon Geliştirme Üzerine Bir Uygulama,A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi,Ocak-Aralık,No:1-4,1987,Ankara * Kriz Yönetimi,Harward Business Review,MESS,İstanbul,2000 * Şebnem Arıkboğa,Kriz Ortamında İşletme Yönetimi,İktisat Dergisi,Şubat-Mart 2001,Sayı:410-411,s.52 * "35 Şirketin Krize Karşı Mücadele Yöntemleri",Ekonomist Dergisi,15-21 Nisan 2001,Yıl:11,Sayı:2001/15,s.22 * Nurullah Genç,Zirveye Götüren Yol:Yönetim,İstanbul,Timaş Yayınları,1995 * Melek Vergiliel,Kriz ve İşletme Yönetimi,Alfa Yayınları,İstanbul,2001 * Philip B. Tack,Kriz Zamanı Yönetim,İstanbul,İlgi Yayıncılık,1994 * www.personelonline.com
Pınar Cener (Yazar hakkında: 12.08.1981 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler son sınıf öğrencisidir) [1] Hüseyin Özgen,Murat Türk,Türkiye’deki Sanayi İşletmelerinde Kriz Yönetimi Sorunlarının Çözümlenmesi Üzerine Bir Araştırma
|