|
WWW.DANISMEND.COM
PAZARLAMA
BLOGLARINDAN ÇEVİRİLER
KARŞIT
Yukarının karşıtı aşağıdır.
İçerinin karşıtı ise dışarı.
Bu ikisi kolay ve tek boyutludur.
Steve Jobs'un karşıtı Bill Gates'dir.
Şu ya da bu şekilde Steve ve Bill'in bir hayli ortak yönleri vardır.
Ancak onları karşıtlar olarak düşünmekte fayda vardır çünkü
onların yaklaşımları, kişilikleri ve markaları hakkında pek çok şey
öğrendik.
Starbucks'ın karşıtı Dunkin Donuts 'dır.
Başlı başına bir kahve dükkânı değil ve evde bir kahve de değil.
Diğer taraftan Dunkin Donuts'un karşıtı ise Starbucks değildir.
Bu yüzden birisi, sabah kahvesini almak istediğinde tercihi genelde ev
ya da Dunkin' den yana olur. Bu kişinin tercih grupları arasında
Starbucks yer almaz.
Markanızı bu şekilde tanımlamak, yersiz bir rekabeti görmezden
gelmenizi ve kim olduğunuzu ya da kim olmadığınızı kavramanızı
kolaylaştırır.
Bill Clinton ve John Edwards ise Rush Limbaugh' ın karşıtı değildir
ancak Al Franken karşıttır.
Blackberry iPhone un karşıtı değildir ancak "plain jane"
Motorola telefon karşıttır. Apple bu durumu anladı, Blackberry ise
bunu anlamış gözükmüyor. Food Network ün karşıtı ise yerel kitapçılarda
yemek kitaplarının üzerinde uzun uzun düşünülen saatlerdir ya da
belki Good Hausekeeping mecmuaları ya da Gourmet'dir…
Yapması en zor şeylerden biri karşıtı olmayan bir marka bulmaktır.
Aykırı oynayacak bir çıkar yolunuz yok.
Takımınız karşıtınızın kim olduğu konusunda sizinle hemfikir mi?
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/08/the-opposite.html
UZUN VADELİ PAZARLAMAYA YATIRIM
YAPIYOR MUSUNUZ?
Hızlı bir çözüme ihtiyaç duyduğunuzu
biliyorum, sonucu şimdi istiyorsunuz ve size taze bir şey gerek.
Kendinize şu soruyu sorun:
İş dünyasında ne kadar süre var olmayı planlıyorsunuz?
Eğer bir yıldan daha fazlaysa, o zaman size oradan ayrılırken meyve
vermesi zaman alabilen ancak eninde sonunda önemli kazançlar ortaya
koyan temel pazarlama uygulamalarına yatırım yaparak uzun dönemli büyümeniz
için tohumları ekmeye başlamanız gerektiğini öneriyorum.
Bu tohumlar içerik, ilişki ve topluluktur.
İçerik; bir blog, makaleler, bilgilendirme ürünleri, resmi broşürler,
kullanım kılavuzları, workshoplar ve podcast'lerdir.
İlişki; muhtemel müşterileriniz ve var olan müşterilerinizin firmanızla
daha derin deneyimler yaşamasını sağlayan bir yoldur. Bu ilişki görüntüyle,
sesle, kişisel hikâyenizle, ya da satış eğitimine yapılan bir yatırımla
olabilir.
Topluluk; müşterileri beraber öğle yemeğine ikna ederek, toplantı
odanızı kar amacı taşımayan yerel gruplara uygun yaparak, etkin çevrimiçi
forumları sunarak, eğitim etkinliklerine devam ederek ve resmi başvuru
ağları yaratarak rol oynayabilir.
Yukarıdaki aktivitelerin bazıları 3C ile de örtüşmektedir ve bunlar
herhangi bir gerçek sonuç kazandırmadan önce uzun süren bir yatırım
gerektirebilir. Bunların hepsi sonuçların ortaya çıkması için uzun
vadeli taahhütler gerektirir.
http://www.ducttapemarketing.com/blog/2007/05/16/are-you-investing-in-long-term-marketing/
NEDENLER VE BAHANELER
Çoğu kurum yeni bir şey yapmak için
"sağlam bir neden"e ihtiyaç duyar.
Yenilik yapmamak için ihtiyaç duydukları tek şey, eften püften bir
bahanedir. Ve çoğu kez yapılan şeyi durdurmak için dava açma gereği
duyarlar.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/06/reasons-and-exc.html
RİSK ALIN
Pazarlamacıların çoğu, ürünlerin
satın alımının risksiz olduğunu ikna etmek için her şeyi yapacaktır.
'Risksiz',ve 'memnun kalmazsanız paranızı geri iade ediyoruz' gibi
terimleri biz kullandık bile.
B2B satıcıları sık sık riski 'kurumların onlardan satın almayı
bitirmedikleri 1. neden olarak' derecelendiriyor.
Merak ediyorum.
Ağızdan ağza pazarlama doğrudan riskle orantılıdır.
Eğer ben risk alırsam ve iyi bir sonuç ortaya çıkarsa bunu herkese
anlatırım.
Ortada risk yoksa bu ilgi çekici yani dikkate değer değildir ve bitiş
noktasıdır.
'Hizmetimizi deneyerek / ürünümüze inanarak / bizimle sorumluluğu üstlenerek
tamamen bir risk aldınız ve sizi takdir ediyoruz'
Marka öncüleri ve erken benimseyenler tutumlarıyla iftihar ederler.
Savaş hikâyelerini paylaşmak kendimizi iyi hissettirir.
Risk alıcınızla iftihar edin.
Onlar size sempati sağlayacak.
Benimsenmesi riskli ürünler yaratın, eğer tümseği aşarsanız buzz
yani fısıltıyla ödüllendirileceksiniz.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/04/take_a_risk.html
YARDIM EDEBİLİR MİYİM?
Adeta söylemesi faydasız bir sözdür.
Bir gençle konuşmanızı bitirmek istiyorsanız ona sadece 'okul bugün
nasıldı?' sorusunu yöneltin.
Bir müşterinizle konuşmanızı bitirmek istiyorsanız ona
Size sıcak bir içecek hazırlayayım mı?
Sigorta şirketinizle ilgili en kötü şey nedir?
Ya da
Bir dilim mi yoksa iki dilim mi? gibi soruları sormak yerine sadece '
Yardım edebilir miyim? ' sorusunu yöneltin.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/05/may_i_help_you.html
MÜŞTERİLERİNİZİN DAHA KOLAY
KARAR VEREBİLMELERİNE YARDIMCI OLABİLİYOR MUSUNUZ?
Ya müşterilerinizin karar almasını
destekliyorsunuz ya da kargaşa yaratıyor ve buna engel oluyorsunuz.
Muhtemel müşterileriniz karar alırken düzinelerce küçük karar alırlar.
Pazara girmeyle ilgili kararlar; pazarı tarama.
Ürünlerinizi ve rakiplerinizi öğrenmeyle ilgili kararlar; teknik anlamında
alışveriş kararı.
Ürünlerin ilk deneyimleriyle ilgili kararlar; deneme kararı.
Satın almayla ilgili kararlar; alış kararı.
Genişletilmiş kullanım kararları; Ürünün kullanımı, değiştirme
imkanı..
Bütün bunlar için verilen kararlar ve kullanmayı deneme kararı; çıldırmak
ve yaymak.
Farklı müşterilerin bunların her birini yapmak için birçok farklı
yolu vardır. Her birinin kendi kurallar bütünü vardır.
Pazarlama materyalleriniz ve faaliyetleriniz müşterilerinizle nadiren
tam uyum gösterir. Bu yüzden çok fazla inceleyici ve alıcı, çok az
çılgın hayran vardır.
İnsanlar reklâmınızla ve satış personelinizle hiç olmayacakları
kadar kendi arkadaşlarıyla aynı fikirdedir.
Bu yüzden womm (kulaktan kulağa pazarlama), klasik pazarlamadan çok
daha güçlüdür.
Bundan öğrendiğimiz ders şunları yapmanızı gerektirir;
" Tarama aşamasından, yayma aşamasına kadar olan bütün bu küçük
adımları düzenleyin.
" Bu aşamaları daha yalın, kolay, hızlı, ve eğlenceli yapmak için
daha fazla zaman harcayın.
" Büyük küçük tüm engelleri, bariyerleri,manileri ve tıkanıklıkları
bulun ve ortadan kaldırın. Engeliniz olmasın.
" Sadece ürün ara yüzü ile ilgili kullanıcı deneyiminden ziyade
tüm karar verme sürecine odaklanın.
" Çok daha fazla zamanı, enerjiyi ve kaynağı baştan sona müşteri
karar verme sürecini etkin ve eğlenceli hale getirmeye harcayın.
Geleneksel pazarlama zaten bilgiyle yüklenmiş insanlara bilgi küreklemeye
çalışarak ortamı karmaşıklaştırır.
Bu karar yumuşatma yaklaşımını, müşterilerin inişli, çıkışlı
geçen karar verme sürecindeki tümsekleri düzleştirmek için womm
(kulaktan kulağa pazarlama) ve diğer teknikleri istihdam ederek
kullanabilirsiniz.
http://wordofmouth.typepad.com/george_silvermans_word_of/2007/01/index.html
BİR MİLYON DOLAR NASIL KAZANILIR?
Bir milyon kişinin her birinden bir
dolar kar elde etmek popüler olan tek yöntemdir. Ya da yüz milyon kişinin
her birinden bir penny. Bu bir Çin stratejisi ve neredeyse hiç işe
yaramaz.
Neredeyse hiç işe yaramaz çünkü bu kadar çok kişiye ulaşma iddiasında
bulunmak tam anlamıyla çok fazla.
Bu hem çok riskli hem de çok pahalı. Sadece bir dolar ya da bir penny
beklemeniz önemli değil.
Fiyat sorun değil, zor olan fikrinizi yaymak.
Bin kişinin her birinden bin dolar kazanmak hatta yüz kurumdan on bin
dolar kazanmak çok kolaydır. Kendi aralarında konuşan küçük bir
insan grubuna odaklanabilirsiniz. Daha küçük bir alana dalabilir ve
inanılmaz satışları daha kolay yaptığınız tavsiye ve hâkimiyet düzeyine
ulaşabilirsiniz.
Eğer bunu yaparsanız bu süreci daha çabuk öğrenmiş olursunuz. Satış
başına çok kazanıyor olmanızdan dolayı, gereken zamanı gerçekten
ne satıldığını kavramak ve çok geç olmadan süreçteki teklifleri düzenlemek
için kullanabilirsiniz.
İroni ise gerçekten önemli marjları olan geniş insan kitlelerine ulaşan
birçok ürün ve hizmetin olmasıdır (mesela Windows ya da bir fincan
Starbucks). Her iki dünyanın da en iyisini oldular çünkü ilk önce küçük
topluluklar kazanmak üzerine odaklandılar ve bu daha büyük pazarlara
girmelerine öncülük etti.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/06/how-to-make-a-m.html
ORTALAMA
Tamam, bu doğru. Her kategoride, her iş
kolunda insanların yarısı ortalamanın altındadır.
Bu pazarlamacılar için önem taşımaktadır.
Önem taşımakta çünkü müşterilerinizin ortalamadan daha zeki
olmalarını bekliyorsanız potansiyel pazarın yarısını kaybedersiniz.
Çünkü projeyle başa çıkmak olağanüstü bir çaba gerektiriyorsa,
bunun sadece bazı (ekip gücünün yarısından daha az) ekip üyelerinin
uğraşacağı bir şey olmadığını daha iyi fark edersiniz.
Aynı şey danışmanlarda, tasarımcılarda ve evet, işe aldığınız
avukatlarda da aynı.
Kitlesel pazarlama, zincirin tamamında yer alan herkesin sadece basit bir
ortalama olduğunu farz ederse en iyi sonucu verir. Hatta azıcık daha aşağıda.
Beklentilerinizi azalttığım için üzgünüm.
Öte yandan, ortalama insanlar için, ortalama insanlar tarafından
ortalama ürünlerin sadece sizin konunuz olmadığı varsayımıyla işe
başlarsanız, niş pazarlama başarılı olabilir.
Hatırlayın, satış beklentilerinizin niş yakarışınızla aynı doğrultuda
olması gerekse de müşkülpesent olun. Çok iyi bir ekip oluşturun. Şaşırtıcı
insanlarla çalışın. Sadece, yaptığınızı herkesin sevmesini
beklemeyin.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2006/10/top_10_secrets_.html
PAZARLAMA SÜRECİNİN EN İYİ 10
SIRRI
Size pazarlamada yol gösterecek 10
taktik;
1. Parayı tüketmeyin. Fikrinizi yaymak her zaman umduğunuzdan daha
fazla zaman alır ve daha çok maliyet gerektirir. Paranızı ona göre bütçelendirebilirsiniz
yoksa başarısız olabilirsiniz.
2. İlk defada doğruyu bulmayacaksınız. Kampanyanızın yeniden keşfedilmesi,
düzenlenmesi ya da ufak parçalar haline getirilmesi gerekecek. Bunu
hesaba katın.
3. Uygun seçimler çoğu zaman en iyi seçimler değildir.
4. Yakın danışmanların akıldışı ve fazlaca benimsenen düşünceleri
göz ardı edilmelidir. Logonuzu beğenmiyorlarsa bunun bir önemi yok.
5. Sizi sinirlendiriyorsa bu muhtemelen iyi bir fikirdir. Haklı olduğunuzdan
eminseniz muhtemelen haklı değilsinizdir.
6. Bir nişe, bir özelliğe ve bir pazara saplantı derecesinde
odaklanmak, herkesi tatmin etmeye çabalamaktan daha iyi bir fikirdir.
7. Bazı konularda, ya görüşlerinize sadık kalmanız gerekecek ya da
piyasanın gösterdiklerini yapmanız gerekecek. Her ikisini de yapmak güçtür.
8. Pazarlamada uzlaşma adeta her zaman kötü bir fikirdir. A uç değeri
başarılı olabilir. B uç değeri de başarılı olabilir ama A ve B'
nin ortasında bir değer nerdeyse hiç başarılı olamaz.
9. Test edin, ölçün ve en iyi şekilde kullanın. Başarılı olanı
anlayın ve daha fazlasını yapın.
10. Okuyun ve öğrenin. Bir milyon ipucu, örnek olay incelemesi, kitap
ve ispatlanmış taktik var. Bunlardan haberiniz varsa göz ardı
edemezsiniz çünkü başka birinin geçen hafta yaptığı hatanın aynısını
yapacak kadar ne paranız, ne de zamanınız var. Bu konuda ipuçlarını
bulmak bunu yapmaktan daha ucuz ve hızlıdır.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2006/10/top_10_secrets_.html
PARA BEKLEMEDEN BAŞLAMAK
John Hammond'un (John, Bob Dylan, Aretha
Franklin, Bruce Springsteen ve Count Basie'yi keşfeden kişi)
biyografisini okurken, zenginliğini kendi çabasıyla yarattığını
anladım.
Woz, Apple bilgisayarları ilk ürettiğinde bu işten nasıl çok para
kazanırım diye düşünmemişti ve Nolan Bushnell, o da Pong'u ilk çıkarttığında
bir video oyun endüstrisi yaratacağını düşünmemişti. Cory,
boingboing takımı, Digg, Yahoo! ve bunlar gibi daha bir çok web sitesi
yıllardır hiç kar amacı gütmedi. Aynı şey Julia Child, Gene
Roddenbery,ve Dean Kamen için de geçerli.
Nitekim, örnekleri çoğalttıkça görüyoruz ki öncülerin parada gözü
yoktu. Akıllılardı ve çarpıcı inovasyonlar gerçekleştirdiler.
Bundan çıkarılacak ders; inovasyonunuzdan kar elde etme amacı güderseniz,
inovasyonunuz başarısız olur.
İlk ironi, dünyanın 1 numaralı gazetecileri öncülere para hakkında
sorular sordular ve aldıkları cevaplara inanamadılar. Öncülerin yalan
söylediğini düşünerek, asılsız cevaplar uydurdular. Çünkü trend
olanı onlar da göremediler. Bu konudaki ikinci ironi ise, öncü olmak
isteyen insanlar düzenli bir maaş ve bol paralı seçeneklere odaklandı,
hep en avantajlıyı aradılar.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2006/09/doing_it_for_fr.html
ZEHİRLİ ELEMANLAR
Zehirli elemanlar iş arkadaşlarıyla, müşterileriyle
zorluk yaşayanlardır. İki büyük şeyi karıştırırlar.
1. "Müşterilere veya muhtemel müşterilere nasıl yardımcı
olabilirim" ile " Bu insandan nasıl kurtulur da işime dönerim"'i
2. "Bu insana saygıda kusur etmeyerek nasıl daha iyi bir gün geçiririm"
ile " Bu insan neden bana hak ettiğim saygıyı bana göstermiyor?"u
.
Davranışlarını değiştirmeleri konusunda çoğunlukla kabadayılıkla
karşılaşıyorlar çünkü kendileri de birer kabadayılar. Yöneticiler
zehirli elemanlardan kaçınmak için zehirsiz elemanlarla çalışmayı
tercih ediyorlar. Eğer bir işletmede zehirli çalışanlar modelse, o
zaman o işletme için söylenecek pek bir şey kalmamış, benim iddiam
bu sizin hatanız, elemanların değil.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/07/toxic-employees.html
ÖNCE KÜÇÜK
Düşük maliyetli veya sermayeyle
girilebilen bir işin içinde olmanın lüksü, hızlı bir şekilde işinizi
ölçeklendirebilmenizdir. Bir satış elemanından 100 satış elemanına,
bir mağazadan 20 mağazaya, hiç franchisedan binlerce franchise'a büyüyebilirsiniz.
Ölçeklendirirken önemli olan bir şeyi unutuyoruz; eğer elinizdeki bir
taneyken işinize yaramıyorsa, bir düzine de olsa işinize yaramayacaktır.
Eğer bir politikacı dinleyicilerini bir konuşmasında etkileyemiyorsa,
daha büyük bir topluluğun karşısında tekrar konuşmasına gerek
yoktur, vakit öldürmektir.
100 kişiye attığınız e-posta eğer işe yaramadıysa, bilin ki 1000
kişiye de atsaydınız da sonuç değişmeyecektir…
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/07/small-before-bi.html
İLK OLARAK..
Bazı müşterilerinizden vazgeçmeye başlamadan
önce, geri kalan müşterilerinizi tatmin ettiğinizden emin olmalısınız.
Sprint'in büyük kusuru, çoğu okuyucunun belirttiği gibi, müşterilerinin
neredeyse yarısının onları sevmemesi. Bu sevmeyen 1000 kişilik
gruptan kurtulmak, sonucu pek de değiştirmeyecektir.
Öyleyse yapılacak ilk iş; Müşteri tatmini konusunu ciddiye almak.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/07/the-first-thing.html
PAZARLAMA ZAMANI
Akıllı pazarlamacılar pazarlamanın
reklâmcılıktan daha ziyade olduğunu bilirler. Burada gözden kaçırılabilecek
bir taktik var ki o da zaman.
Domino kısa bir süre için 30 dakikada teslimat yapıyor.
Fedex hala bunu yapıyor.
Ancak sizin hikâyenizin bir parçası olarak zamanı kullanmak bunlardan
daha kurnazca olabilir.
Bir doktor hasta listesine fazladan hasta kabul ettiğinde, hastanın
randevu için 10 ya da 30 dakika beklemesi normaldir. Bu olay hastaya
hakikaten apacık uygulanır.
Peki, kim daha önemli?
Bu pazarlama çabası hasta ve doktor arasındaki ilişki biçimini
etkilemiyor mu?
Her bir işi yapılması gereken zamanda bitirmesiyle övünen bir müteahhit
ne yaptığına bakmadan güçlü bir hikâye anlatıyor.
Reklâmdan daha etkili ve gerçekten ucuza bir pazarlama yapıyor.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2007/04/marketing_time.html
PAZARLAMA YARATICILIĞINI ÖLDÜREN 2
ŞEY
" Birincisi korku
Hayal ettiğin şeyi uygulaman gerekeceğindeki
korku.
Başarısız olacağın korkusu.
Saçma şeyler yapacağın ve emsallerin tarafından gülünç bulunacağın
korkusu.
İşten çıkarılabileceğin korkusu.
Fikrinle ilgili sert ve beklenmeyen bir tepki olabileceği korkusu.
Değişim korkusu.
" İkincisi ise hayal gücü eksikliği
Bu meslekte tanıştığım her bir
bireyin şaşırtabilecek bir yaratılıcılığa sahip olduğuna inanıyorum.
Siz ve başka birileri radikal ve dikkate değer şeyler yaratabilirsiniz.
Öyleyse bu niçin daha sık olmuyor?
Tabiî ki korku büyük bir paya sahip ancak bu bir de hayal gücü
eksikliği.
Aslında bazı insanlar bir şeylerin daha iyi olabileceğine inanmazlar.
Şimdiki durumun yapabileceklerinin en iyisi olduğuna inanırlar.
Dolayısıyla bakmazlar, zorlamazlar ve başka bir şey sormazlar.
Korku bir duygudur ve bu duyguya mantıkla karşılık vermek imkânsızdır.
İkinci soruna gelince;
Hayal gücünün var olduğunu bilmek yeterli olmalı. Bu konuyu hallettiğini
düşündüğünde, meraklanman için yeterli bir sebep olacak. Acaba 2.
perdenin arkasındaki şey daha mı iyi diye düşüneceksin.
http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2006/10/the_two_things_.html
WWW.DANISMEND.COM
"PAZARLAMA
GURULARINDAN ÇEVİRİLER "
PROJE EKİBİ
Memet Özkan, www.danismend.com editörü memetozkan@yahoo.com
Aslı Demirci, Anadolu Üniversitesi İngilizce
İşletme 4.sınıf öğrencisi aslidemirci@gmail.com
Nur Özer, Anadolu Üniversitesi İngilizce
İşletme 4.sınıf öğrencisi ozernur@yahoo.com
|